X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ortaçağ'ı modern zamanlara taşıyan mucize Toskana
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ortaçağ'ı modern zamanlara taşıyan mucize Toskana

  • Giriş Tarihi: 16.7.2014

Pisa, Lucca, Floransa, Siena... Her köşesi ayrı bir hikaye barındıran, geçmişten geleceğe bir köprü kuran Toskana tam bir açıkhava müzesi. Ortaçağ'ı günümüze taşımayı başaran Toskana doğası, tarihi ve mutfağıyla efsane olmaya hak kazanmış

Pek hevesliydim, Rönesans'ın merkezi Toskana'ya gitmeye. Türk Hava Yolları, Pisa'ya direkt uçuş düzenlemeye başlayınca şart oldu o güzel topraklara gitmek, iyi de oldu açıkcası. Rönesansı bugüne taşıyan Toskana, Ortaçağ'dan kalma binaları, katedralleri, sokakları, yemekleriyle insana başka bir dünyanın kapılarını açıyor. İtalyanlar şehirlerinin tarihi dokusunu büyük bir özenle korumuş. Pisa, Lucca, Floransa ve Siena'yı kapsayan bu gezide gördüğümüz mimari standart bunu gözler önüne seriyor. Ortaçağ'dan kalan binalarda yaşıyor, çalışıyor İtalyanlar. Elbette yeni binalar da var. Ama hiçbiri sırıtmıyor, hepsi tarihi dokuya çok uygun şekilde projelendirilmiş. "Toskana'da bulunduğumuz süre içinde yüksek bina görmedik" desek yalan olmaz. Ataları ne yaptıysa korumuş İtalyanlar, bazen küçük bir duvar parçasını bile gözden çıkarmamış yeni binayı o duvarı kapsayacak şekilde inşa etmişler. Hep taş taş üzerine koymuşlar, yıkıp yerine yenisini yapmamışlar. Tarihle iç içe, barışık bir şekilde yaşıyorlar. Bizim gibi gökdelen seven memleketlerden gidenler doğal olarak ilk anda şoke sonra da aşık oluyor, bu güzel bölgeye. İnsan Toskana'dan mutlu ve aklı açılmış, gözü gönlü doymuş olarak dönüyor. Doğaysa doğa, tarihse tarih, mutfaksa mutfak... Yok yok yani.

294 BASAMAKLI PİSA KULESİ
İlk durağımız Pisa şehri oldu. Eğik kulesiyle tanınan bu şehre haksızlık ediliyor diye düşündüm daracık sokaklarda dolaşırken. Evet kule önemli ama şehrin dokusu öylesine korunmuş ki kuleye gelene kadar hayranlık duyulacak çok şey var. İçinden nehir geçen bir şehir Pisa. Bölgenin en uzun nehri Arno şehri ikiye bölüyor. Pisa'nın eski şehir olarak adlandırılan bölümü Ortaçağ'dan kalma, en yeni binanın 1800'lerde yapıldığı söyleniyor. İnsan kendini bir başka tarih diliminde hissediyor. Bilim adamı Galileo bu şehirde doğmuş ve yaşamış. Pisa aynı zamanda bir üniversite şehri dolayısıyla hareketli. Pisa kulesi şehrin sembolü. Şehir Katedrali'nin çan kulesi olarak 1173'te yapılmış. Yumuşak zemini nedeniyle daha yapım aşamasında, üçüncü kata gelindiğinde kule eğilmeye başlamış, çeşitli önlemler alınmış ama zamanla kulenin eğimi giderek artmış, yakın zamanda yapılan oldukça masraflı bir çalışmayla kulenin güneye doğru eğilmesi yavaşlatılmış. Kule Piazza dei Miracolide yani Mucizeler Meydanı'nda yer alıyor. 56 metre yüksekliğinde olan Pisa'ya tırmanmak için tam 294 basamak çıkmak gerekiyor, baştan söyleyelim bu o kadar kolay değil. Kulenin eğimi nedeniyle tırmanış esnasında zaman zaman dengenizi kaybediyorsunuz ama yukarıya çıktığınızda hissettiğiniz zafer hissi muhteşem. Pisa'ya çıkmak gerçekten kolay değil öncelikle eğer internet üzerinden rezervasyon yaptırmadıysanız uzun bir kuyruğa girmek zorundasınız. İçeriye her seferinde belli sayıda insan alınıyor. Ve kuleye çanta ile girmek yasak. Kule eğimli, merdivenler dar, dolayısıyla bitmez tükenmez merdivenleri tırmanırken çantalarla duvarlara zarar verme ihtimaliniz var. Bu nedenle kuleye giderken yanınıza küçük bir çanta almanızda fayda var. Aksi takdirde çantanızı kule dışında bekleyen ve belirli bir ücret karşılığında çantanıza göz kulak olan birilerine teslim etmek zorundasınız. Kuleye giriş 18 avro. Şehir katedralini, vaftizhaneyi ziyaret etmeyi unutmayın. Vaftizhanede zaman zaman konserler yapılıyor, yakalarsanız muhteşem bir deneyim yaşayacaksınız demektir. Binanın inanılmaz bir akustiği var. Konseri yakalayamadıysanız üzülmeyin hemen civarda iyi şarkı söyleyen birileri var, yetkililere sorarsanız söylerler. Ses oyunlarıyla yaptıkları, küçük bir gösteri bile insanı kendinden geçiriyor.

BİR ORTAÇAĞ MASALI: LUCCA
İnanılmaz bir şehir. Tarihi çok eski, şehir iç içe üç halkadan oluşuyor. En içteki halka Ortaçağ'dan kalma. Şehre yine Ortaçağ'dan kalma şehir kapılarından giriliyor. Ve masal başlıyor. Surların içinde yaklaşık 10 bin kişi, sur dışında ise 90 bin kişi yaşıyor. Her isteyen sur içinde yaşayamıyor, zira yeni bina yapılmıyor. Sur içinde tam 43 kilise var, bazıları müze haline getirilmiş. Daracık sokaklar, birbirine bitişik binalar ve bisikletli, modern, bakımlı insanlar. "Modern hayat ve tarih nasıl bu kadar iç içe olabiliyor?" diye bir şaşkınlık yaşıyor sonra her güzel şeye olduğu gibi bu duruma da alışıyor insan. Ortaçağ'dan kalma, döneminin zenginlerinin bütün aile bir arada yaşadıkları kuleler çok dikkat çekici, binalarda hâlâ yaşam var. Bu kule konutların birkaçı bir arada yer alıyor. O dönemler ancak zenginlerin yaptırabildiği bu kulelerin ne kadar yüksek olduğu, hanenin sahibinin zenginliğiyle doğru orantılı. O nedenle hepsi birbiriyle aşağı yukarı aynı yükseklikte. Sur içinde ara sokaklara daldığınızda bizim avlu diye tarif edebileceğimiz küçük alanlara rastlıyorsunuz. Bunlar Ortaçağ'dan beri varolan ve döneminin özelliklerini taşıyan meydanlar. Bizim 'adam kessen sesini kimse duymaz' diye tarif edebileceğimiz sakinlikteki bu küçük meydanlarda banka şubesi dahil birçok sürprizle karşılaşmak mümkün. Tarihi sokaklarda her isteyen istediği tabelayı asıp, ticaret yapamıyor. Yetkililer tarihi dokuya uyumlu olmayan hiçbir yapıya, değişikliğe hatta renge müsamaha göstermiyor. Dünya devi Mc Donald's sur içinde dükkan açmak isteyince kullandığı renkler nedeniyle izin alamamış. Hal böyle olunca mahkemeye başvuran marka olumsuz yanıt alınca hevesi kursağında kalmış.

PEYNİR VE ŞARAP CENNETİ SIENA

Dünyaca ünlü Chianti şarapları bu bölgenin üzümlerinden üretiliyor. Her yer göz alabildiğine üzüm bağlarıyla dolu. Yeşilin her tonu mevcut. Doğa tam anlamıyla büyüleyici. Bizde mezarlık ağacı olarak bilinen servi ağaçları sık göze çarpıyor. Ama burada kullanımı bizden farklı. Servi bir tür tabela olarak kullanılıyor. Uzun ve dar yapısı nedeniyle çok uzaktan görülebilen bu ağaç insanlara yol gösteriyor. Eğer serviler görüyorsanız bilin ki yolun sonunda bir yerleşimle karşılaşacaksınız. Siena'da nereye baksanız tarih göreceksiniz. Hele Santa Maria Del Fione Katedrali'nin içine girdiğinizde, nereye bakacağınızı şaşıracaksınız. Bir yanda Michelangelo'nun eserleri diğer yanda Rafaello'nunkiler. Yeri gelmişken hatırlatalım, sadece bu tür dini mekanlara girerken omuzlarınızın kapalı olması gerekiyor. Eğer hazırlıklı değilseniz kapıda size bir tek kullanımlık örtü veriyorlar.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.