X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Usta yazarlar Fenerbahçe- M.United maçını yorumladı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Usta yazarlar - M.United maçını yorumladı

  • Giriş Tarihi: 21.10.2016 01:38 Güncelleme Tarihi: 21.10.2016 09:10
Usta yazarlar Fenerbahçe- M.United maçını yorumladı
Usta yazarlar Fenerbahçe- M.United maçını yorumladı

Sabah gazetesinin usta yazarları UEFA Avrupa Ligi'nde oynanan M.United - maçını yorumladı.

Erman TOROĞLU

F.Bahçe taraftarına yazık

Bakınız beyler... Manchester United- maçının yorumunu yazacağım ama nereden başlayalım? İsterseniz önce uçaktan başlayalım. Havada cam patlıyor. Hayati tehlike var ama enteresandır kameralar çalışıyor, pilot kabininden görüntüler var. Pilot kabininden görüntülerin alınması ne derece doğru. Çünkü uluslararası bir olayda bu uçak mecburi iniş yapıyor. Bu görüntülerin alınması yasak. Peki bu uçak İstanbul'dan kalkıp Manchester'a gidebilir mi? Yoksa bu uçak kısa mesafelerde mi kullanılır? Bu işlerde hayati tehlike ne kadardır? Ondan sonra da çıkıp kulüp başkanının ve yöneticilerin bazı beyanatlarını insanlar nasıl dinlerler? Gelelim maça... Taraftar, "Yönetim istifa" diye bağırıyor. Bu bağırma neticeye göre mi, yoksa takımın içinde bulunduğu duruma göre mi? Bakınız arkadaşlar; Kulübü doğru yönetilmiyor. Size bugün bin tane bahane söyleyeceklerdir. Peki ben size başka bir şey söyleyeyim. Dün akşam sahada İbrahimoviç var mıydı? Yoktu. Peki dün akşam Manchester takımı, son oynadığı Liverpool maçındaki kadrodan kaç oyuncuyu bu maçta kullanmadı? 7 oyuncu... Yani şunu diyor Manchester; "Yahu kardeşim ben belli takımlara karşı tam takımla çıkarım, bazı takımlara karşı da ikinci takımımla çıkarım." İnanılır gibi değil. Arkadaşlar, Fenerbahçe seyircisi aldatılıyor, yazık oluyor. Bir gece evvel 'ı seyrediyorsunuz, bir gece sonra F.Bahçe'yi seyrediyorsunuz. Beşiktaş da mağlup olabilirdi. F.Bahçe de belki tesadüfen kazanabilirdi. Ama iki takım arasındaki futbola baktığınızda birinden keyif aldık. Beşiktaş'tan... Niye, şahsiyetli bir futbol oynadılar. Mağlup olurlar mıydı? Olurlardı... Fenerbahçe'ye bakıyorsunuz. Ne oynadı? Futbol mu? Hayır. Top mu oynadı? O da hayır. Peki ne oynadı? Bugün beyanatları duyarsınız; "Hakem çok kötüydü. Manchester sahası çamurdu. Bizim hakkımızı UEFA yedi" İMZA: Aziz Yıldırım. Ama şunu unutmayalım. Mourinho son maçtan 7 futbolcuyu oynatmadı, İbrahimovic yoktu. Ama F.Bahçe yönetimi. "Niye bize karşı İbrahimovic'i oynatmadın. Bizi aşağıladın ey Mourinho" da diyebilir. Mourinho da bu tehdit karşısında dizleri ve ayakları titrer, "Gelecek maçta mutlak oynatacağım merak etmeyin" der!

Rıdvan DİLMEN

Acı olan skor değil durum

Karşılaşmanın 55. dakikasında Yasemin kardeşim beni aradı; "Hocam yazıyı yazalım mı?" dedi... Yasemin için o dakikada maç bitmişti... Aslında sadece onun için değil 45. dakikada atılan 3. golden sonra tribünler, televizyon başındakiler, gazetedekiler, saha içindeki oyuncular, teknik direktörler, hakemler kısaca futbolla ilgili kim varsa herkes için bu maç bitmişti. Acı olan da skor değil zaten, acı olan bu durum... Zor bir periyoda giren Manchester United, 3. golden sonra Premier Lig'de Chelsea ile yapacağı maçı oynamaya başladı. Hoca ve oyuncuların kafasında bu maç vardı. Karşılaşmayı da bu yüzden antrenman maçına çevirdiler. Bu da acı. 4-0'dan 4-1'e gelen prestij golünü tüm Manchesterliler alkışladı. Maç 0-0'ken atılsa alkışlarlar mıydı acaba? İşte bu da acı. 90 dakikayı Manchester United sıfır, Fenerbahçe tek sarı kartla bitirdi; bu da acı... Yani sıfır reaksiyon. Rakip de kartlık faul yapmamış, Fenerbahçe kartlık faul yapmadığı gibi itiraz da etmemiş. Yani isyan da yok... Bu da başka bir acı. İki takımın ligdeki konumları hemen hemen aynı. İkisi de iyi başlamadı. Oyuncuların yüzüne baktığım zaman zaten mağluplar, bu da acı. Teknik olarak diyebiliriz ki 3 ön libero ile çıktı. Kadrom kısıtlı eyvallah ama Manchester'ın savunmasını topsuz koşturacak tek oyuncu Emenike. Özellikle 0-0 giden oyunda ihtiyaç vardı, hoca tercih etmedi. İkinci yarı Fenerbahçe atak oynadı. Bu tamamen Manchester izin verdiği için, kendimizi aldatmayalım. Maç başladığında Mourinho ve Manchester 1 gol istedi, Fenerbahçe yedi 4 gol. Mourinho ve takımı 4 gol attı demiyorum, Fenerbahçe yedi. Pogba'nın attığı gol muhteşemdi ama kırılgan yüz hatları ve duygularıyla oynayan, adeta penaltı golüyle zaten maçı kaybettiğini düşünen bir takım vardı. Fenerbahçe'nin bundan sonra yapacağı tek şey kafasını havaya kaldırmak. Daha sezon başı, grupta da iddian var ama kolay mı gözüküyor? Hayır! Zor gözüküyor. Fenerbahçe'nin belki şampiyon olacak ya da Avrupa'da başarılı olacak kadrosu yok ama Fenerbahçe bu kadar kötü takım değil. Şener'in, Hasan Ali'nin, Topal'ın, Souza'nın, Van Persie'nin, Emenike'nin aklınıza kim gelirse gelsin hepsinin beyinlerini yıkayıp bir şokla (adını siz koyun bu teknik direktör değişikliği anlamında değil) sol göğüslerindeki amblemin anlamını Türkçe ve İngilizce olarak okumalarında fayda var. Hem teknik heyetin hem de oyuncuların. Yoksa Manchester United'a ne ilk ne de son kez yenilecektir Fenerbahçe. Ama bu Manchester'e karşı (4 tane de atsa) 48 dakika boyunca bitmiş bir oyun oynamak acı.

Gürcan BİLGİÇ

Sıradan takım sıradan yönetim (2)

Önemli olan ne yenilgi ne de skor.. Bu maçın dersinde 'tükeniş' var. Süper Lig'de hiçbir varlık veya yaratıcılık gösteremeyen ekibin, böylesine zorlu bir deplasmanda farklı olmasını beklemek hayalcilikti. Herkes penaltılara takılacaktır. Evet; kolay kararlardı. Hatta bizim hakem hocalarımıza da sorarsak 'Penaltı, penaltı gibi olmalı' diyeceklerdir. Ama 'Elin hakemi' öyle demiyor. Bir gün önce Beşiktaş maçında eleştirdiğimiz yorumlarla, bir gün sonra Manchester'da aynı pozisyonlar karşımıza geldi. Demek ki UEFA, ceza alanı için 'dokunulmazlık' istiyor, bizim MHK bizimkilere 'görmeyin' diyor. İlk yarı üç farklı bittiğinde, en güvendiğimiz ismin (Kjaer) en çok hata yapan olması enteresan. Bu maçı yaşarken tecrübeli oyunculara farklı bakarız. Çünkü onlar, ne yapacaklarını en bilenler olmalı. Neredeyse pozisyona girmeden devreyi 3-0 galip bitiriyorsa Manchester, burada ilk önce kalite sorgulanmalı. İki penaltı kararında da gol pozisyonu yok. Acemiliğe bakın... Üçüncü golde acemilik zaten zirve yaptı. Bundan sonrasını nasıl anlatacak, nasıl farklı olacaksınız? Eğer takım olarak gücünüz ve kaliteniz sınırlıysa, bu noktada teknik direktörün devreye girmesi lazım. Advocaat sadece, Emenike'nin yerine Roman Neustadter'i koydu 11'e. Bir defansif değişiklik ile maçı değiştirebileceğini zannetti. En basit mantıkta rakibin gol atacağını hesaplayıp, en azından beraberlik için tabela yapması gerektiğini bilmeli ve bunun için bir ekstra plan üretmeliydi. Oyuna baktığımızda böyle bir sürprizi bize düşündürecek hiçbir farklı görevlendirme yoktu. Önde top tutup, muhtemel baskıyı mümkün olduğunca kalenizden uzak tutmak adına da bir planınız olmalıydı. Bu etapta da Volkan Şen 'Güdük' kaldı. Van Persie ise yardımsız ve passız. Bu kadro, düz ve bir şeyler yapmaya çalışan futbolculardan kurulu. Oyun akılları da yok, oyun lideri de.. Bilmiyorum aslında Advocaat'ı da eleştirirken haksızlık mı yapıyoruz. Duran topları, kornerleri santrforuna (Van Persie) kullandırmak zorunda kalacak kadar çaresiz. Fenerbahçe adına işler iyi gitmiyor. Bir an önce oyuncuların aralarında toplanıp, yönetime veya teknik direktöre gerek kalmadan kemikleşmeleri lazım. Bu konuda bazılarının da sorumluluk alması lazım.

Murat Özbostan

Fenerbahçe maçı Ağustos'ta kaybetti!

Hadi lig maçlarını bir kenara koyalım.. Burası Avrupa, prestiji, önemi, havası başka.. Motivasyonu farklı, bu maçın sonucu Türkiye için önemi ayrı.. Bir gün önce Beşiktaş, Napoli'yi İtalya'da yenmiş.. Şu maça motive olmak için bir sürü nedeniniz var. Manchester United'a karşı Perşembe günü maç yapıyorsunuz, bütün Avrupa sizi izliyor. Rakibe şut dahi attırmadan iki penaltıyla iki gol hediye etmek nedir? Mata o topla dönse ne olur, Kjaer'in hamlesine gerek var mıydı? Şener niye Martial'i arkasından çekiştiriyor, tam bir komedi.. İşin acı tarafı tam olarak da bu aslında, terlemeden, kendilerini zorlamadan iki şutla, iki penaltıyla 4 atan bir Manchester United.. Futbolda fark yemek var, geçmişte Galatasaray da yedi, Beşiktaş da, Fenerbahçe de.. Mesele rakibe terlemeden maçı hediye etmektir, futbolcular kendilerini burada sorgulamalı.. İşin bir de teknik direktör tarafı var.. Hollandalı teknik adam Advocaat zaten futbolcuları kenara attı çoktan.. Her basın toplantısında "Siz topçu musun.. " diye söylenip duruyor. Yetmiyor, "Benden iyisini bulurlarsa yollasınlar" diyerek postayı koyuyor, herkesin moralini bozuyor.. Bu kadar sakat, eksik varken, saha içi tercihlerine fazla bir şey demek mümkün değil ama ortadaki tablo faciaydı, bunda Advocaat'ın da konuşmalarıyla iyi katkı vermediği ortada.. Fenerbahçe için acı olan şu; kendisine gol pozisyonu hazırlanması gereken Van Persie, takımdaki en teknik oyuncu olduğu için duran topları kullanmak zorunda kalıyor.. Orta sahadaki en ofansif oyuncu, Pereira döneminde 'fazla defansif' diye eleştirilen Souza.. Tablo buyken burada kadrodaki oyunculardan ya da kadronun başındaki hocadan ziyade kadroyu kuranların sorumluluk alması gerekir.. Fenerbahçe bence bu maçı dün akşam değil, Ağustos ayında yaptığı kötü kadro mühendisliğiyle, Nani'yi gönderdiği parayı 10 numara yerine Skrtel'e yatırdığında kaybetmişti. Bu yüzden mesele Kjaer'den, Şener'den ötede, büyük resimde...