Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tekneye binmeden mavi yolculuk

Giriş Tarihi: 13.8.2014

Ege ve Akdeniz'in en güzel koylarını yürüyerek dolaşanların sayısı her geçen gün artıyor. Mavi ile yeşilin tarihle buluştuğu rotaların tekneyle yapılan mavi turlardan pek farkı yok...

Dünyanın en güzel koylarını tekneyle dolaşmanın keyfi bambaşkadır. Ancak teknecilerin arasında hiç de azımsanmayacak bir bölümü başta büyük üstadımız Sadun Boro olmak üzere demirledikleri koylarda uzun kara yürüyüşleri de yaparlar. Şimdi bu kara gezginlerine "Ben karada yürür, karada konaklamayı tercih ederim" diyen mavi turcular da eklendi. Bisiklet ve kano gibi daha maceraperest alternatifleri bir kenara bırakırsak doğanın tadını yavaş yavaş çıkaran Ege uygarlıklarını yürüyerek keşfeden bu gezginlerin denizden gelenlere göre daha çok alternatifi var. Konunun uzmanları, doğayı yürüyerek keşfetmek isteyen dünyanın her köşesinden maceraperestler için Türkiye'nin eşsiz bir parkur olduğunu söylüyor. Yeni Zelanda'dan tutun da Güney Afrika'ya kadar yürümek için Türkiye'ye gelen turistler bunun en güzel kanıtı. Denilen o ki Türkiye, yürüyüş tutkunlarının ilgi odağı oldu bile. Biz Türkler ise yürüyerek keşfetmenin tadını henüz yeterince fark edemedik. Ancak son yıllarda Türk yürüyüşçülerin sayısı da giderek artmakta. Ülkemizde, tarihin izini süren birçok yürüyüş parkuru mevcut ancak bizi elbette Ege kıyılarını takip eden iki parkur ilgilendiriyor; Karya ve Likya yürüyüş yolları... Her ne kadar sadece bir yıl önce resmen halka açılsa da Karya Yürüyüş Yolu'nun geçmişi aslında binlerce sene öncesine dayanıyor. M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Karya İmparatorluğu Bodrum'dan Akyaka'ya kadar Ege'nin geniş bir bölümünde yüzyıllarca hüküm sürmüş. Ve dolayısıyla günümüze birçok iz bırakmış. Karya Yürüyüş Yolu da bu kültürün izinde geçen yıl yürüyüşe açıldı. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası'nın bölgedeki turizmi 12 aya yaymak amacıyla hayata geçirdiği Karya Yolu toplam 820 kilometre uzunluğunda bir parkur. Bozburun Yarımadası, Dalyan, Datça Yarımadası, Gökova Körfezi ve İç Karya olmak üzere dört bölümden oluşuyor.

50 METREDE BİR İŞARET VAR
İç Karya dışındaki tüm etaplar kıyıları takip ediyor. Her bir bölüm de kendi içinde daha küçük etaplar içeriyor. Parkurların uzunluğu 10-17 kilometre arasında değişiyor, 5-7,5 saatlik yürüyüşler yapılıyor. Büyük bir çoğunluğu ciddi bir tırmanış gerektirmiyor. Genellikle orman, patika, toprak yol, zeytinlik, antik kent, taş döşeli yollar ya da köylerin arasından yürünüyor. Zorluk dereceleri 'orta' olarak belirtiliyor. Antik Karya Bölgesi'nin yürüyüş rotası Marmaris İçmeler'den başlayıp Bozburun ve Datça Yarımadası, Gökova Körfezi Milas ve Beş Parmak Dağları'nın etrafını dolaşıyor, Alinda Antik Kenti'nde son buluyor. Yürüyüş güzergahında; Kaunos, Loryma, Knidos, Idyma, Halikarnassos, Pedessa, Labranda, HerakleaLatmos, Alinda gibi antik kentler yer alıyor. Parkur boyunca prehistorik çağların duvar resimlerinden tutun da Roma dönemi agoralarına, Helenistik dönem tapınaklarına kadar pek çok tarihi eser görülebiliyor. Yaklaşık 10 yıldır Likya, Kaçkar Dağları, Kapadokya, Aladağlar gibi Türkiye'nin yer yerine yürüyüş turları düzenleyen Yunus Özdemir ve Altay Özcan, Karya Yürüyüş Yolu'nun hayata geçmesinde önemli bir rol oynamış iki isim. Halen her ikisi de bu rotada rehberlik yapıyor. Karya Yolu; Özdemir, Özcan ve bölgedeki yürüyüşçülerin köylülerle görüşerek Karyalıların binlerce yıllık patikalarını tespit etmesi ve belirlenen parkurların birleşmesiyle oluşturulmuş. Yürüyüş yolunda, her 50 metrede bir ağaçlara ve kayalara konulan toplam 30 bin işaret ve 220 yönlendirme levhası bulunuyor. Karya Yürüyüş Yolu'nun internet sitesindeki interaktif haritada da parkurların haritaları ve GPS kodları yer alıyor.

LİKYALILAR IN İZİNDE
Kökleri M.Ö. 3. bin yılın ortalarına dayanan Likya Medeniyeti'ni yeniden yaşatan Likya Yolu ise kıyı şeridinden devam eden en bilinen rota. Dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş yolu arasında gösterilen Likya Yolu sadece Likya değil Pers, Roma, Yunan, Selçuklu ve Osmanlı kültürlerinin de izini sürüyor. Bugün dünyadan birçok yürüyüşçünün gözdesi olan Likya Yolu'nu 1999 yılında hayata geçirerek turizme açılmasını sağlayan ise İngiliz araştırmacı Kate Clow. Halen Antalya'da yaşayan ve Türk vatandaşlığına geçen Clow, şu an 60 yaşın üstünde olmasına rağmen hâlâ rehberlik yapıyor, yeni rotaların turizme kazandırılması için uğraşıyor. Kendisi, Antalya-Isparta sınırları arasındaki St. Paul Yolu'nun da hizmete açılmasını sağlayan gerçek bir yürüyüş bağımlısı. Likya Yolu, Likya Medeniyeti'nin kurulduğu Teke Yarımadası üzerinde devam ediyor. 509 kilometre uzunluğundaki parkur toplam 25 günde tamamlanıyor. Fethiye'den başlayıp Antalya'da sona eriyor ve 23 etaptan oluşuyor. Likya Yolu, 3000 yılı aşkın tarihe sahip Likya şehirlerini birbirine bağlayan antik yolların işaretlenmesiyle oluşturulmuş. Likya Yolu boyunca tarihin yanı sıra Toroslar ve Akdeniz kıyısının endemik bitki türleri ve farklı kuş popülasyonlarını gözlemleme fırsatı da var. Yürüyüş yolunda; Letoon, Antiphellos, Xanthos, Simena, Andriake, Olimpos, Phaselis gibi onlarca antik şehir; Yedi Burun, Kalkan, Kaş, Kale, Finike'nin de aralarında bulunduğu birçok kıyı beldesi yer alıyor. Her bir parkur ortalama 6-8 saat arasında sürüyor. Likya Yolu'nun meraklıları daha çok yabancı turistler. Bu parkur son yıllarda alternatif tatil isteyen Türklerin de ilgisini çekmeye başladı.

İŞARETLERİ TAKİP EDİN
Hem Karya hem de Likya Yolu, diğer uzun yürüyüş rotaları gibi, uluslararası Grande- Randonnee tarzında kırmızı-beyaz renkleri içeren ve yolun takibini ve yönlendirmeyi sağlayan beş farklı şekil ile işaretlenmiş. İşaretlemeler zorlu patikalarda daha sık, kolay yollarda ise 200 metre düzenli aralıklarla yerleştirilmiş. İki yönlü yapılan işaretlemeler yol ayrımlarında ise sıklaşıyor. İşaretler genelde taşlara, ağaçlara ve arazinin durumuna ve yapısına göre diğer yerlere yerleştirilmiş.

LİKYA YOLU ÖNERİLERİ:
Yürüyüş esnasında yağmura yakalanırsanız ardından çıkan mantarların tadına bakmadan dönmeyin. Tabii bu işi mantarları çok iyi tanıyan, işin uzmanına danışarak yapın.
Yola çıkmadan önce ziyaret edeceğiniz antik kentlerin hüzünlü öykülerini mutlaka okuyun. Antik kentleri öyküleriyle gezdiğinizde alınan haz bir başka oluyor. Bir taş yığınının içinden sıyrılıp binlerce yıl önceki insanların arasına karışıyorsunuz.
Fırsat bulursanız Babadağ'da mola verin ve yamaç paraşütü atlayışı yapın.

NOTLAR
Hem Likya hem de Karya Yolu yürüyüşü için yaş sınırı bulunmuyor. Herhangi bir belge istenmiyor. Ciddi bir sağlık sorunu bulunmadığı sürece isteyen herkes yürüyebiliyor.
Yanınızda getirmeniz gereken en önemli malzeme, günler sürecek yürüyüşte en iyi dostunuz olacak yürüyüşe uygun ayakkabılar. Ayakkabıların bilek destekli ya da boğazlı olması öneriliyor.
Bunun dışında yürüyüş pantolonu, şort, şapka, tişört, günlük malzemeleri taşıyabileceğiniz yaklaşık 25 litrelik sırt çantası, güneş kremi, güneş gözlüğü yeterli. Yürüyüş batonları da tavsiye ediliyor. Yanınıza alacağınız eşyanın az olması yararınıza.
Parkurların üzerinde otel ya da pansiyon bulunmuyor. Yürüyüşlerin rahat ve daha konforlu olması için genellikle rota üzerindeki uygun köy evleri konaklama için kullanılıyor. Bu sistem köylülere katkı sağladığı gibi yerel tatları tanıma fırsatı da sağlıyor. Konaklamalar kimi zaman çadırlarla oluyor.
Sabah kahvaltısı ve akşam yemekleri genellikle konaklanan köy evleri ya da pansiyonlarda yeniliyor. Öğle yemekleri ise piknik veya sandviç olarak ya da yol üzerindeki keyifli mekanlarda alınıyor.
Parkurlar tehlikeli kazalara izin vermediği gibi yürüyüşler emniyet kuralları içinde yapılıyor. Eğer katılımcılardan birinde sağlık sorunu meydana gelirse, zaten yerleşim merkezlerinden çok uzakta olunmadığı için rahatsızlanan kişi ekibi takip eden araç tarafından sağlık merkezine ulaştırılıyor.
Hem Karya hem de Likya Yolu'nda gruplara olduğu gibi kişilere özel turlar da düzenleniyor. Grup turu olması için en az sekiz en fazla 16 kişi olması gerekiyor. Tur fiyatları grup sayısına ve gidilecek bölgeye göre değişiyor.
Her iki yürüyüş yolu da tırmanış içermiyor. Dolayısıyla böyle bir macera için teknik dağcılık bilgisi de gerekmiyor. Farklı zorluk derecelerine sahip rotalar da her yaştan insanın yürüyebileceği şekilde ya da yürüyecek ekibin kondisyonuna göre belirleniyor.
Yürüyüşler için en uygun mevsim ilkbahar ve sonbahar. Yazın hava çok sıcak olduğundan yürüyüş için uygun bir mevsim değil.
Eğer harita ve yön bulma bilginiz varsa yürüyüşleri rehbersiz de yapabilirsiniz. Rehber kitap, harita ve GPS bilgilerini internet sitelerinden indirebilirsiniz. Yapmanız gereken yol boyunca göreceğiniz işaretleri ve haritadaki bilgileri takip etmek. Ama bu, kaybolmayacağınız anlamına gelmiyor. Ancak bunun da işin bir başka keyifli kısmı olduğu belirtiliyor.
ARKADAŞINA GÖNDER
Tekneye binmeden mavi yolculuk
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz