X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Adım adım Kaş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Adım adım Kaş

  • Giriş Tarihi: 12.7.2015
Adım adım Kaş
Adım adım Kaş

Yaz gelince doğayla bütünleşip kendimizi serin sulara bırakmak isteriz. Hâlâ nereye gitsem diye düşünenleriniz varsa, size muhteşem güzelliklere sahip bir tatil beldesi önerim var. Haydi, Kaş'a gidelim!

Mis gibi doğası, cam gibi denizi, turistik plajları ve tarihi mekanlarıyla ünlü Kaş, adeta Akdeniz'in saklı mücevheri. Kaş'a karayoluyla ulaşabileceğiniz gibi, havayolunu da kullanabilirsiniz. En yakın havalimanı Dalaman'da bulunuyor. Ben uçağı tercih edip sonrasında da kiraladığım araçla Kaş'a geçtim. Otelim Kaş çarşısının içinde bir butik oteldi. Oldukça merkezi bir konumda ve tasarımı retro detaylar içeriyordu. Butik otelleri bu nedenle çok severim. Kendine özgü ve samimi bir havası oluyor. İlk gün otelime yerleştikten sonra çarşı turuna çıktım. Pırıl pırıl, güneşli bir havada insanlar çarşı sokaklarını dolduruyor. Hediyelik eşyacılar, kafeler ve renkli Kaş halıcılarından gözlerimi alamıyorum. Otantik bir dükkandan ev yapımı zeytinyağı satın alarak ilk Kaş alışverişimi yapıyorum. Çarşıyı turlarken rastladığım harika bir Türk kahvecisi var ki; kahvenin yanında nefis ev yapımı kekiyle damaklarda iz bırakıyor. Kaş'ta kaldığım süre boyunca tatlı molaları için her gün buraya uğradım. Kaputaş plajı, yakından görmek istediğim ilk plaj. Kaş ile Kalkan arasındaki sahil yolu üzerinde bulunan bu kanyon ağzı plajı, yerin altından akmakta olan suyun, kıyıda kumlar arasından süzülmesi sonucu genel olarak serin ve berrak bir denize sahip. Ayrıca çakıl taşlı, eşsiz bir kumu var. Plaja ulaşmak için yol kenarındaki merdivenler kullanılıyor. Ayrıca bu plaj, dalış için de uygunluğu nedeniyle birçok dalgıç teknesinin de adresi haline gelmiş. Patara antik kenti yakınında bulunan ve bu bölgedeki en büyük ve güzel plajlardan biri olan Patara plajı ise kumunun inceliği ve denizinin sığlığıyla dikkat çekiyor. Tatilcilerin ve turistlerin sıklıkla tercih ettiği plajın hemen arkasında yer alan kafelerde gözleme çeşitleri satılıyor. Burası sürekli rüzgarlı olması nedeniyle sörfçüler tarafından da tercih ediliyor. Özellikleri saymakla bitmeyen Patara kumsalı, Caretta caretta'ların yumurta bıraktıkları yerler arasında bulunduğu için de ayrıca koruma altında.

Kalkan kasabası

Antalya'nın batısındaki Kaş'a bağlı Kalkan kasabası, mavi bayraklı muhteşem deniziyle büyük ilgi görüyor. Bu küçük ve güzel kasaba Akdeniz'in maviliğine uzanan, tarihin, denizin ve doğanın iç içe olduğu küçük bir koya kurulmuş. Çok sayıda turist buraya yerleşiyor ya da yazlarını burada geçiriyor. Beyaz boyalı evleriyle bilinen Kalkan, eskiden 'Kalamaki' adında bir Rum köyüymüş. Çarşıda birbirinden güzel seramikçiler, el işi objeler satan dükkanlar, küçük sevimli kafeler ve yazın bol bol çiçek açan begonvilli sokaklar arasında dolaşmak müthiş bir huzur veriyor. Kalkan bünyesinde bir yat limanı bulundurduğu için deniz yolu tatilcileri için de iyi bir dinlenme yeri. Dilerseniz limanda, denize karşı keyif kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Batık kent Kekova
Ülkemizde tek batık kentin yer aldığı Kekova, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Karayolu ulaşımının olmadığı Kekova'ya Üçağız limanından bindiğim tekneyle ulaşabiliyorum. Kekova adasının bir kısmı depremlerde suya battığı için buraya batık şehir deniyor. Tekneden baktığımda denizin içinde, yapıların suya batmış temellerini ve merdivenlerini görebiliyorum. Tekneden indiğimde ise karşılaştığım taş yapılı ada pansiyonları ve şirin köy evleri masal gibi görünüyor. İçlerinden birine yerleşmek istiyorum. Bu şirin, dar ve yokuşlu Kaleköy sokaklarından Simena Kalesi'ne çıkıyorum ve en tepede masmavi bir Kaş manzarası karşısında büyüleniyorum. Her bir açısını fotoğraflamaya doyamadığım kaleden indikten sonra teknelerin yanaştığı iskeledeki Likya Restoran'da tadına doyamadığım ev yemekleri ve lezzetli deniz ürünleri tadıyorum.

Likya'nın meşhur Demre'si

Demre sahip olduğu tarihi önem nedeniyle tarihçilerin ve turizmcilerin ilgi odağı. Eski adıyla Myra (Demre) Likya'nın en önemli şehirlerinden biri olarak biliniyor. Burada Likya mezarlarının ve oyulmuş kaya mezarların örneklerini bolca görebilirsiniz. Roma egemenliği döneminde Myra en gelişmiş ve zengin dönemini yaşamış, ayrıca Bizans döneminde önemli bir idari ve dini bir merkez olmuş. Likya'nın en büyük tiyatrosundan kalanlar bugün hale görülebiliyor. Tiyatroyu fotoğraflayıp, biraz oturup dinlendikten sonra başka önemli bir yapı olan St. Nicholas (Noel Baba) kilisesinin kalıntıları içinde geziyorum. Söylemlere göre St. Nicholas'ın kemikleri kilise içindeki mermer mezarda bulunuyormuş fakat daha sonra İtalyanlar tarafından götürülmüş. Mermer mezarı ziyaret ederek, dileklerin yazılı olduğu kağıtları buraya bırakan ziyaretçiler oldukça fazla.

Antiphellos ve Xanthos antik kentleri

Köklü ve değerli bir tarihe sahip olan Antiphellos Antik Kenti önemli kalıntılarıyla en çok ziyaret edilen yerler arasında geliyor. Özellikle antik tiyatrosu, günümüze kadar sağlam kalmayı başarmış. Bulunduğu ilçeden ve görkemli yapısından dolayı Kaş Antik Tiyatrosu olarak da anılan bu tiyatro 4 bin kişilik bir kapasiteye sahip olup, M.Ö. 1. yüzyılda inşa edilmiş. 26 basamaktan oluşan ve sahnesi olmayan bu antik tiyatronun, denizin hemen yanında oluşu ziyaretçilere muhteşem bir manzara sunuyor. Tiyatroda oturup deniz manzarası karşısında dinlenebilirsiniz. Antik kentten günümüze ulaşan diğer önemli eserler ise, kayalara oyulmuş mezarlar ve dört bir tarafa serpilmiş Likya lahitleri. Bu lahitlerin en görkemlisi, Uzunçarşı Caddesi'nde bulunan ve kral mezarı olarak da bilinen Likya yazıtlı anıt mezar. Bu görülmeye değer antik kent Fethiye- Kaş karayolu üzerinde Kınık Köyü'nde yer alıyor. Xanthos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi acılarla dolu bir kent olarak biliniyor. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu fakat yeni şehrin küller arasından yeniden doğduğundan bahsediyorlar. Şehir, M.Ö. 546'da Pers kumandanı Harpagos tarafından kuşatılır ve Xanthos'lular çaresiz duruma düştüklerinde, kadın ve çocuklarını öldürüp şehri ateşe vererek kimsesiz ve harap bir şehir bırakırlar. Bu toplu katliamdan o sırada şehirde bulunmayan 80 aile kurtulur ve şehirlerini yeni gelen göçmenlerle yeniden kurarlar. M.Ö. 475-450 arasında Xanthos, bu kez yangın felaketi ile karşılaşır. Kazılarla da belirlenen bu yangından sonra şehir büyük bir gelişme göstererek batı dünyası ile özellikle de Atina ile sıcak ilişkiler kurmuş. Xanthos'un en ilginç kalıntıları, tiyatronun batısında yer alıyor. Bunlardan bazıları; kadın gövdeli ve kanatlı yaratıklar olan, ölülerin ruhlarını gökyüzüne taşıdıklarına inanılan 'Harpy' kabartmalarına sahip. Tiyatronun kuzeyindeki Roma devri agorası ise yine görülmesi gereken özel kalıntılardan biri.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.