X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Türkiye'de kendimi krallar gibi hissediyordum"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Türkiye'de kendimi krallar gibi hissediyordum"

  • Giriş Tarihi: 26.10.2013 13:19 Güncelleme Tarihi: 26.10.2013 13:21

Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) ekiplerinden Bayern Münih'in Fransız futbolcusu Frank Ribery, ''Türkiye'de kendimi krallar gibi hissediyordum'' dedi.

UEFA tarafından bu yıl Avrupa'da en iyi oyuncu seçilen Ribery, Galatasaray'da geçirdiği dönemin unutulmaz hatıralarla dolu olduğunu söyledi.

Galatasaray'a transfer olduğunda 21 yaşında olduğunu hatırlatan Ribery, şöyle devam etti:

''Bu benim için çok iyi bir seçimdi. Orada yarım sezon kaldım ancak İstanbul'da unutulmaz anılarım var. İstanbul, harika bir kent ve taraftarlar da olağanüstü. Türkiye'de kendimi krallar gibi hissediyordum. Herkes beni çok seviyordu. Galatasaray'ın efsanelerinden biri olan Hakan Şükür gibi bir yıldızla birlikte oynama imkanı da buldum.''


''Her zaman takım için oynarım''


Ribery, oyun içerisinde hiçbir zaman bencil olmadığını ve her zaman takım için oynadığını belirterek, ''Sahada olduğum süre içerisinde, bundan keyif almaya çalışıyorum. Oyun seviyemi her geçen gün daha fazla geliştiriyorum. Umarım uzun bir süre daha böyle devam edebilirim'' diye konuştu.

Hafta içerisinde oynadıkları Viktoria Plzen karşılaşmasında kullandığı penaltı vuruşunun ardından Alman basınında çıkan ''Robben ile tartıştı'' iddialarını değerlendiren Ribery, şunları söyledi:

''Biz tartışmadık. Aramızda kısa bir sohbet oldu. Tüm oyuncular ve teknik direktörümüz Pep Guardiola penaltıyı Robben'in kullanması taraftarıydı. Ancak o kullanmak istemedi ve ben de sorumluluğu üzerime aldım. Aramızda hiçbir anlaşmazlık olmadı. Hem rakiplerime hem de takım arkadaşlarıma karşı sayıgısı olan bir insanım. Onların güçlü ya da zayıf olmaları mühim değil. Sahada yüreğimi ortaya koyarım.''


''Çevremdekileri mutlu etmek benim misyonum''


Fransız futbolcu, hayatın küçük şeylerden oluştuğunun farkında olduğunu ifade ederek, ''Bu nedenle, maçların ardından beni sokakta gezerken durduran herkesle konuşur onlara imza veririm. Çevremdekileri mutlu etmek benim misyonum. Bu benim hayat parolam'' dedi.

İnsanlara saygı göstermeyi küçük yaşlarda, babasından öğrendiğini anlatan Ribery, şunları kaydetti:

''Küçük yaşlardayken yoksul olmanın ne demek olduğunu hissettim. Babam bizler için çok çalışırdı. Bana, 'kazanan' karakterini veren de odur. Hayatın içindeki zor dönemlerde yeniden doğmayı ondan öğrendim. Hayatımın her döneminde ayaklarımın yere basmasını o öğretti. Bu nedenle bugün hayatın her anından zevk almaya çalışıyorum. Her şeyden önce gerek sahada gerekse saha dışında insanları mutlu etmeyi seviyorum. Mesela sahadayken top bana gelince taraftarlar benden çok şey bekliyor. Bunu hissettiğimde, kazanmak için, gol atmak için ve onları mutlu etmek için her şeyimi ortaya koyuyorum.''


''Babamla birlikte inşaatta çalıştım''


Ribery, çocukluk günlerinde zor ve yoksul bir hayat sürdüğünü hatırlatarak, şöyle konuştu:

''Geçimimiz için gerekli parayı kazanabilmek için babamla birlikte inşaatta çalıştım. Küçükken de futbol oynardım. Futbolun benim için okuldan daha önemli olacağını biliyordum. Daha doğrusu, futbol sayesinde hayatta kalmamız için gerekli parayı kazanabileceğimi biliyordum. Ancak böylesine büyük bir kariyer sahibi olacağımı hayal dahi etmemiştim. Fransa birinci ya da ikinci liginde oynayabileceğimi düşünüyordum. Babam ve eşim benim en büyük desteğimdi. Onlar, elde ettiğim başarılara ulaşmamda bana yardım etti. Futbol bana her şeyi verdi.''


Eşi için İslam'ı seçti


Cezayir asıllı olan eşi Wahiba Belhami için 2002 yılında İslam dinini seçen ve Bilal isminini alan Ribery, ''Dinim, benim özelimdir. İnançlı biriyim ve İslam dinini tercih ettiğim günden beri kendimi zihinsel açıdan gelişmiş ve güçlenmiş hissediyorum. Din, benim karakterimi ve dünya görüşümü değiştirmedi'' diye konuştu.

Sezon başından itibaren Bayern Münih'in teknik direktörlüğünü yürüten Pep Guardiola hakkındaki görüşlerini de dile getiren Ribery, ''Pep Guardiola, dünya üzerindeki en büyük teknik direktörlerden biri. Anlayışlı birisi ve oyuncuları ile sohbet etmeyi seviyor. Soyunma odamıza birçok yenilik getirdi. Onunla da kupalar kazanmaya devam edeceğiz. Süper Kupa'yı kazanarak iyi bir başlangıç yaptı'' değerlendirmesinde bulundu.


''Uzun yıllar Bayern'de kalmak istiyorum''


Fransız futbolcu Ribery, uzun yıllar Bayern Münih'te forma giymek istediğini belirterek, bunu sadece pozisyonundan dolayı değil, ailesinin de Münih kentinde mutlu bir hayat sürdüğü için istediğini ifade etti.

Ribery, 2014 Dünya Kupasına katılabilmek için kasım ayında Ukrayna ile oynayacakları play-off maçına dair şunları söyledi:

''Zor bir maç olacak. Üzerimde hiçbir baskı olmadan oynayacağım. Rakip savunma için elimden geldiğince tehlikeli olmaya çalışacağım. Zor olacak çünkü her zaman üç ya da dört oyuncu sizin yakınınızda oluyor. Ancak ne olursa olsun, Brezilya'ya gitmek istiyorum. Çünkü eğer Dünya Kupası'na gidemezsem, Altın Top Ödülünü de kazanmam da zor olacak.''


Dünya Kupası'ndaki favorisi Almanya


Ribery, 2014 Dünya Kupası'ndaki favorisinin Almanya olduğunu açıkladı.

Almanya'nın kazanmak için her şeye sahip olduğunu kaydeden Ribery,
''Takım ruhu ve bireysel anlamda harika oyuncuları var. Ancak yine de zor olacak. Onların dışında, kupaya çok aday bulunuyor. Bunlardan biri de biziz, Fransa. 2006 yılında harika bir Dünya Kupası geçirdik. Ancak finalde şansız bir şekilde İtalya'ya kaybettik. Şimdi daha tecrübeliyim. Şampiyonlar Ligi'ni kazandım ve sadece Dünya Kupası'nı kazanmak kaldı. Bu benim hayalim'' diye konuştu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.