X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tablo değil gerçek Kastamonu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tablo değil gerçek Kastamonu

  • Giriş Tarihi: 18.6.2014

Kastamonu sanki usta bir ressamın fırçalarından çıkmış güzel bir tablo gibi seyrine doyum olmaz bir güzellik sunar

Bir şehri şehir yapan, yaşanılır kılan, kendisine bağlayan şey nedir? Tarihi mi, kültür mü, insanlarının sıcaklığı mı, gezilecek yerlerinin çokluğu mu? Belki birçok şehir için bunlardan birisi ya da bir kaçı yeterli olabilir ama söz konusu şehir Kastamonu ise saydığımız bütün özellikleri buna dahil etmek gerekir. Küçük sayılabilecek bu şehrin içinde insanın ruhuna şölen yaşatan o kadar çok şey var ki... O halde önümüze enfes tablolar çizen Kastamonu'yu adım adım tanımaya başlayalım. Önce tarihinde soluklanalım, ardından tarihi ve kültürel eserlerine dalalım, sonrasında gezip görülecek yerlerini temaşa edip nihayetinde bu özel şehirde tadacağımız lezzetlere bir göz atalım. Kastamonu iki dağ arasına kurulu münbit bir yer... Küre Dağları ile Ilgaz Dağları arasındaki bu şehir, Bizans ve Anadolu Türk tarihinden, Kurtuluş Savaşı yıllarına kadar hep stratejik önemini korumuş, günümüze de geleneksel dokusunu büyük ölçüde koruyarak gelmeyi başarmıştır. Kastamonu adının nereden geldiği ise bir tartışma konusudur. Tarihçilerin tartıştığı bu isim konusunu bir kenara bırakıp halkın ağzında dolaşan hikayeye göz atalım. Söylentiye göre Tekfur'un güzel kızı Moni, kaleyi kuşatan Türk askerlerinin komutanına, kalenin burçlarından görür görmez aşık olur. Aşkını dadısı aracılığı ile komutana iletir ve komutan da buna karşılık verir. Ve Moni, Türk komutana kale kapısının anahtarını gönüllü olarak teslim eder. Günlerce süren kuşatmaya rağmen düşmeyen kaleye, askerlerin ellerini kollarını sallayarak kapıdan girmesine çok kızan Tekfur, güzel kızı Moni'yi kalenin burçlarından aşağı attırır. Türkler tarafından söylenen "Kastın neydi Moni'ye?" sözü zaman içinde değişerek Kastamonu olmuştur. Kalenin eteklerinde bulunan Kırk Kız Türbesi günümüzde hâlâ yoğun ziyaret edilir. Şehrin tarihi üzerine söylenecek söz çok ama şehrin ortasından inceden akan derenin suyu sözümüzü kesiyor. Her daim sizi cezbeden doğasının çağrısına uyup her biri sanat eseri olan ahşap evlerinin arasında dolaşmaya başlıyoruz. Ama ne dolaşma... Her mahalle arasında gönül yolu döşenmiş adeta. Yolunuz mutlaka bir köşe başında bir evliya ya da sahabe türbesine, bir külliye veya tarihi bir camiye denk geliyor. İlim ve muhabbet ehli kimselerin çağlar boyunca burayı mesken tutmasının hikmetini biraz da buralarda aramak gerekiyor sanırız. Sözgelimi 1336 yılında yapılan küçük, sade ama sanatsal değeri oldukça yüksek Mahmut Bey Camii, hiç çivi kullanılmadan yapılan eşsiz bir mimari. Tavan, sütunlar üstüne yerleştirilmiş, üst üste bindirme tekniği ile inşa edilmiş. Mihrabı, minberi, giriş kapısı ve tavanı, ahşap işçiliğinin zirvesi adeta. Kale eteğindeki Ata Bey Gazi Camii'nin tarihi 1273 yılına kadar gidiyor. Deveci Sultan Camii, Halil Bey Camii, Honsalar Camii, İbn-i Neccar Camii, Mahmut Bey Camii, Ferhat Paşa Camii, Rüstem Paşa Camii, Sinan Bey Camii ve Topçuoğlu Camii çağları aşarak günümüze ulaşan ve insanın ruhunu kanatlandıran ibadethanelerin başında geliyor.

KÜLLİYELER ŞEHRİ
Hızımızı kesmeden devam edelim ve külliyeler arasına karışalım. Zira Kastamonu aynı zamanda nadir külliyeleri barındıran bir yer. Mesela 1210 yılında yapılan ve cami, türbe, dar'ü-şşifa, imaret, şadırvandan oluşan Yılanlı Külliyesi'ni mutlaka görmelisiniz. 1506 yılında yapılan Nasrullah Külliyesi'ni ve Şeyh Şaban-ı Veli (Hz.Pir) Külliyesi'ni gezip birer fatiha okumadan bu şehirden ayrılmak olmaz. Eh bunları yaparsanız Benli Sultan, İsmail Bey ve Yakup Ağa Külliyesi'nin de hatırı kalır. Tabii Halvetiye Tarikatı'nın Şabaniyye kolunun kurucusu Şeyh Şa'ban-ı Veli Hazretlerinin türbesini, Karanlık Evliya ve Aşıklı Sultan Türbesi'ni de ziyaret etmeli.. Ardından Ata Bey Gazi ile Deveci Sultan türbesini gezip oradan, Hepkebirler, Müfessir Alaaddin, Şeyh Ahmet, Adil Bey, Hatun Sultan, Ali Asgar Efendi, Bayraklı, Sacayaklı ve İsa Dede türbelerini de rotamıza dahil edelim. Kastamonu'yu gezmek için günlerinizi ayırsanız yeridir. Tarihinden maneviyatına, tabiat harikalarından güzel yemeklerine kadar her şey özel bir ilgiyi hak ediyor. Bizimkisi bir hatırlatma sadece.

NERELERİ GEZMELİ?
* Valla Kanyonu: Dünyanın en büyük 4. kanyonu Valla, Pınarbaşı'na bağlı Muratbaşı köyündeki kanyon Devrekani Çayı ile Kanlıçay'ın birleştiği bölgeden başlar. 12 km uzunluğunda yan duvarları görülmeye değer.
* Saat Kulesi: Kastamonu Saat Kulesi 1884 yıllarında vali Abdurrahman Nurettin Paşa tarafından yaptırılmıştır, kurma yöntemiyle çalışır.
* Zımbıllı Höyüğü (Pompeiopolis): Taşköprü İlçesi merkezinde bulunan antik kent M.Ö 64 yılında Romalılar tarafından kurulmuş, birçok medeniyetin uğrak yeri bir bölge.
* Buraları görün: Arkeoloji Müzesi, Liva Paşa Etnografya Müzesi, Münire Medresesi El Sanatları Çarşısı, Kaya Mezarı, Kurşunlu ve Aşir Efendi Hanı, Yanık Hanı, Cem Sultan Hanı.

NE YEMELİ?
* Kastamonu Çekme Helva Un, tereyağı ve üzüm pekmezi ile yapılan çekme helva bölgenin ender tatlarından. Kastamonu'yu ziyaret ettiğinizde bu özel helvayı mutlaka tatmayı ihmal etmeyin.
*4 Etli Ekmek Kıyılmış soğan ve baharatlar eşliğinde etin görkemli buluşması Kastamonu etli ekmeği. Hamurun diğer ucu ortadan katlanacak şekilde bir diğerinin üstüne kapatılarak saca konulup pişiriliyor. Bu özel lezzeti üryani hoşafı veya erik ekşisi ile yemeniz tavsiye olunur.
* Simit Tiridi Böreklik unla mayalanıp yoğrulan hamur, simit halkası şekline getirilerek 10 dakika bekletiliyor. Bu hamur elma pekmezinin kaynadığı suda haşlanıyor. Üzerine de sarımsaklı yoğurt ve ve kavrulmuş kıyma döküldüğünde eşsiz bir lezzet oluşuyor.
* Kastamonu Döneri Dana etine belli bir oranda katılan yağlı kuzu ile yapılan ve küçük küçük parçalar halinde kesilerek hazırlanan Kastamonu döneri gerçekten bildiğiniz bütün dönerleri unutturuyor.
* Kastamonu Pastırması Yapılış yöntemi eski Orta Asya geleneği ile aynı. Dananın antrikot kısmından kesilerek tuzlanan et üç gün tuz içinnde bekletiliyor. Kınnaplarla 'sayvan' denen evlerin çatı ya da balkonlarındaki yerlere asılan pastırmalar 7-21 gün arasında bekletiliyor..

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.