Türkiye'nin en iyi haber sitesi

1000 kilometrelik tarih ve lezzet

Giriş Tarihi: 5.3.2014

Diyarbakır'daki Hasan Paşa Pasajı'nda kahvaltı edebilir, 7 bin yıllık Mardin'in sokaklarını arşınlayabilir, Urfa'da sıra gecesine katılabilirsiniz. Antep'te müzeleri gezip Maraş mutfağının lezzetlerini tadabilirsiniz. Güneydoğu sizi bekliyor...

Güneydoğu'da geçen hafta yaptığım 1000 kilometrelik seyahatten sonra şunu söyleyebilirim: Balayına, hafta sonu tatiline Avrupa'ya, Paris'e, Roma'ya giden ama hayatlarında bir kez olsun Ankara'nın ötesine geçmeyenler için çok üzgünüm. Balayınızı ya da tatilinizin minik bir bölümünü Güneydoğu'da ya da Anadolu'nun diğer yörelerinde geçirmenizi şiddetle tavsiye ederim. Hatta bir hafta sonu ailenizi toplayıp, İstanbul'un Şile'sine, Ağva'sına gidiyormuşçasına, Diyarbakır'a ciğer yemeye, Antep'e baklava, Urfa'ya kebap ya da Maraş'a dondurma yemeye gidebilirsiniz. Hem de bunu, hemen hemen aynı paraya yapmanız mümkün. Havayolu şirketleri, ileri tarihlere öyle promosyon bilet satıyorlar ki, otobüs biletinin yarı fiyatına uçak bileti alabiliyorsunuz. Oralarda konaklama ve yemek de çok ucuz. Avrupa'ya bir kişilik uçak bileti parasına iki kişinin üç günlük tatil masrafını çıkarabilirsiniz neredeyse. Geçen hafta yaptığım Güneydoğu seyahatimin, hayatımdaki en doyurucu seyahatlerimden biri olduğunu belirtmeliyim. Güneydoğu'ya en son 11 sene önce, 2003'ün Mart ayında, 2. Körfez Savaşı sırasında gittim. O zaman Irak'taki savaşın Türkiye'ye yansımalarını takip etmiştim. Bir araçla, İskenderun'dan Habur'a kadar 15 gün turlamıştım. Geçen hafta bölgeyi yine arabayla ama bu sefer Diyarbakır'dan başlayıp Gaziantep'e kadar turladım. Sabah 07.00 uçağına bindik, ver elini Diyarbakır...

DİYARBAKIR KAHVALTISI
Diyarbakır denilince akla gelen ilk ritüellerden biri kahvaltıdır. Bizim ilk durağımız da haliyle bir kahvaltı mekanı oldu. Tabii ki Diyarbakır kahvaltısı denilince de akla ilk gelen yer olan Hasan Paşa Pasajı. Öyle kalabalık ki... Kahvaltıya gelenlerin çoğunluğu, Diyarbakır'a Türkiye'nin değişik illerinden gelen gruplar ve az da olsa yabancı turistler.

SU, BÖLGENİN KADERİNİ DEĞİŞTİRİYOR
11 sene önce bölgeye yaptığım seyahatte, Mardin eteklerinde başlayıp Suriye'nin içlerine kadar uzanan Mezopotamya ovası beni büyülemişti adeta. Ancak dikkatimi çeken bir şey olmuştu o zaman. Böylesine geniş bir arazi vardı ama su yetersiz olduğu için bölgede verimli tarım yapılamıyordu. Son seyahatimde 'Su hayattır' tezinin ne kadar doğru olduğuna gözlerimle tanık oldum. Atatürk Barajı, bölgenin kaderini değiştirmeye başlamış bile. Kızıltepe'den Harran'a, kilometrelerce arazi üzerindeki sulama tesisatlarından sanki hayat, medeniyet fışkırıyor. Otobandan geçerken, yemyeşil tarlalar dikkat çekiyor. 11 sene önce yine çok az ağaç olması dikkatimi çekmişti. Şimdi gördüm ki su geldikten sonra geniş alanlar ağaçlandırılmaya başlamış. Yakın bir zamanda dikilen nar ve fıstık fidanlarının bir süre sonra ekonomiyi ve sosyal hayatı daha da canlandıracağı kesin.

BÜTÜN ÇOCUKLAR REHBER OLMUŞ!
11 sene önce bölgeye yaptığım seyahat sırasında, yöre halkından bazılarının, batıdan gelen misafirleri çok sıcak karşılamadıkları dikkatimi çekmişti. Malum, terör yüzünden bölgede çok ciddi gerilim vardı. Bu sefer, bu gerilimin yerini, tam anlamıyla bir hoşgörüye bıraktığını gördüm. Herkes o kadar yardımsever ki sormayın. Müzelerin ücretleri en fazla 1-2 TL. Konaklama ve yemekler çok ucuz. Bir de herkes gönüllü rehber olmuş. Neredeyse 15 yaş altı bütün çocuklar rehberlik yapıyor. Tarihi bir mekana girdiğimizde hemen etrafımızı çok sayıda çocuk sarıyor, "Abi dört dilde tarihi anlatayım?" diye ısrar ediyorlar. O kadar şekerler ki ufacık bahşişlerle saatlerce rehberliğinizi yapabiliyorlar.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
1000 kilometrelik tarih ve lezzet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz