X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Toprağından tarih fışkıran bir güzel ada
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Toprağından tarih fışkıran bir güzel ada

  • Giriş Tarihi: 17.5.2015
Toprağından tarih fışkıran bir güzel ada
Toprağından tarih fışkıran bir güzel ada

Yazları sıcacık oluyor Kıbrıs. Sadece deniz serinletebiliyor insanı. Ama akşamın gölgeleri düşünce adaya, sokaklarda dolaşmanın keyfine doyamıyorsunuz

Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs'a insanların bundan 10 bin yıl önce yerleştiği biliniyor. İlk yerleşenlerin de Anadolu'dan geldiği tahmin ediliyor. Kıbrıs toprakları üzerinde Akdeniz'de kurulmuş olan bütün uygarlıkların etkisi görülüyor. O yüzden yeryüzünün en zengin tarih ve kültür adası olma özelliğine sahip. Yani adanın her karış toprağından tarih fışkırıyor. Ekilebilir arazi oranının yüzde 45'e ulaştığı ada aynı zamanda bir doğa cenneti özelliğini de taşıyor.

OTHELLO, KIBRIS'TA GEÇİYOR

Gezmeye 35 bin nüfuslu bir ticaret limanı olan Gazimağusa'dan yani Magosa'dan başlayalım. Adanın en derin limanına sahip olan bu güzel kentin ilk ismi Arsinoe. Bu adı Mısır Kralı II. Arsinoe'den alıyor. Helenistik dönemde ise bu şirin beldeye 'kumda saklı olan mücevher' anlamına gelen Ammochostos adı veriliyor. Sonraki dönemde bu kelime dönüşerek Famagosta olarak söylenmeye başlıyor. Dünya da burayı o isimle anıyor. Bir tek biz Mağusa ya da Magosa diyoruz. Kıbrıs Harekatı'ndan sonra şehir Gazi unvanını alıyor. Böylece Gazimağusa ismi ortaya çıkıyor. Şu anda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin en önemli ticaret, turizm ve üniversite beldesi olan bu güzel şehirde gezilmesi gereken çok yer var. Önce Othello Kulesi'nden başlayalım. Yukarıda kısa tarihçeyi verirken Lüzinyanlar'dan söz etmedik ama bu hanedanlığın Kıbrıs'ın geçmişinde çok önemli bir yeri var. 1192 ile 1489 yılları arasında Kıbrıs'ı yöneten Fransız asıllı olan bu hanedanlık, adaya çok sayıda eser armağan etmiş. Othello Kulesi ya da Kalise denilen eser de 14. yüzyılda onların döneminde inşa ediliyor. Düşman saldırılarına karşı limanı korumak amacıyla yapılan kalenin etrafı ilk kurulduğu dönemde derin hendeklerle çevriliymiş. Saldırıya geçen düşmanlar, bu derin çukurları geçemedikleri için uzun yıllar ele geçirilemeyen zorlu bir kale olarak nam salmış. Leonardo da Vinci'nin, 1481 yılında ziyaret ettiği Kıbrıs'ta Venedikliler'e kentin savunma sistemi hakkında tavsiyelerde bulunduğu rivayet ediliyor. Kalenin ismi ise adanın İngiliz sömürgesi olduğu dönemden geliyor. William Shakespeare'in ünlü tragedyası Othello'nun önemli bir kısmı Kıbrıs'ta geçiyor. Magosa denince Türklerin aklına ilk gelen yer Namık Kemal Zindanı ve Müzesi'dir. Bilindiği gibi büyük şairimiz, 1873 yılında Vatan Yahut Silistre'yi yazıp İstanbul'da sahneledikten sonra Kıbrıs'a sürgün ediliyor. Ve bu sürgün günlerini zindanda geçiriyor. 36 ay boyunca bu zindanda yatan şairimiz 1876'da affedildikten sonra çok sevdiği Magosa'da bir müddet daha kalıyor. Osmanlı'nın adaya hakim olduğu ilk yıllarda inşa edilen bu iki katlı bina, asırlar boyunca topçu kışlası ve hapishane olarak kullanılıyor. 1993 yılında restore edilerek müzeye dönüştürülen yapının içinde Namık Kemal'e ait fotoğraflar ve o dönemde şairin kullandığı eşyalar sergileniyor. Buraya kadar gelmişken bir de Maraş bölgesini görmelisiniz. Burası bir hayalet şehir. Kıbrıs Harekatı'ndan bu yana hiç kimsenin yaşamadığı bu yerde in cin top oynuyor. Çocuk parklarındaki salıncakların sepetleri bile plajdan gelen kumların altında kalmış, sadece zincirleri görünüyor. Şimdi sıra Salamis Harabeleri'nde. Hem ada hem de bütün Akdeniz'in tarihinde derin izler bırakmış olan bir antik kent Salamis. Magosa'nın 6 km kuzeyinde yer alan kent, Trodos dağından doğan Pedios (Kanlıdere) nehrinin denize döküldüğü havzaya yakın bir yere kurulmuş. Salamis'in Bronz devrinin sonlarındaki göçlerle Anadolu'dan ve Yunanistan'dan gelen Akalar tarafından kurulduğu öne sürülüyor. Bir başka rivayete göre ise, Truva Savaşı'na katılan Salamis Adası Kralı'nın torunu Tefkros'un kenti inşa ettirdiği ve ismini de oradan aldığı söyleniyor. Salamis'in bulunduğu alan tarih boyunca Akdeniz'de yaşanan hemen hemen tüm depremlerden etkilenmiş. Bu yüzden de şehir defalarca yıkılıp yeniden kurulmuş. En eski kaynaklarda adı geçen bu kayıp kent 19. yy sonlarında ağaçlarla ve toprak tabakasıyla örtülmüş bir haldeyken tesadüf eseri ortaya çıkmış. Daha sonra yapılan sistemli kazılarla gün ışığına çıkarılmış. Aziz Epiphanios Bazilikası'nı, Bizans sarnıcını, Zeus sunağını, nekropolü ve Nikokreon Anıtı'nı göreceksiniz.

AT KEMİKLERİ ŞAŞIRTIYOR

Antik kentteki nekropol yani mezarlık çok ilginç bir yer. Şehir tarihine ilişkin en ilginç bilgilere bu mezarlık sayesinde ulaşılmış. Nekropolde kral ve sıradan insanların yattığı mezarların dışında çok sayıda at kemiğine de ulaşılmış. Çünkü eski çağlarda ölüleri buraya taşıyan cenaze arabaları dört atla çekilirmiş ve defin töreni bittikten sonra bu atlar ölünün şerefine kurban edilir ve ziyafet çekilirmiş. Magosa'dan ayrılmadan önce son olarak St. Barnabas Arkeoloji Müzesi'ni de görmenizi tavsiye ederiz. Altın kumlarla kaplı Magosa'ya gitmişken iskelede muhteşem manzara eşliğinde balık yemeden dönmeyin.

EN TURİSTİK ŞEHİR GİRNE
Adanın en turistik şehri Girne. 17 bin nüfuslu bu kentin at nalı şeklindeki limanı günün her saatinde ve geceleri doyumsuz manzaralara sahip. Bu şehirde Girne, St. Hilarion ve Buffavento adında çok önemli üç kale birden var. Bu üç kale de 7. yüzyılda Arap akınlarına karşı kenti savunmak için kullanılmış. Önce Girne Kalesi'ne çıkmalısınız. Bu askeri bina Lüzinyanlar döneminde inşa edilmiş. Kalenin içinde 1100 yıllarında yapıldığı sanılan ve Bizans eseri olan St. George Kilisesi yer alıyor. Osmanlı kuşatması sırasında şehit düşen Cezayirli Sadık Paşa'nın lahiti de kalede bulunan anılardan birisi. Buffavento Kalesi ise Beşparmak Dağları'nda bulunuyor. Uzunluğu 170 km olan bu dağlar, binyıllar içinde rüzgarların etkisiyle aşınarak beş parmak şekline geldiği için bu adı almış. Bu coğrafi oluşuma Girne Dağları adı da veriliyor. Kıbrıs'ın kuzey şeridini tuttuğu için hem coğrafi açıdan hem de stratejik açıdan çok önemli bir yere sahip bu güzel dağlar. Söz konusu ada da bu dağların üzerinde 950 metre yükseklikte kurulmuş. Buffavanto 'rüzgara boyun eğmeyen' anlamına geliyor. Bu savunma hattını kuranlar, dağları bile aşındıran rüzgarların bu kaleye zarar vermeyeceğini düşünmüş olmalılar. Burası da bir dönem hapishane olarak kullanılmış ve o çağlarda Aslan Şatosu olarak anılmış. Kale, Lefkoşe'nin en güzel manzarasını önünüze seriyor. Saint Hilarion Kalesi de Beşparmak Dağları üzerinde yer alıyor. Denizden 700 metre yükseklikte iki sarp tepenin üzerinde kurulmuş. Adını, Kudüs'ün Araplar tarafından fethinden sonra adaya göç eden ve ömrünün son yıllarını bu kalede ibadet ederek geçiren bir keşişten alıyor. Dağdan kente indiğinizde Bellapais Manastırı ve İkon Müzesi'ni de mutlaka görmelisiniz.

EĞLENCE HAYATIYLA LEFKOŞA
KKTC'nin başkentinin, Osmanlı, Rum ve Doğu Akdeniz mimari ve tarihi yapısını yansıtan farklı bir havasının olduğunu söyleyebiliriz. Tarihi yapılarını görebileceğiniz Arabahmet Mahallesi ve yakınında Kıbrıs Rum Kesimi ile sınırda bulunan Yiğitler Burcu Parkı var. Kültür merkezi Büyük Han, tarihi binaların bulunduğu Girne Caddesi, Selimiye Camii ve Barbarlık Müzesi... Lefkoşa'nın sosyal merkezi Dereboyu caddesine gidip, cadde boyunca restoran, bar ve kafeleri keşfe çıkmak mümkün. Lefkoşa'da Belediye Çarşısı ve Girne Ordu Pazarı alışveriş için cazip noktalar arasında.

EKONOMİK PAKETLERİMİZ MEVCUT
"12 ay boyunca tatil imkanı sunan Kıbrıs özellikle son yıllardaki lüks otel yatırımlarıyla tüm dikkatleri üstüne topladı. Gerek yaz ve bayram tatilleri gerekse toplantı organizasyonları için tatilcilerin liste başı destinasyonu oldu. Ayrıca Türkiye ve dünya starlarının sahne aldığı Kıbrıs otelleri sunduğu eğlence olanakları ile de yoğun ilgi görmekte. Tatil Stil olarak yıl boyunca hazırlamış olduğumuz en ekonomik otel+uçak+transfer paketlerinin yanı sıra erken rezervasyon kampanyaları, kredi kartlarına uygulanan özel indirimler ve peşin fiyatına dokuz taksit imkanları, adada tatil yapmak isteyen tatilseverler için çok önemli avantajlar sağlamaktadır."

AKLINIZDA BULUNSUN

KKTC'ye giderken havayolu seyahatini tercih edecekseniz dış hatları kullanmanız gerekiyor.
Girişte nüfus cüzdanınız yeterli olacaktır. Turist olarak üç aylığına giriş yapabilirsiniz, ancak üç ayı geçirmemeniz gerekiyor.
KKTC'de otomobil kullanabilmek için TC ehliyetine sahip olmanız yeterli.
Kıbrıs'tan hellim peyniri, ceviz macunu ve motiflerinde Da Vinci'nin izlerini taşıyan Lefkara nakışlarından alabilirsiniz.
Kıbrıs'ta altın, deri elbiseler ve kumaşlar da oldukça ucuz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.