X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ne ararsan Van'da var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ne ararsan Van'da var

  • Giriş Tarihi: 4.6.2014

Benzersiz doğa olaylarından inci kefali göçü, Akdamar Adası'ndaki Surp Haç Kilisesi, dev bir kaya üzerinde yükselen Van Kalesi, rekorlara imza atan kahvaltısı... Doğal güzellikleri, tarihi ve kültürüyle Van, keşif meraklılarını bekliyor

Mayıs ayının son günü, sabahın erken saatlerinde Van'a ulaşan uçağımızın camından muhteşem bir manzara görünüyor. Zirveleri karlı dağlar, sarı, kırmızı ve mor kır çiçekleriyle kaplı tepeler ve büyüklüğüyle denizden farksız Van Gölü nefes kesici güzellikte.

BALIKLARIN GÖÇ ZAMANI
Yazın iyiden iyiye kendini hissettirdiği bu günlerde Van dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğruyor. Bunun sebebi dünyada sadece Van Gölü'nde yaşayan inci kefalinin akıllara durgunluk veren yumurtlama mücadelesini izlemek. Van Gölü'nde yaşayan tek balık türü olan inci kefali her yıl, mayıs ve haziran aylarında üremek için, tatlı su kaynaklarına doğru kutsal bir yolculuğa çıkıyor. Akıntının tersine doğru göç eden milyarlarca balık önlerine çıkan engelleri zıplayarak geçmeye çalışıyor. Erciş ilçesindeki Deliçay'a doğru yüzen balıklar, Balık Bendi diye bilinen minik şelaleyi geçmek için mücadele verirken adeta uçar gibi gözüküyor. Yumurtlamak için canla başla mücadele eden balıkların oluşturduğu görsel şöleni kaçırmak istemiyorsanız haziran ayının ortasına kadar Van merkeze yaklaşık 80 kilometre uzaklıktaki Erciş'e yolunuzu düşürmenizde fayda var. İlçede her yıl bu zamanlarda Uluslararası İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali de düzenleniyor.

MİNİK ÇOCUKLARDAN KALE TURU
İkinci durağımız Van Kalesi. Merkeze 5 kilometre uzaklıktaki kale, ovanın ortasındaki dev bir kaya kütlesi üzerine inşa edilmiş. Uzun süre Urartu Devleti'nin başkentliğini yapan Tuşpa'da Urartu Kralı I. Sarduri tarafından M.Ö. 840-825 arasında yapılan Van Kalesi'nde Urartular'dan kalma Madır Burcu, Analı-Kız açık hava tapınağı, kaya mezarları, Bin Merdivenler bulunuyor. Osmanlı döneminde tamamen askeri amaçlı olarak kullanılan kale son depremde de zarar görmemiş. Kaleyi gezerken etrafımızı çeviren çocuklar bize kaleyle ilgili bilgi vermek istiyor. Üstelik repertuvarlarında bu bilgiler Japonca bile var. Nereden öğrendiklerini soruyoruz, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kursuna gittiklerini söylüyorlar. Kalenin tarihini ve kullanılan Horasan harcının özelliklerini virgülsüz anlatan minikler onları her durdurduğumuzda ezberlerine baştan başlıyor.

BADEM AĞAÇLARIYLA BEZELİ AKDAMAR
Van'a gelmişken muhakkak uğramanız gereken yer Akdamar Adası. Van Gölü'ndeki bu en büyük adada, Ermeni Surp Haç Kilisesi bulunuyor. Adaya ulaşmak için minibüsle Gevaş'a gidip oradan kalkan teknelere binmeniz gerekiyor. Yarım saatte bir tekne var ve yolculuk yaklaşık 15 dakika sürüyor. Akdamar Adası'nda bizi badem ağaçları karşılıyor. Kısa bir tırmanıştan sonra kırmızı tüf taşlarıyla yapılan güzel mimari yapı gözümüzün önünde beliriyor. Kilise yörede hüküm süren Vaspurakan hanedanınca, Kral I. Gakik tarafından M.S. 915-921 yılları arasında Mimar Keşiş Manuel'e yaptırılmış. Ortaçağ Ermeni sanatının eşsiz örneklerinden biri olan kilise, dış cephesi, alçak rölyef şeklinde işlenmiş zengin bitki ve hayvan motifleri ve dini sahnelerle bezeli. Doğudaki birçok başka Ermeni anıtı ile birlikte Akdamar Kilisesi'nin de 1951'de hükümet emriyle yıkımı kararlaştırılıyor, 25 Haziran 1951'de başlatılan yıkım çalışması, o dönemde genç bir gazeteci olan ve tesadüfen olayı duyan Yaşar Kemal'in müdahalesiyle durduruluyor. On yıllar boyunca bakımsız olarak kalan kilise, 2005-2007 arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın öncülüğünde, 1.5 milyon dolar harcanarak restore edildi. 29 Mart 2007'de yeni hayatına gözlerini 'anıt müze' olarak açan Akdamar Kilisesi'nde her yıl bir kere ayin düzenleniyor. İçindeki freskolar zarar görmüş olsa bile güzelliğini koruyor. Bahçesinde restorasyon devam eden kilise çok kalabalık. Kiliseyi gezdikten sonra hemen yakındaki kahvede soluklanabilir, hediyelik eşyalardan alabilirsiniz.

KAHVALTI DEYİP GEÇME
Van mutfağı denince ilk akla gelen yemekler yayla çorbasını andıran ayran aşı, inci kefali, çiriş kavurması. Elbette ülke çapında nam salan Van kahvaltısını da unutmamak gerek. Otlu peynir, murtuğa, kavut, cacık gibi yöresel malzemelerle hazırlanan kahvaltı, bölgeye has yağlı ekmek ya da lavaşla yeniyor. Neredeyse her sokakta bir kahvaltıcı bulmanız mümkün. Diğer bir seçenek de kahvaltılık da satan pidecilerden istediğiniz malzemeleri seçip sayısız çay evlerinin bir tanesinin alçak taburelerine oturmak.

IŞKIN OTU HER YERDE
Van'da her sokak başında yöreye özgü ışgın ya da ışkın denen bitkiden satılıyor. İlkbahar mevsimiyle birlikte yüksek rakımlı bölgelerde yetişen ve 'yayla muzu' olarak da adlandırılan ışkın, oldukça lifli ve ekşi bir bitki. Sağlığa da faydalı olduğu bilinen ışkın dış kabukları soyularak çiğ yenebiliyor ya da yemeklerde kullanılıyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.