X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Alzheimer Fenerbahçe
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Alzheimer Fenerbahçe

  • Giriş Tarihi: 18.8.2013 12:23

Transfer politikasından dünkü teşhis-tedavi hatalarına kadar, Ersun Yanal ülkeye dün gelmiş bir yabancı hoca gibi.Takım yılların kazanımlarını unutmuş, en iyi yaptığı işlere dahi acemi kesilmiş. Ancak hiçbir teknik direktör hatası, ilk golde ceza sahasında bırakılan 2 oda 1 salon boşluğu açıklamaya yetmez.

İlk yarının sonlarında yayıncı kuruluşun sunucuları, 2-0'lık üstünlüğü yorumlamaya çalışıyordu. Çıkışa geçen Fenerbahçe'nin ayak sesleri miydi yoksa Konya'nın hatalarından-kapasitesinden mi kaynaklanıyordu?
Sonra belki de sırf adet yerini bulsun diye "Ama maç bitmedi daha" diye de eklediler. Belli ki onlar da mucize bir geri dönüşe ihtimal vermiyordu pek.
Fakat hesaba katmadıkları bir şey vardı: Ersun Yanal...
Rakibin fahiş hatalarından da yararlanarak gelen suni skor sadece yorumcuları değil hocayı ve futbolcuları da aldatmıştı belli ki...

* İkinci yarı bekleri ileri çıkararak, önde basıp Fenerbahçe'nin yumuşak karnına çalışarak ve kaybedecek birşeyleri kalmamasının ayaklarına getirdiği cesaretle yüklendi ev sahibi Torku Konyaspor. Fenerbahçeli oyuncularda ise "Maç bitti, bu sıcakta niye uğraşıyoruz ki hala" rehaveti hakimdi. Akıllar çoktan Arsenal maçına gitmişti.

BEKLERİN YÜZYILLIK YALNIZLIĞI

* Konya, beklerin de çıkmasıyla orta alanda hep bir fazla pas opsiyonu bulmaya başladı. Önden neredeyse hiç destek almayan devşirme bek Topuz ve yorgun Hasan Ali'nin üzerine giderek, arkasına sızarak pozisyon bulmaya başladılar. Fenerbahçe çıkamıyor, senelerdir ezberlediğinin aksine pasla oyunu da tutamıyordu. Açılan oyun Fenerbahçe'nin dengesini hepten bozdu.

* Tam da bu noktada Ersun Hoca girdi devreye. 40 yıllık santrafor Webo'dan sağ kanat yarattı. Kanadı olabildiğince açtı... Sow zaten sol önde, neredeyse gün aşırı maça çıkan Hasan Ali'yi "yüzyıllık yalnızlığa" itmişti. Caner'le kanada destek, sahaya direnç katmak gelmedi nedense akla.
Kredisi asla bitmeyen "sevimli hayalet" Baroni ve yorulan Emre de eklenince Fenerbahçe hepten düştü oyundan. Yumruk üstüne yumruk yemeye başladı.

DEĞİŞİKLİKLER İYİCE YUMUŞATTI

* Yetmedi, fizik ve kafa olarak hiç hazırlanmadığı her halinden belli Salih'i alarak takımı daha da "yumuşattı" hoca. Üstelik en iyi haliyle bile orta alanda pivot oynaması imkansız genç adamı Emre'nin yanına koyup Baroni'den bir de forvet arkasında yararlanmayı (!) denedi. Belli ki top yapıp oyuna tekrar hakim olmayı düşünüyordu. Ama tam tersi oldu. Direnci daha da düşürdü. Oyunun merkezini tümüyle teslim aldı ev sahibi.
Ve o Salih 1'inci bölgede çalım sevdasına kapılıp topu rakibin ayağına verdi. Webo'nun arkasında iyice ezilen Topuz da önce rakibi içeri döndürdü sonra da yere yatarak penaltıyı yaptırdı.
Sahneye, o ana kadar hem kurtaran hem de oyun kuran Mert çıktı o anda. Penaltıyı da çıkardı alt doksandan.
Ve kaçan o penaltı maçın kırılma noktası oldu. Ancak Fenerbahçelilerin beklediği anlamda değil. Yaklaşık 20 dakikada 3 gol buldu Konya, kaçan penaltının moral bozukluğuna kapılmadan üstelik de.

TAKIM BİLDİĞİNİ DE UNUTTU

* Ersun Hoca tercihinde; takımı, ülkeyi bilmesi çok önemli rol oynadı. Ama transfer planlamasından başlayarak, dün ikinci yarıda gelen bariz teşhis-tedavi hatalarına kadar sanki havalimanına daha dün ayak basmış bir yabancı hoca gibi.

* Yok hükmündeki Krasic sorununu bir türlü çözemeyip Holmen'e lisans çıkartmamak, lige sadece bir tane eli yüzü düzgün (PSV) hazırlık maçıyla başlamak gibi lüksleri yok Fenerbahçe'nin.

* Son 10 yıldır, kadrolar isimler değişse de belli özellikler genlerine sinen Fenerbahçe'nin hafızası sıfırlandı adeta. Takım savunması, topa sahip olma, sakin pas özelliklerini bir anda unutuverdi. Kocaman döneminin en büyük kazanımlarından kompakt yapının yerinde yeller esiyor. Taktik repertuvar genişleyeceğine daralıyor.
Bu durumun en net göstergesi de sezon başından beri sahanın yıldızlarının hep aynı olması: Volkan, Mert ve Alves... Resmi maçlarda galibiyet sayısı ise 1...
Geçiş dönemi sancıları deseniz, sahadaki oyun hocanın bir devrim gerçekleştirip yeni bir oyun öğretmeye çalıştığına dair ipucu vermiyor. Kadro mühendisliği de böyle bir değişime işaret etmiyor. Bu oyuncu portföyüyle eskiden çok farklı bir futbol oynamanız imkansız gibi.

* Evet bu satırların sahibi dahil pek çokları Salih'den umutlu. Evet oynamalı dedik. Evet "10 numara" için en uygun alternatif dedik. Fakat onu hazır duruma getirecek, geliştirecek olan da "oynasın" diyenler değil herhalde.
Defalarca söyledik, Salih Uçan bir projedir, fiziğinden mantalitesine, oyun görüşünden, lisan eğitimine kadar her detayıyla işlenmesi gereken bir potansiyeldir. Ve dünkü görüntüsü gösterdi ki böyle bir proje yok kimselerin kafasında.

SADECE HOCA MI?

* Tabi tüm faturayı hocaya kesmek haksızlık olur. Yaklaşık değeri 150 milyon euro olan bir oyuncu grubunun daha ilk maçtan bu denli bitik ve hatta gamsız olmasına, hiçbir teknik-taktik izah bulunamaz. Hiçbir oyuncu değişikliği, ilk golde ceza sahasının solunda oluşan 2 oda bir salon boş alanı açıklayamaz.

Arsenal sınavı öncesi hatırlamakta fayda var:
Fenerbahçe taraftarının üzülmesi, yıpranması için yeterince olay oldu zaten şu son 2 sezonda. Yeterince neden var zaten. Kimsenin buna yenilerini eklemeye hakkı yok.

degerlibulent/twitter.com

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.