X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Uluç: Eskişehir hakemi de yendi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Uluç: Eskişehir hakemi de yendi

  • Giriş Tarihi: 5.2.2014 08:54 Güncelleme Tarihi: 5.2.2014 09:39

Bu hafta Galatasaray'ın galibiyetini değerli hale getiren, biraz da Fenerbahçe'nin yenilmesiydi. Eskişehir, bu sezon son dakikalarda aldığı puanlarla ün yapan güçlü rakibini, 83. dakikada attığı golle; yani bir nevi kendi silahıyla vurdu. Fenerbahçe'de, bir rehavet söz konusu mu?
Ne diyeceğimi tahmin ediyorsun!.. "Fenerbahçe'yi her takım yenebilir. Yeter ki Fenerbahçe'den korkmasın; Fenerbahçe'nin üstüne oynasın. Yeter ki son dakikalarda geri çekilmesin; kapanmasın. Çünkü Fenerbahçe'nin sağ bekinden sol bekine hepsi, gol atma yeteneği olan adamlar. Sen kapanıp da bunların hepsini 18'ine getirdiğinde, golü yersin. Fenerbahçe'nin formülü bu... Ama savunması kötü; üstüne gittiğinde dağıtırsın, üstüne gittiğinde gol atarsın. Yeter ki öne geçtiğinde geri çekilme; oynamaya devam et" diyordum.
Eskişehir ne yaptı; maç hiç beklenmedik bir zamanda, ilk yarının sonunda 1-1 olduğu zaman, Ertuğrul Sağlam ikinci yarıya nasıl başladı? 'Beraberliği koruyayım' diye mi; yoksa 'Bir tane daha atayım' diye mi çıktı?
2-1'den sonra ne yaptı Ertuğrul Sağlam; 'üç olsun' diye oynadı.
Son dakikaların coşkulu takımı Fenerbahçe, bu defa karşılayan taraftaydı. Sahasından çıkamadı.
'Son dakikaların coşkulu takımı'nın sırrı, Fenerbahçe'nin coşkusu değil. Son dakikalarda coşkulu görünmesi, rakip takımın 11 kişi ile kendi 18'ine çekilmesinden kaynaklanıyor.
Kalecisi hariç, her oyuncusu golcü olan takıma karşı; sen kendi 18'inde oyunu kabul edersen, golü yersin. Biri olmazsa, birini atıyor adamlar... Bugüne kadar da atıyorlardı ve ben de her seferinde, "Yapmayın, etmeyin, korkmayın, çekinmeyin" diyordum.
Maç bitti; ertesi gün 'Ne diyecekler' diye gazetelere baktım. 'Eskişehir hakemi de yendi' diyen, bir tane gazete yoktu!.. Bir de hakem (Mustafa Kamil Abitoğlu), göklere çıkarılıyor!..
Hakemin bir büyük hatası varmış: Kuyt'ın elle attığı golü vermemiş!.. Ben böyle şey görmedim!
Şimdi, pozisyonu şöyle düşünelim: Kuyt, aynı pozisyonda topla beraber kaleye giderken, Eskişehir kalecisi uçuyor; kayıyor. Elleri, Kuyt'ın ayaklarına takılıyor ve Kuyt, takla atıyor. Bütün medya, 'Penaltı' diye ayağa kalkmaz mı? 'Kaydı da eli oradan, Kuyt'ın ayağına değdi' diye... Böyle bir şey yok!
Kuyt'ın, auta giden topu sürükleyerek ve de vurarak -vurduğunu da görüyoruz- kaleye soktuğunu görüyoruz; hâlâ, -Sevgili Rıdvan Dilmen başta- 'Golü vermedi' diyorlar.
Ersun Yanal oyuncularına, 'Hücuma kalktığı anda rakibi, faulle durdurun' diyor. Ersun Yanal'ın takımlarında bu var; hangi takımı yönetirse yönetsin, var… Türkiye'nin hakemleri bunu bilmez mi!...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.