X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yorgun ve tedirgin Beyrut
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yorgun ve tedirgin Beyrut

  • Giriş Tarihi: 28.6.2015
Yorgun ve tedirgin Beyrut
Yorgun ve tedirgin Beyrut

Doğu Akdeniz'in gözbebeği Lübnan'ın başkenti Beyrut, muhteşem sahili, lezzetli yemekleri, hareketli gece yaşantısıyla kalbinizi çalıyor

Doğu Akdeniz'in kıyısında Fenike'den bugüne tarihe iz düşmüş bir şehir Beyrut. Lübnan'ın başkenti. Bir dönem Ortadoğu'nun Paris'iydi. Öyle denirdi. Osmanlı İmparatorluğu dünyaya egemen olduğu vakit planlı bir gelişme gösterdi. Bölgenin gözbebeği oldu. Ortadoğu'da iç savaşın çıktığı 1970'lere kadar kültür, moda ve ekonominin çekim merkezi kaldı. Emperyalist Batı ve petrol zengini Arap için bir üstü. Bugün ise yakın geçmişte iç savaşa ve güneyi İsrail'in hava saldırısına maruz kalmış, yorgun ve tedirgin bir şehir. Havası, kum rengi, insanı Akdeniz gibi sıcak.

SOKAKLAR ISSIZ

Sömürülmüş, bozguna uğramış Beyrut'a gitmeye karar verince ilk olarak konsolosluğu aradım. Lübnan, Türk vatandaşlarından vize istemiyordu. İstanbul'dan Beyrut'a yaklaşık bir saat 45 dakika süren bir uçuşun ardından Beyrut Rafic Hariri Havalimanı'na indik. Havalimanının ardından mihmandarımız eşliğinde hızlıca otele vardık. Kapısında klasik İngiliz taksilerinin sıralandığı otel, Rafic Hariri başbakanken yenilenmeye başlanan Downtown'daydı. Yerleştikten sonra ilk rotamız, yeni binaların ve lüks alışverişin merkezi Downtown'un merkezi oldu. Sokaklarda Arapça, Fransızca ve İngilizce ana dil gibiydi. İnsanlar Türkçe'ye de hakimdi. Sultanahmet Camii'nden esintiler taşıyan, mavi kubbeli Muhammed el Emin Camii'ni gezdik. Yakınında 2005'te suikaste kurban giden Hariri'nin mezarı ve anma çadırı vardı. Devlet binalarının fotoğraflanması yasaktı. Oradan Müslüman mahallesi Hamra'ya geçtik. Sıkışık trafikte kural tanıyan yoktu. Hamra sahilindeki Corniche kordonunda biraz nefes aldık. Çevrede, Arap elitlerinin Güvercin Kayalıkları manzarasında inşa ettiği evler vardı. Gece olduğunda, Gammayzeh'te meşhur eğlenceleri aradık. Sokaklar ıssız ve karanlıktı. Lüks araçla doluydu. Gecelerin nabzını, sokaklarda hissetmek imkansızdı. Duvarları aşmak gerekiyordu. Kapıları açıp içeri girince sükunetin yerini cümbüş aldı.

NE YEMELİ?

Beyrut mutfağında Akdeniz ve Ortadoğu etkisi var. Humus en önemli meze. Falafel ve manuş en çok sevdikleri atıştırmalık. İçinde kuru üzüm ve çam fıstığı olan gül suyu tadında jellab adlı içecekleri var. Deniz ürünleri ve kebapları meşhur. Her sofrada roka ve semizotu salatasını, zeytin ve zeytinyağını görmek mümkün. Baharat açısından zenginler. Organik pazarlarında baharatlı lavaş yok satıyor.

NE YAPMALI?

Teleferikle Beyrut'a tepeden bakmak, perdeli balkonları olan evleri fotoğraflamak, nargile içmek, mağazaları dolaşmak, Türk kanallarını izleyen esnafla tanışmak keyifli.

AĞLAYAN MAĞARA

Şehre bir saat uzaklıktaki Jeita Mağarası, aşağı ve yukarı diye ikiye ayrılmış. Aşağı mağara, teknelerle geziliyordu. Yukarı mağara ise daha 1958'de keşfedilmiş. İleri gidilirse oksijen seviyesi düştüğü için 750 metrelik bölümünde yürüyüş yolu var. İkinci durağımız Harissa Tepesi oldu. Meryem Ana Heykeli'nden şehre ve denize baktık. Oradan da deniz kıyısında 18 kilometre yol kat ederek antik Finike liman şehri Byblos'a geçtik.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.