X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Alaçatı esnafı şampiyon!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Alaçatı esnafı şampiyon!

  • Giriş Tarihi: 24.5.2013 08:49

Geçen hafta sonu, haydi artık sezonu açayım deyip Perşembe gününden attım kendimi Çeşme’ye… Fakat öyle bir tarih seçmişim ki, ortalık yağmur fırtına!

Fecir Alptekin

Perşembe günü bulutların arasından yakalayabildiğim kısacık güneş banyosunu takiben başladı Çeşme'de sert rüzgarlar, devasa bulutlar ve hatta gök gürültülü sağanak yağışlar. Bir de üstüne tahmini polen kaynaklı "alerji" problemim eklenince, Cuma sabahı uyandım davul olmuş iki gözümle… Artık bu havada ve bu sağlık koşullarında yapabileceğim tek aktivite vardı, o da Alaçatı sokaklarında gezinmek!

Kemal Paşa Caddesi üzerinden başladım meydana doğru süzülmeye. Tabii hava kötü, Alaçatı boş, dükkanlar tenha… Hal böyle olunca, yazın yoğun dönemlerinde benzerine az rastlanacak bir sohbet imkanı çıkmıştı ortaya.

Şuna karar verdim ki dünyanın en dost, en misafirperver, mizah duygusu en gelişmiş ve en sıcakkanlı insanları Alaçatı'ya toplanmış! Girdiğim her dükkanda ayrı güler yüz, dostluk, ikram ve muhabbetle karşılandım…

Hanımlar buraya!
Yol üstündeki ilk durağım, Kemal Paşa Caddesi'nin girişinde hemen sağ taraftaki "K & S Jewellery" oldu. Benden söylemesi, kadınlar için müthiş tehlikeli dükkanlardan biri… Sahibi Kutlay Gökpınar tarafından el işi üretilen takıların neredeyse hepsi "tek". Kutlay Bey kış aylarında dünyanın dört bir yanını dolaşarak topladığı (Afrika boncuğu, Tayland antikası vs) parçalarla yeteneğini ve becerisini konuşturup tamamen özgün modeller ortaya koyuyor.



Malum, alerji durumumdan yazımın başında bahsetmiştim. Kutlay Bey'in de hemen dikkatini çekiyor durum. İnanın kendisi benden çok endişeleniyor; doktor – eczane – ilaç tavsiyesi derken takıları bırakıp alerjimin derdine düşüyor… Ayrılırken de "Lütfen bir ihtiyacınız olursa aramaya çekinmeyin" diye bin kez söylemeden edemiyor…
www.k-sjewellery.com

Taka'dan inmesek!
İkinci durağım az ileride solda, yine kadınlar için tehlikeli bir nokta olan "Taka"… Aslında herkesin bildiği bir dünya markası; laf aramızda Paris Hilton'ın bile buradan alışveriş yapmışlığı var. Tamamen kendi desen baskılarıyla üretilmiş eşsiz kumaşlardan tiril tiril yazlık elbiseler, etekler, pantolonlar, bluzlar… Taka'ya karşı koymak gerçekten güç. Hele bir de benim gibi geçen sezondan kalma indirimi yakalarsanız adrenalin iyice yükseliyor!



Yine içeri girdiğim anda şefkatle kucaklanıyorum: "Ah ağlıyor musunuz?"… Malum gözlerim alerjiden şiş ve kıpkırmızı ya hani, ev sahibemiz dünyalar tatlısı Bülbin Hanım'ın gözünden kaçmıyor bu durum. Hemen hastane tarifleri, ilaç tavsiyeleri başlıyor. Alerjiyle başlayan sohbetimizi dizginlemek çok güç, kimyalar tuttu bir kere… Kız kıza dertleşiyoruz diyelim! O keyifsiz halime öyle iyi geliyor ki Bülbin Hanım'ın sohbeti, anlatamam. "Bir daha mümkünü yok, size uğramadan geçmem" deyip yoluma koyuluyorum yeniden… http://www.takawear.net/

Günün yıldızı!
Taka'dan çıktıktan sonra az ileriden meydana doğru sola kıvrıldığımda, yine sol kolda bulunan "Isla Bonita"nın vitrininde çok çarpıcı renk ve desenlerde objeler yakalayıveriyor dikkatimi hemen. İşte benim için günün keşfi!



Evet, Isla Bonita sayesinde İzmirli genç ressam Erdem Yalçın'ın işleriyle tanışıyorum… Sanatçının özgün desenleri ve el işi boyamayla hazırladığı taş, şişe, tabak, tahta kaşık gibi objelerin hepsi "tek". Ben an itibariyle kendisinin işlerine odaklanıyorum ama mekanda daha pek çok sanatçının takı, bez bebek, mutfak eşyası gibi tasarımları mevcut.
www.alacati-islabonita.com

Ah o kolyeler!
Isla Bonita'dan çıktıktan sonra iki adım atamıyorum ki yine hemen solda, başka bir harikalar diyarında buluyorum kendimi: "Passo Plus". Burada kocaman gülümsemesiyle Bergüzar Hanım karşılıyor beni: "Kahve yaptırayım mı?". O kadar tatlı ki… Yemekten önce aç karna içmeyeyim deyince, hemen alternatifini sunuyor: "Çok güzel kızartmam var"!



Mekandaki takı ve giysiler Bergüzar Hanım'ın kızı Seyran Oktürk tarafından yurtdışından getiriliyor. Hele bu yıl Paris'ten gelen o boncuklu, rengarenk kolyeler var ki hiçbir kadının kayıtsız kalabileceğini sanmıyorum. Zaten kısa süre önce yapılan Ot Festivali sırasında çoğu tükenmiş… Seyran Hanım'ı zevkli seçimlerinden dolayı içtenlikle kutluyorum! http://www.passoplus.com/

Asma yaprağına aşk!
Artık güzel bir yemeği hak ettim… Tabii öncesinde meydandaki eczanelere uğrayıp şu göz alerjime çare bulmakta fayda var! Tahmin edeceğiniz gibi burada da yine aynı şefkat ve ilgiyle karşılanıyor, sadece ilaç değil moral de depolayıp karnımı doyuracağım mekana doğru ilerlemeye başlıyorum.



Eczaneleri geçip sağa dönünce yol ve en önemlisi de "kokular" beni kendiliğinden "Asma Yaprağı"na götürüyor zaten. Ağaçlar altında bir bahçe, mavi – beyaz tahta sandalyeler, huzur ve lezzet… Kabak mezesi Sinkonta, Çalkama, Girit Kabağı, bugüne dek yediğim en güzel deniz börülcesi, mercimek fava ve soğan erkeği! Hepsi küçük küçük tabaklarla servis ediliyor, gayet şık bir sofra kuruluveriyor hemen önünüze… Ve hepsi ayrı ayrı lezzetli. Hiç abartısız, hayatımın en güzel yemeklerinden biri! http://www.asmayapragi.com.tr/



Bulutlardan kalan...
Bu Alaçatı gününü güneşsiz, ıssız, soğuk ve yağmurlu geçiriyoruz ama benim keyfim yerinde. Karnım doymuş, gözüm doymuş, gönlüm doymuş… Bulutlardan kalan tatlı bir günün hatırasıyla dönüyorum geriye. Hani bir zamanlar dilimize pelesenk olmuştu: Havalar nasıl olursa olsun!

İşte aynen öyle… Şimşekler de çaksa üzerimize Alaçatı'da lezzet, dostluk ve muhabbet şahane!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.