X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Uygarlıkların başkenti Muğla
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Uygarlıkların başkenti Muğla

  • Giriş Tarihi: 5.5.2014 13:46 Güncelleme Tarihi: 6.5.2014 12:33

Karia ve Likya uygarlıklarının hüküm sürdüğü, bünyesinde barındırdığı 22'si düzenlenmiş 195 ören yeri ile ziyaretçileri tarihe yolculuğa çağıran Muğla, tarihi ve kültürel zenginliklerinin oluşturduğu potansiyelle Ege Bölgesi'nin Açık Hava Müzesi konumunda.

Bünyesinde barındırdığı antik kent ve ören yerleri ile ziyaretçilere tarihte yolculuk yapma fırsatı sunan uygarlıkların başkenti Muğla, tarihi ve kültürel zenginliklerinin oluşturduğu potansiyelle Ege Bölgesi'nin Açık Hava Müzesi konumunda bulunuyor.

Bir çok antik kent ve ören yeri UNESCO Kültürel Miras Geçici Listesi'nde bulanan Muğla'daki tarihi mirasları her yıl yaklaşık bir milyon kişi ziyaret ediyor. UNESCO Patentli Muğla'daki bir çok ören yerinde ise kazı çalışması hazırlıkları başladı.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN!

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı ve Pedasa Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Adnan Diler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Muğla'nın Karia ve Likya gibi uygarlıkların hüküm sürdüğü bir yörede kurulduğunu söyledi.

Sahip olduğu doğal güzelliklerinin yanında, tarihi zenginliklerinin oluşturduğu potansiyelle Muğla'nın ülke turizminin en önemli odak noktalarından olduğunu ifade eden Diler, "Muğla çok önemli bir coğrafyada konumlanıyor. Bir taraftan Anadolu'nun güney batısındaki Ege kültürü ve Anadolu'nun iç kısmındaki kültürler diğer taraftan da Kuzey'den gelen kültürlerin etkileri var. Muğla, Akdeniz'in doğu ve batısı arasındaki çok önemli bir noktada yer alıyor." dedi.

Diler, Muğla'nın çok iyi korunmuş bir kent konumunda bulunduğuna dikkati çekerek, "Anadolu'nun her yeri zengindir ama buranın ayrı bir zenginliği var. O zenginlik de doğanın zenginliğindendir. Muğla kıyıları en iyi şekilde korunan illerimizden bir tanesi. Yüzde 70 orman yüzde 30 sit olan bir bölge. Dağlarından yağ, ovalarından bal akan bir memleket olarak tanımlanır. Yabancıların da çok ilgisini çekiyor. Bölge, kayıtlı 192, düzenlenmiş 22 ören yeri ve antik yerleşime sahip. Ama bu sayının çok üstünde bir zenginlik olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu.

Muğla'da UNESCO'nun dünya mirası listesine girecek kadar çok ören yeri bulunduğuna değinen Diler, bölgedeki düzenlenmemiş ören yerlerinin de ayağa kaldırılıp turizme açılmasıyla ziyaretçi sayısının daha da artacağını dile getirdi.

"Bakanlık çok büyük destek veriyor"

Türkiye'deki arkeolojik kazıların Avrupa ülkelerindeki gibi desteklendiğini ve kısıtlı bütçesine rağmen kazılara Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın büyük destek verdiğine vurgu yapan Diler, şöyle konuştu:

"Türkiye'de 300'e yakın kazı var. Bakanlığın bütçesi kısıtlı olmasına rağmen bunlara çok iyi bir bütçe veriyor. Kazılara temsilci gönderiyor, destek veriyor aynı zamanda takip ediyor. Son yıllarda Türkiye'den kaçırılan kazıların geri getirilmesiyle ilgili çalışmalar da var. En son bölümlere gelen yazılarda, bu konuda derslerin verilmesi, korumacılık anlamında bölümlerin kurulması, kaçırılan kazıların akademik düzeyde arttırılması isteniyor. Biz eskiye göre çok farklı düşünüyoruz. Biz, bu topraklardan giden bütün eserleri geri istiyoruz. Onlar buraya ait."

Muğla'nın büyük bir tarihi ve kültürel zenginliğe sahip olduğunu kaydeden Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kral Hekatomnos Kazı Alanı Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Abuzer Kızıl ise son yüzyılın en önemli tarihi eserleri arasında değerlendirilen Karia Kralı Hekatomnos'a ait mezar ve çevresinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan kazı ve restorasyon çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanının, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer aldığını ifade eden Kızıl, Muğla bölgesinin doğa ve sahillerinin güzelliğiyle bir cazibe merkezi olduğunu vurguladı.

Kızıl, ayrıca Muğla'nın çağlar boyunca önemini koruyarak, doğal güzelliğini muhafaza etmeyi başarmış bölgelerden birisi olduğunu, bu kadar antik kentin olmasının bunun bir göstergesi olduğunu dile getirdi.

"Milas, dünyanın cazibe merkezi olacak"

Milas'ın Karya ve Menteşe Beyliği döneminde iki kez başkentlik yapmış, 6 bin yıllık tarihi geçmişi ve içerisinde bulunan 27 antik kent ile son yıllarda yerli ve yabancı ziyaretçilerin ele geçirilen yeni buluntular ile dikkatleri üzerine çektiğini dile getiren Kızıl, şunları söyledi:

"Milas, kültür turizmi açısından dünyanın en önemli cazibe merkezlerinden birisi olacak. Milas'ın çevresine baktığımız zaman hemen yanında Türkiye'nin en iyi korunmuş tapınaklarından bir tanesi olan Heromos bulunuyor. Roma dönemine ait Zeus Heromos tapınağı da orada. Milas'ın 5 kilometre güneyinde yer alan Beçin de bölgenin bugüne kadar gün ışığına çıkarılmış en eski mezarlarına ev sahipliği yapıyor. Beçin kalesindeki kalıntıların pek çoğu Beylikler dönemine, Menteşe dönemine ait. Aynı zamanda Anadolu'da en iyi korunmuş Türk yerleşimi olma özelliği ile öne çıkıyor."

"Dünyanın en büyük mermer kenti Muğla'da"

Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt de Karia bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan Stratonikeia'nın, Anadolu'nun yerli halkı olan Karialılar ve Leleglere ait bir yerleşim yeri olduğunu bildirdi.

Söğüt, dünyanın en büyük mermer antik kenti durumundaki Yatağan Stratonikeia antik kentinin Osmanlı, Roma, Bizans gibi farklı döneme ait eserlerin ortaya çıkarıldığı yaşayan bir kent olduğunu ifade etti.

Kentte araştırma, kazı ve restorasyon çalışmaları yürüttüklerini anlatan Söğüt, son olarak önemli yapıların ayağa kaldırılması için çalışma yapıldığını, her yıl önemli verilere ulaştıklarını kaydetti.
Turizm twitter

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.