X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Konya'nın "Kapadokyası" keşfedilmeyi bekliyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Konya'nın "Kapadokyası" keşfedilmeyi bekliyor

  • Giriş Tarihi: 17.2.2014 11:23

Meram ilçesinde yer alan ve görünümüyle Kapadokya'yı andıran Kilistra Antik Kenti, Helenistik ve Roma dönemine uzanan geçmişi, tarihi dokusu ve coğrafi güzellikleriyle Türkiye'nin önemli turizm merkezleri arasına girmeyi hedefliyor.

Konya kent merkezine 50 kilometre uzaklıktaki, yeni adı Gökyurt olan Kilistra Antik Kenti, kayalara yapılmış oyma kilise ve şapelleri, bugüne kadar gelmiş sarnıç ve su kanallarıyla Orta Çağ Hristiyanlığının izlerini taşıyor.

Görünümüyle de Kapadokya'yı andıran antik kent, yeni proje ve yatırımlarla turizme kazandırılmayı bekliyor.

Kilistra, 2 bin yıla uzanan geçmişiyle Orta Çağ Hristiyanlığının en önemli merkezleri arasında yer alıyor.

"Saklı kent" olarak da isimlendiriliyor


Helenistik dönemde yerleşimin başladığı tespit edilen antik kentin bulunduğu alanda yapılan arkeolojik kazılarda, Roma dönemine ait mezar taşındaki "Kilistra" ifadesinden adını alan kent, Orta Çağ'da Hristiyanlığı seçmiş halkın; putperestlerin ve yağmacıların yoğun baskıları sonucu buraya gizlenmiş olmalarından dolayı "saklı kent" olarak da isimlendiriliyor.

Oyma kayalara yapılan konakları, Orta Çağ, Bizans ve Türk mimarisi bakımından oldukça zengin olan bu yerleşim yerinde, 4'er kaya mezarı ve sarnıç, 2'şer manastır ve kilise ile 8 şapel bulunuyor.

Köprüleri, sarnıçları, şaraphaneleri, ibadethane ve seramikhaneleriyle görenleri adeta bülüyeyen Kilistra, ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.


"Kilistra ziyaretçilerini bekliyor"


Kentteki kaya oyma mimarisini inceleyen Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi İlker Mete Mimiroğlu, AA muhabirine yaptı açıklamada, Kilistra'nın Orta Çağ dönemine ait, kırsal bir yerleşmenin çok iyi korunmuş örneği olduğunu söyledi.

Antik kentin, Konya'daki diğer bir tarihi yerleşim yeri olan Sille'den daha zengin ve özel bir bölge olduğuna dikkati çeken Mimiroğlu, "Avrupa'daki ülkeler buradaki toplumdan en az 8-9 asır sonra Hristiyanlıkla tanıştı. Dolayısıyla burada Hristiyanlıkla ilgili çok fazla eser var. Bu da Kilistra'nın turizm açısından büyük potansiyeli olduğunu gösteriyor" dedi.

"Kapadokya'dan farkı, özgün olması"


Mimiroğlu, Kilistra'nın kanalizasyon sistemi, sarnıç, kilise ve mezarlar gibi yapıların orijinal halinini koruduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Buna benzer yapılar Kapadokya'da da var. Fakat Kapadokya'daki mekanlar günümüzde de kullanılıyor, yeni mağaralar açılıyor. Kilistra bölgesinde ise insanlar yeni mağara açmıyor. Böyle olunca buradaki tüm eserlerin, en orijinal haliyle, Roma ve Bizans'a ait olduğunu anlıyoruz. Bu bölgedeki doğal ve tarihi zenginlikler, el değmemiş özgün mirastır. Belediyelerin veya ilgili bakanlıkların bu bölgeyi turizme kazandırması lazım. Yapılacak proje ve yatırımlar, bölgeye yüz binlerce turistin gelmesini sağlayacaktır."
Turizm twitter

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.