X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Ölmez ağacı'ndan gelen gençlik iksiri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Ölmez ağacı'ndan gelen gençlik iksiri

  • Giriş Tarihi: 12.11.2014
'Ölmez ağacı'ndan gelen gençlik iksiri
'Ölmez ağacı'ndan gelen gençlik iksiri

10. Ayvalık Zeytin Hasat günleri geçtiğimiz ay yapıldı. Her yıl olduğu gibi bu kez de 'ölmez ağacı'na sevdalananlar Murateli Köyü'nde başlayan hasata katıldı. Katılımcılar zeytin topladı, tadım yaptı

Geçtiğimiz haftalarda ekimin son cuma günü sabah erkenden Ayvalık'a doğru yola çıktık, dokuz senedir düzenlenen zeytin hasat günlerinin 10. sunu görmek üzere... İstanbul-Edremit uçuşunun ardından yaklaşık 1 saatlik otobüs yolculuğunun sonunda Cunda'da yeşillikler içindeki otelimize vardık, Ortunç Otel. Bizden başka kimsecikler yok, hava serin ama güneş içimizi ısıtıyor. Otel iki katlı sıra sıra odalarıyla, yemyeşil bahçesi, durgun denizi ve bize eşlik eden masmavi gökyüzüyle huzurun adresi gibi gözüküyor. Deniz kenarında, bahçesinde, odada zaman geçirmeye doyamıyorum. Ardından Ayvalık merkezdeki şenlik alanına gidiyoruz. Burada zeytin ve zeytinyağı firmalarının stantları var. Yudum standında ise Özge Ulusoy ve Murat Bozok beraber bir yemek workshop'u yapıyorlar. Akşam otele döndüğümüzde ise Murat Bozok ve ekibi hazırladıkları yemekleri bu sefer bize sunuyor. Sanırım en çok ilgimi çeken zeytin çorbası oluyor. Somon konfit, kuzu küşneme, creme brulee ve menüdeki diğer zeytinyağıyla yapılan lezzetler... Zeytinyağıyla ilgili biraz bilgi edinince insan ister istemez düşünmeden duramıyor, dünyadaki zeytinyağı üretiminde 6. sıradayken niçin yıllık kişi başı tüketimimiz 1,2 kg diye... İtalya, İspanya ve Yunanistan bu konuda başı çekiyor. Zeytin ağaçlarının aslında 'ölmez ağacı' olduğunu, yaklaşık bin yıl yaşayabildiklerini de bu sohbette öğreniyorum. Bu yüzden zeytinyağının aslında bir gençlik kaynağı olduğunu, dalından sofraya sağlık getirdiğini öğreniyorum. Sonrasında ise zeytinyağı tadımı yapıyoruz. İlk başta tatları ayırt etmek zor olsa da ağızda bıraktıkları farklı asidik tatlar bir süre sonra kolaylıkla fark ediliyor, erken hasat, ilk hasat, riviera, sızma... Cumartesi günü ise hasat günü... Her sene Ayvalık Ticaret Odası hasat günlerini başlatmak için bir köy belirliyormuş, bu sene seçilen köy ise Murateli Köyü.. Upuzun bir yol gidiyor köye doğru, yolun iki kenarı da zeytin ağaçlarıyla kaplı. Hafif bir rüzgar esiyor, zeytin ağaçları hep birlikte rüzgardan dalgalanırken aynı şarkıyı mırıldanıyor sanki... Ağaçların tüm dalları zeytin dolu, kökleri ise yüzyıllardır orada olduklarını anlatırcasına farklı farklı şekillere bürünmüş.

TEK TEK ELLE TOPLANIYOR
Köyün meydanına vardığımızda ise yoğun bir kalabalıkla karşılaşıyoruz. Bir taraftan çocuklar gösterilerini yapıyor, bir taraftan da kurulan masalar etrafında yemekler yeniyor. Program biraz uzuyor, köyün üç sokağını çabucak geçiyoruz, artık zeytin hasat alanına doğru gitmek istiyoruz. Hasada geçildiğinde ağaçların altına örtüler seriliyor ve dalları silkeleyen uzun, ince çubuk şeklindeki aletle zeytinler toplanıyor. Böyle bakıldığında oldukça kolay gözükse de aslında çoğu zaman zeytinlerin tek tek elle toplandığını öğreniyorum. Bizim meraklı gözlerle izlediğimiz zeytin hasatı, köy halkı için oldukça olağan... Yüzyıllardır aileleri bu işi yapıyor, o zeytin ağaçları yıllardır kaç aileyi doyuruyor, köyde, fabrikada, zeytin firmalarında... Son olarak Ayvalık'a kadar gelip Şeytan Sofrası'nı görmeden gitmek olmaz diyoruz ve fırtınalı bir akşamüstü Ayvalık adalarına ve Midilli'ye tepeden bakıyoruz. Artık dönüş zamanı...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.