X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Doğadaki her şey hakikat
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Doğadaki her şey hakikat

  • Giriş Tarihi: 15.3.2015
Doğadaki her şey hakikat
Doğadaki her şey hakikat

İş kadını, dünya gezgini Ahu Aysal'ın Tatil SABAH için açtığı günlüklerinde bu hafta Papua Yeni Gine ile Kenya ve Zanzibar var. Papua Yeni Gine'de ölüm tehlikesi atlatan Aysal'ın Kenya'da ise görmediği hayvan kalmamış

PAPUA YENİ GİNE
Turist istemeyen ülke

Papua Yeni Gine'ye yalnız gitmeme imkan yoktu, bu yüzden üyesi olduğum Gezginler Kulübü'nden yaklaşık 15 gezginle birlikte gittim. Çok enteresandı Papua Yeni Gine'yi görmek, çünkü burası turist istemeyen bir ülke. Tek başıma gitmek istemememin sebeplerinden biri de buydu. Zaten oradayken de başımıza bir hadise geldi. Bir yerden başka bir yere giderken otobüsümüze molotof kokteyli atıldı. Hepimiz kendimizi otobüsün içinde yere attık. Otobüs şoförü hem uyanık hem de tecrübeli olduğu için molotof kokteylini düştüğü yerden aldı ve patlamadan dışarı attı. Biz oradayken bu yaşadığımıza benzer başka olaylar da oldu, bir Belçikalı çiftin öldürüldüğünü öğrendik. Yine de çok ilginç bir yerdi. Paradan haberi olmayan kabileler gördüm. Bütün alışverişlerini takasla yapıyorlar. Zaten tükettikleri fazla bir şey yok, neredeyse çıplak geziyorlar. En çok bitkilerden yaptıkları boyaları kullanıyorlar. Belki 10 sene sonra gitsem bu kabileleri göremeyecektim, yaşam şekilleri değişmiş olacaktı. Bu yüzden bazı yerleri bir an evvel gidip görmek için acele ediyorum. Böyle bir yeri gidip görebildiğim için çok mutluyum.

KENYA-ZANZİBAR

Plaj nerede?!

Yeni bir yolun ilk günü... Sabaha karşı 03.00'te Nairobi'ye geldim. Uçak çok rahatsız olmasına rağmen heyecanım yorgunluğumu aldı, ne yapayım seviyorum ben bu seyahatleri... Havaalanından karşılandım ve 40 dakika sonra kendimi Palacino Hotel'de buldum. Ufak ama çok şeker bir yerdi. Güzel bir uykudan sonra rehberim bana Nairobi'yi gezdirdi; her taraf yemyeşil, insanlar uzun boylu ve güzeller. Akşam Carnivore Restaurant'ta yemek yedim. Vaktimi hakikaten çok keyifle geçirdim. Ertesi sabah Masai Mara'ya gitmek için yerel havaalanına gittim. Uçaklar mini minnacık. Neyse dört kez inip kalktıktan sonra Fairmont Safari Club'a geldim. Lodge'lar harika, önümdeki nehirde hipopotamların ve timsahların dehşeti insanı fena halde korkutuyor. Bu nehre düşmenin ne demek olduğunu söylememe herhalde lüzum yok. Öyle mutluyum ki. Ben uyurken lodge'umun önündeki nehirde dedikodu yapan hipopotamus ve timsahların sesleri bana huzur veriyor. Ağaçların aurası, doğanın kokusu hepsi yaşamın ta kendisi... Doğadaki her şey hakikat. Bu sabah nihayet Masai kabilesiyle tanıştım. Anlatacaklarıma inanamayacaksınız. Kabile aynı eskiden olduğu gibi yaşıyor. Yedikleri: Süt, et, canlı inek kanı. Hayvanın şah damarından kanı alıyorlar, sütle karıştırıp içiyorlar. Yaşları 100'den aşağı değil. Çok sağlıklı, uzun boylu ve de incecikler. Erkeklerin en az üç-dört eşi var. 130 otu karıştırarak yaptıkları ilacı içiyorlar. Geçim kaynakları turizmden. Köyü gezdirmek ve resim çektirmek için kişi başı 25 dolar alıyorlar. Ayrıca tahta ve boncuktan eşyalar yapıp onları da satıyorlar. Burada safari yapmak hakikaten dedikleri gibi çok güzelmiş. Bundan önce iki kez safariye gitmiştim. Onlar da harikaydı. Zaten bu yüzden yine safari yapmak istedim... Burada hayvanlara yaklaşabiliyorsun. Öyle güzeller ki, içimden onlara sarılıp öpmek geliyor, görmediğim hayvan kalmadı gibi. Yarın Zanzibar'a gidiyorum.

YENİ BİR HEYECAN

Zanzibar'a yolculuk eğlenceli ve yorucu geçti. Pilotların kadın olduğu, sekiz kişilik bir uçakla Nairobi'ye geldim ve havaalanı değiştirip yine ufak bir uçakla, 40 dakikalık bir uçuş sonrasında gece 22.00'de Zanzibar'a vardım. Beni almaya gelen şoför bir saat 15 dakika yolumuz olduğunu söyleyince doğrusu biraz sıkıldım ama şimdi yeni bir yerdeyim. The Residence adlı oteldeyim, harika bir villada kalıyorum. Evimin önünde yüzme havuzu ve bahçe var, kapıda da butler duruyor. Sabah kahvaltımı yapmak için bütün plaj ihtiyaçlarımı da yanıma alıp benim için ayrılmış bisikletime binerek ana restorana gittim. Önce eşyalarımı plaja bırakayım, dedim. ANNAAAAAA plaj yok! Kum var, şezlonglar var, ama deniz yok! Tabii başladım bağırmaya "Where is the sea? Plajjjj plajj!" Yanıma bir garson geldi "Deniz gitti akşamüstü gelir" dedi İnanılmaz, metcezir yüzünden deniz hiç görünmez şekilde gidiyor. Dedikleri gibi de akşamüstü geri geliyor. Yemekler burada da çok lezzetli. Ne yazık ki yarın son günüm. Artık eve dönüyorum. Çocuklarıma ve torunlarıma... Mutluyum. Yeni bir yolculukta yeniden beraber olmak üzere... (Bitti)

Ahu AYSAL

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.