X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Güneydoğu'ya bahar gelmiş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Güneydoğu'ya bahar gelmiş

  • Giriş Tarihi: 29.3.2015
Güneydoğu'ya bahar gelmiş
Güneydoğu'ya bahar gelmiş

Jolly Tur Kültür Turları Müdürü Kerem Gökçe, işi gereği Türkiye'yi karış karış geziyor. Gökçe'ye göre ilkbaharda Güneydoğu Bölgesi'ne gitmenin tam zamanı. Tarihin ilk izlerine, dinlerin doğuşuna, Fırat'la Dicle'nin aşkının sırrına, Nemrut'un görkemine, Hz. İbrahim'in çilesine yakından tanıklık etmek için...

Güneydoğu Bölgesi'ni keşfetmeye Antakya'dan başlayabilirsiniz. Havayolu veya karayolu ile bölgeye ulaşımın çok rahat olduğunu göreceksiniz. Kuruluşu çok eskilere dayanan Orontes (Asi) Nehri'nin ikiye ayırdığı şehri gezmeye eski sokaklardan başlamalısınız. Antakya'da tüm din ve mezheplerden insanlar ve onlara ait izler taşıyan eserler var. Hac merkezlerinden biri kabul edilen ve Hıristiyanların bu ismi ilk aldıkları yer olduğu kabul edilen St. Pierre Kilisesi'nin yanı sıra günümüzde de ibadetin devam ettiği Ortodoks ve Katolik kiliseleri görülmeye değer mekanlar. Habib Neccar Camii ise hoşgörü kentinin bir diğer sembolü. Dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi olarak kabul edilen Antakya Arkeoloji Müzesi'nde mitolojideki tanrı ve tanrıçalarla birlikte çeşitli kahramanlık ve aşk öykülerinin tasvir edildiği eserlerle karşılaşacaksınız. Buradaki geziden sonra müzenin tam karşısında bulunan ve bir zamanlar Hatay'ın meclis binası olarak kullanılan yapıyı fotoğraflamalısınız. Antakya, tarihi eserleri kadar yemekleriyle de meşhur bir kent. Özellikle Harbiye'deki restoranlarda birbirinden leziz mezeleri, tuzda pişirilmiş tavuk kebabı ve tabii ki başka hiçbir yerde bulamayacağınız künefeyi tattıktan sonra kahvenizi isterseniz kentteki butik otellerde veya şehir otellerinde içebilirsiniz.

NEFİS LEZZETLERİYLE GAZİANTEP


Sabah bölgeye has kahvaltınızı yaptıktan sonra yolculuğunuzun yönü Gaziantep'i göstermeli. Kurtuluş mücadelemizde haklı bir yere sahip kenti gezmeye kalesinden başlayın. Kenti tepeden seyrederken aynı zamanda kendi güzergâhınızı da seçin. Ama, güzergâhınız hangisi olursa olsun bakırcıları, sedefçileri, baharatçıları, çeyizlik Antep işi satan dükkanları, tarihi çarşıları mutlaka fotoğraflayın. Objektifinizi mutlaka Tuzhanı, Şırahanı, Yemişhanı, kiliseler ve eski Antep evlerine çevirin. Tahmis Kahvesi'nde yorgunluk kahvesi söyleyin. Zeugma mozaiklerinin sergilendiği müzeyi gezmeyi ihmal etmeyin. Gaziantep, aynı zamanda bir lezzetli yemekler şehri. Hatta bir yemek müzesi bile var. Güneydoğu mutfağının en iyi örneklerine rastlayacağınız kentlerden biridir Antep. Restorasyonu başarıyla tamamlanan ve yöresel lezzetlerin en güzel örneklerini bulabileceğiniz Yemişhan'da öğle yemeğinizi alabilirsiniz. Yuvalama, buharda pişirilmiş özel pazı dolması, leziz mezeleri yedikten sonra sıra kebaba gelecek.. Özellikle de yenidünya kebabı.. Bölgenin en iyi ustalarının yaptığı havuç dilimi baklavasını tatmayı ihmal etmeyin. Tarihin ve lezzetin koridorlarında yaptığınız bu geziden sonra konaklamak için eski bir Antep evine ya da bölgenin misafirperverliğini hissedebileceğiniz bir otele geçebilirsiniz. Sabah kahvaltısını katmerle süsledikten sonra Nizip, Birecik üzerinden Halfeti'ye gidin. Halfeti kayıp ve tarifi olmayan aşkların topraklarıdır. GAP projesi kapsamında bir bölümü sular altında kalan ilçede mutlaka tekne turu yapın. Bu tur, size Rumkale'nin ihtişamını tümüyle hissettirecek.

SABRIN SINANDIĞI ŞEHİR, URFA


Buradan sonraki ziyaret yeriniz ise peygamberler şehri Urfa olmalı. Hz. İbrahim'in ateşe atıldığına inanılan Balıklı Göl, Ulu Camii, Rızvaniye Camii ve Hz. Eyüp peygamberin sabrının sınandığı makam, mutlaka görmeniz gereken yerler arasında olmalı. Tarihi Urfa sokakları, çarşıları ve Gümrükhan gezisinden sonra tarihi, Adem ile Havva'ya kadar uzanan konik çatı evleri ile ünlü Harran'a doğru devam edin. Konaklamada tercihiniz şehir merkezinden yana olmalı. Sabah erken saatlerde kalkıp Urfalılarla birlikte kahvaltı niyetine ciğer yiyebilirsiniz.

GÜNDÜZ SEYRANLIK, GECE GERDANLIK: MARDİN

Artık Mezopotamya'ya yaklaştınız. İnsanlık tarihinin, dinlerin ve aşkların yerleşimi Mezopotamya... Viranşehir, Kızıltepe üzerinden Nusaybin'e ulaşacaksınız. Büyük İskender'in ordusunu sakladığı kent, Süryanilerin ilk manastırı, Suriye sınırı ve dönerken Anadolu'da Perslerden kalan en görkemli kentlerden olan Dara göreceğiniz yerler arasında. Bu kadar geziden sonra öğle yemeğini Mardin'in meşhur kaburga dolması ile süsleyin. Tabii ki Kaburgacı Selim Amca'da. Yemekten sonra gündüz seyranlık, gece gerdanlık olarak tasvir edilen Mardin'i gezmeye başlayın. Abbaraları, Kırklar Kilisesi'ni, Ulu Cami'yi, Zinciriye ve Kassımiye Medreseleri'ni mutlaka gezin. Ama, yanınızdaki rehberiniz mümkünse Mardinli bir çocuk olsun. Sonrasında kendinizi Mardin'in ara sokaklarında Kürt, Türk, Süryani ya da Arap bir ailenin evine davet edilmiş ve mırranızı içerken bulacaksınız. Konaklama için kendinize Midyat'ı seçin. Midyat'ta yakınlarınıza telkâri ustalarının elinden çıkmış sanat eserleri alın. Şarap içiyorsanız mutlaka Süryani Şarabı'nın tadına bakın.

İHTİŞAMLI SURLARIYLA DİYARBAKIR

Silvan üzerinden yolunuza devam ettiğinizde ihtişamlı surları ve Kırklar Dağı ile Diyarbakır karşılayacak sizi. Kente Mardin Kapı'dan girdiğinizde sırasıyla Keçi Burcu, Deliller Han, Zinciriye Medresesi ve Ulu Camii'ni görün. Gezi boyunca karşınıza çıkacak evler sizi çok etkileyecek. Fakat, farklı yapı malzemeleri ile dikkat çeken Diyarbakır evlerine güzel bir örnek olan Cahit Sıtkı Tarancı Evi'ne mutlaka özel bir zaman ayırın. Akşam yemeği için seçiminiz ya Dağ Kapı'da ciğer yemek ya da Gazi Köşkü olsun. Konaklama için şehir otellerini kullanabilirsiniz. Sabah erken kalkıp Siverek'e varıp Atatürk Barajı'nı feribotla geçerek Kahta'ya ulaşabilirsiniz. Kahta'da yemek yedikten sonra minibüslerle Kommagene Krallığı'nın izlerini sürmeye başlayabilirsiniz. Karakuş Tümülüsü, Cendere köprüsü, Arsemia gezilerinden sonra Doğu Torosların en yüksek noktasında; Nemrut Dağı'nda yapılmış olan Kommagene Kralı Antiokos ve tanrıların heybetli sessizliği eşliğinde gün batımını seyredip otelinize dönebilirsiniz. Geziniz boyunca Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin sırlarına vakıf olup insanların misafirperverliğini yüreğinizde hissedeceksiniz.

SULAR ALTINDA KALACAK GÖRKEM, HASANKEYF

Kahvaltı sonrasında yakında sular altında kalacak olan Hasankeyf'e ulaştığınızda yüzlerce mağara evi, görkemli coğrafyası ve Dicle'nin güzelliği ile karşılaşacaksınız. Dicle Nehri kıyısında kurulmuş tahtlarda yiyeceğiniz şabut balığının lezzetine inanamayacaksınız. Yemek sonrası yolunuza devam ederken bölgenin en ünlü köprüsü Malabadi Köprüsü'nü göreceksiniz. Yapımı günümüz teknolojisi için bile zor olan bu köprünün etrafında gördüğünüz çocuklar sizi Malabadi Köprüsü'nün şarkısı ile uğurlayacak.

KEREM GÖKÇE

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.