X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Girit'te meltem eserken...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Girit'te meltem eserken...

  • Giriş Tarihi: 1.10.2014

Havada mis gibi kekik kokusu, kulağınızda dağ keçilerinin çıngırakları... İçinizi ısıtan güneşin etkisiyle parmak uçlarınızda yükseliyor, önünüzde uzanan billur denize düşünmeden atlıyorsunuz. Girit'te bir gün böyle geçiyor

Girit, Akdenizin en büyük beşinci adası. Bu topraklar üzerinde Minos uygarlığıyla başlayan yaşam sırasıyla Bizanslılar, Araplar, Venedikler ve Osmanlılarla devam etmiş. Adayı ele geçiren her devletin geride bıraktıkları, mübadele yıllarında çekilen sıkıntılar ve yaşanan hasretlerle harmanlanıp birçok kültürün iç içe geçtiği yaşantısıyla bugünkü Girit insanını yaratmış. Kalabalık ve eğlenceli plajları, sıcağı ve gürültülü gece hayatını seviyorsanız adaya seyahatinizi yaz aylarına denk getirmeye çalışın. Beş yıldızlı oteller, devasa aquaparklar her sene milyonlarca turiste ev sahipliği yapıyor. Ancak Girit; dağ çiçeklerinin rengarenk açtığı ilkbaharda ve bütün yaz güneşe doyan üzümlerin bağ bozumuna denk gelen sonbahar aylarında; ılıman havası, boşalan sokakları ve sezon sonu ucuzlayan fiyatlarıyla da ilginizi çekebilir.

HERAKLION VE HANYA
Eğer tatiliniz için sadece bir hafta ayırabildiyseniz tarihe açılan bir pencere konumunda olan, adanın başkenti Heraklion, şehir merkezinden kalkan otobüslerle birçok plaj ve tarihi eserlerı ziyaret etme olanağı sunuyor. Heraklion'un büyük bir şehir olmasından kaynaklanan hareketliliği insanı biraz yorsa da Akdeniz medeniyetinin beşiği kabul edilen, Tunç çağında yaşayan efsanevi Kral Minos'un kurduğu Minos uygarlığının başkenti Knossos Antik Kenti'ne yakınlığı ile de önemli bir yeri var. Arkeoloji müzesi, Bizans kiliseleri, Venedik sarayları, Osmanlı çeşmeleriyle mutlaka görülmesi gereken bir şehir. Adanın bir diğer önemli şehri, sanat galerileri, ödüllü restoranları ve butik otelleriyle ünlü Hanya. Girit'te görmeyi umduğumuz tüm ambiyansı tamamıyla bulunduran, zamanın Venedik başkenti bu şehir, romantizm kokan limanı, eski Venedik ve Osmanlı evlerinin sıralandığı merdivenli daracık ara sokakları, balık restoranları, bizim Türk kahvemizin Yunanlı halini tadabileceğiniz küçük kahveleri, hediyelik eşya dükkanlarıyla görülmeye değer. Hanya'dan hareket ederek adanın batısında yer alan bembeyaz kumsalların masmavi denizlere dönüştüğü tropikal görünümlü plajlarda birkaç gün geçirebilirsiniz. Elafonissi, pembe ışıltılı kumlarıyla bu plajların en ünlülerinden biri. Kumsal üzerindeki su birikintileri sıcacık havuzlara dönüşmüş. Özellikle çocuklu ailelerin keyifli vakit geçirebileceği bir ortam oluşmuş. Plaj üzerindeki çeşitli büfeler gün boyu yeme-içme imkanı sağlıyor. Yalnız kalabalık dolayısıyla erken saatlerde yola çıkıp gölgede şezlong keyfinizi garanti altına almanız gerekiyor. Biraz kuzeye doğru çıkarsanız, Gramvoussa yarımadasının etrafında yer alan zümrüt yeşili deniziyle sizi büyüleyen Balos plajında da mutlaka bir gün geçirmelisiniz. Balos'a yaklaştıkça, bir an önce kendinizi suya atmak için daha hızlı ilerlemeyi dileyeceksiniz ve oradan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz.

KOYLARLA ÇEVRİLİ RETIMNON
Adanın üçüncü büyük şehri Retimnon ise Hanya ve Herakliyon arasında, dağ köyleri ve keyifli koylarla çevrili bir konumda. Hareketli şehirden çıkıp zeytin ağaçları arasında sakin bir Girit kasabasında kaybolmak için birkaç dakika yeterli. Osmanlılar en çok bu kentte izler bırakmış. Taverna ve kafelerin sıralandığı cıvıl cıvıl limanın üzerindeki Venedik kalesi zamanında korsan saldırılarından korunmak üzere inşa edilmiş, bugün ise yaz aylarında birçok açıkhava gösterisine ev sahipliği yapıyor. Heraklion'un doğusunda yer alan, Minos uygarlığının kalıntılarının yoğunlukta olduğu Lassithi bölgesinde bulunan Plaka da görülmeye değer bir liman kasabası. Venedik döneminin en güçlü kalelerinden birini barındıran, heyecan verici kalıntılarıyla ünlü Spinalongo adasına düzenli tekne seferleri bulunan ve efsanesiyle ünlü göle sahip Aghios Nikoloas'a yakınlığı ile bilinen Plaka'ya da birkaç gününüzü ayırabilirsiniz. Adanın tanık olduğu bu çok kültürlü tarihi tamamıyla keşfetmek ve de baş döndürücü plajlarından doya doya faydalanmak üzere, birkaç ayrı seyahat planlamanız gerekebilir.

SOFRANIN BAŞTACI ZEYTİNYAĞI
Girit demişken, mutfağından bahsetmeden olmaz. Kendine özgü lezzetleriyle Yunan mutfağından ayrılan Girit mutfağı, ada üzerinde dikili 35 milyon zeytin ağacından üretilen, Girit sofralarından eksik olmayan zeytinyağının dokunuşuyla şekillenmiş. Bir Ege kasabasında görebileceğiniz türden yemyeşil, çeşit çeşit otlarla hazırlanan salatalar, mezeler, sabahın ilk ışıklarında toplanan kabak çiçekleriyle hazırlanan lezzetli dolmalar, yaz aylarının kraliçesi patlıcanların tat verdiği beşamel soslu musakka, peynir domates ve ekmeğin ahenkli birleşmesinden oluşan dakos ve de hediyelik de alabileceğiniz sakız likörünü mutlaka tatmalısınız. Bu otantik tatlar dışında birçok deniz ürünü restoranı da turistik limanlar üzerinde keyifli günbatımları için ideal bir seçenek. Ülkemize bu kadar yakın mesafede böyle bir cennet ada varken, ne yapın edin siz de bu kumsallarda bir iz bırakın!


CEREN ROLLAND

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.