X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Göl değil buz ovası...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Göl değil buz ovası...

  • Giriş Tarihi: 25.2.2015
Göl değil buz ovası...
Göl değil buz ovası...

Kışın bir başka güzeldir Kars. Dışarıda eksi 15 derece soğuk olduğuna aldırmadan tam da bu mevsimde kocaman bir buz ovasına dönüşen Çıldır Gölü'ne uzanıyoruz. Öyle ki bu buz ovası rızkı için balık avlayanlara da, atlı kızaklarla keyif yapanlara da kucak açıyor

Doğu Ekspresi'nin ilk ve son istasyonunda derin bir sessizlik hüküm sürüyor. Dışarıdaki eksi 15 derece soğuğa bekleme salonunun buğulanmış camlarından uzun bir yolculuğun heyecanıyla bakıyor yolcular. Bembeyaz örtüyle kaplı Anadolu bozkırlarının ve dağlarının bahşettiği güzelliğin içinden bir küheylan gibi süzülerek geçmek için son hazırlıklarını tamamlıyor Doğu Ekspres'i... İstasyona bakan evlerin birinden duyulan büyük bir mavi çinko çaydanlığın tezek üstündeki fokurtusu, trenin homurtusuna karışıyor. Gözler bir kez daha duvardaki saate kayıyor. Vakit tamam... Yolcular vedalaşıp trene biniyorlar, veda sözcükleri buz gibi havada sıcak bir buhar olup savruluyor. Güneşin ilk ışıkları Türkiye'nin önemli sınır kentlerinden birisi olan Kars'ın bu sakin istasyonunun tam üzerine düşüyor. Bir film karesini andırıyor her şey; ama trene binenler gerçekten gidiyor...

FESTİVALLERİN MERKEZİ
Kar ve buzun hemhâl olduğu ovaları siyah bir şerit halinde kesen asfalt yoldan, dikkatli bir şekilde Ardahan'a doğru ilerliyoruz. İstikametimiz, bir kısmı Kars'a, bir kısmı Ardahan'a ait olan Çıldır Gölü... Teferrüc gezinti, serazad dolaşmak demek... Gezmekten kasıt ve niyetimiz alelade bir gezinti değil; önce üzeri buz ile kaplanmış Çıldır Gölü'ne, ardından rızkını bu gölden tedarik eden bir balıkçıya rast gelmek... Çıldır Gölü'nü hiç görmemiş birisine kış mevsiminde gölü tarif etmek de anlatmak da imkânsız aslında. Çünkü takvim aralık ayını gösterince donmaya başlayan göl, 5-6 metrelik buz tabakasıyla bambaşka bir örtüye bürünüyor. Gölü bilmeyen birisi için görünen manzara kocaman bir buz ovasından başka bir şey değil. Zaten üzerinden çobanıyla birlikte geçip giden koyun sürüsünü, üzerinde atlı kızaklarla dolaşan insanları görünce burasının bir göl olduğuna inanmak mümkün görünmüyor. Ardahanlılar her şubat ayında göl üzerinde sportif amaçlı bir festival düzenleyerek bir araya geliyorlar. İşin festival ve eğlencesi yanında gölün yılardır çilesini çeken, ekmeğini bu gölden çıkarmaya çalışan insanlar da var. Balık bakımından zengin olan gölden sekiz farklı balık çıkıyor. Bu leziz balıkları ise 12.350 hektarlık bu büyük gölün etrafındaki Perişen, Gerişen, Taşköprü, Taşbaşı, Çanaksu, Doğruyol ve Akçakale Köyü'nün balıkçıları tutuyor. Toplam 18 balıkçı var ve bunun 8'i Akçakale'den... Hatta bir de Akçakale Balıkçılık Kooperatifi kurmuşlar. Göl için yıllık kira ödeyerek balık tutma hakkını elde ediyorlar.

BUZ ALTINDA BALIK AVLAMAK
Yazın sandallarla kışın ise atların çektiği kızaklarla gölün üzerinde rızklarını arıyorlar. Dedelerinden kalma bu mesleği yaz kış devam ettirdiklerini söyleyen Burhan Kılıç, gölden sekiz farklı balık çıktığını anlatıyor, buzla kaplı gölün üzerinde ilerlerken. Sarı Balık, Aynalı Sazan, Alabalık, Şafak, Karabalık, Kızılkanat, Gümüşi, Tahta balık bu gölden çıkan balıklar. Ama en değerli ve makbul olanı alabalık, şafak ve sarıbalık imiş. Çıldır Gölü'nde tutulan balıklar nüfusu iki bin civarında olan Çıldır ilçesinde satışa çıkarılıyor. Uçsuz bucaksız bembeyaz bir düzlüğün ortasında, bizi çevreleyen masmavi gökyüzünün altında balıkların yakalanması için gerilen ağlara doğru gidiyoruz. Derin ve ağırbaşlı bir sessizliği bozan tek şey, ayaklarınızın altında ezilen kar sesi. Çıldır Gölü ismini bu ruha dinginlik veren baş döndürücü güzelliğinden almış olsa gerek. 1700 metre seviyesindeki bu gölün buzu kalktığında ve çayırlar yeşerdiğinde ise buralar bambaşka bir güzelliğe bürünüyormuş.

BUZUN ALTINDAKİ NASİP

Ve yarım metreyi bulan karları yara yara, ağların gerildiği ilk buz tabakasına ulaşıyoruz balıkçı Burhan ve oğlu Bolu Kılıç ile... 25 yıldan bu yana balıkçılık yapan 46 yaşındaki Burhan Bey işiyle öyle bütünleşmiş ki, eksi 15 derece soğukluk bile ona işlemiyor. Elinde ne eldiven ne de bir koruyucu var. Kazmayı büyük bir istekle vuruyor buz tabakasının üzerine. Kazma mavi-beyaz buzu deldikçe alttaki durgun göle yaklaşıyoruz. Son kazma darbesi ile buz parçaları soğuk su ile buluşuyor. Kürek suya daldırılıyor ve ağa bağlanan ip küreğin girintili kısmıyla yukarı çekiliyor. Şimdi 100 metre ileriye, ağın diğer ucuna gitmek lazım. Bolu Kılıç elinde buzdan dolayı adeta demire dönmüş ip ile diğer ucu da kazıyor ve elindeki ipi ağa bağlıyor. Bundan sonrası Burhan Bey'in bilek kuvvetine kalmış artık. Asılıyor ağa... Yosunlarla iyice ağırlaşan ağı çekmek, hem de o soğukta çekmek gerçekten çok zor bir iş. Ama bu zorluğu ağda çırpınan balıklar silip götürüyor. Ağdan çıkartılarak karın üzerine bırakılan balığın pulları, kar kristallerine karışıyor. Bir ışıltı huzmesine dönüşüyor balık. Eskimo usulünce yapılan balıkçılık, civardaki bu köylülerin geçim kaynağı işte... Balık rızk işi. Bazen ağını kurup beş gün beklersin dört kilo balık çekemezsin, bazen iki günün sonunda ağına 15 kilo balık takılmış olur. 25 yıldan bu yana gölün her yerini ezberleyen Burhan Kılıç bu durumu ilginç bir benzetmeyle özetliyor: "Balık bazen yazın çok olur, bazen kışın. Ne çıkacağı belli olmaz. Balık tutmak Kars minibüsü gibi... Yola çıkarsın bakarsın bir kişi vardır, ileri gider binilmeyecek kadar kalabalık olur." Balıkçı Burhan, tuttukları balığı Ardahan'ın küçük ilçesi Çıldır'da sattıklarını söylüyor. Balıklarını satmak için haftanın bir günü Çıldır'a giden balıkçılar buraya kurdukları tezgahlarda sergiliyorlar.

"GÖL BİTERSE BİTERİZ"
Peki üzerindeki kalınlığı 3-5 metre arasında değişen gölün üzerindeki uzun altına 100 metre uzunluğundaki ağ nasıl geriliyor? İşin püf noktası da sanırız bu. Göl donduktan sonra ağları alarak gerecekleri yere kazma kürekle giden balıkçılar, önce buzda bir delik açıyorlar. Sonra 10 metre uzunluğunda adına bulak denilen sopaları buza daldırıp ileriye doğru ittiriyorlar. Bu ittirme işlemi de 'tiken' denilen ve tırmığa benzeyen aletlerle yapılıyor. Bu şekilde 10 metre ilerleyen bu ağın ulaştığı buza bir delik daha açılıyor. Ağın ipi tekrar bağlanıp sonraki 10 metreye itiliyor. Bu şekilde buz üzerinde 10 delik açılarak 100 metrelik ağ gerilmiş oluyor. Peki aralık ayının 15'inde donan ve nisanın 15'ine kadar süren buzda balık macerası bu zorluğa değer mi? Cevabını balıkçı Burhan veriyor: "Seviyorum, zorunlu olsa bırakırım bu işi. İsteğim var, gençler dayanamıyor ama bu soğuk havaya. Hayatta kahveye girmem, kağıt tutmasını bilmem. Ömür burada biter ama Çıldır olduğu sürece varız, göl biterse biz de biteriz."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.