X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Denizli'nin binbir rengi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Denizli'nin binbir rengi

  • Giriş Tarihi: 20.9.2015
Denizli'nin binbir rengi
Denizli'nin binbir rengi

Doğa harikası Pamukkale'si, horozu, bornozu, antik kentleri ve termal tesisleriyle ünü ülke sınırlarını aşmış bir şehir Denizli. Şehri gezerken her adımda başka bir zenginlikle karşılaşıyorsunuz

Gerek ülkemizde, gerekse dünyada her yıl sayısız ilginç festival düzenleniyor. Bu festivallerden birini izlemek için bir havayolu şirketinin kampanyasından yararlanıp yaklaşık 10 ay öncesinden gidiş-dönüş 74 TL vererek Denizli'ye bilet aldık. Denizli'deki festivalin adı şöyle: Koyun Atlatma Festivali Koyun atlatmak, Denizli'de 8 asırdır bir gelenek. Bu gelenek, Çal ilçesinde her yıl ağustos ayının son hafta sonu düzenlenen festivalle yaşatılıyor. Tabii ki bu festivalin de bir efsanesi var. Söylentiye göre Karakoyunlular'dan biri yöreye yerleşen Oğuz Beyleri'nden birine yanında çoban olarak çalışmaya başlar. Çoban, zaman içinde beyin kızına aşık olur ve kızı babasından ister. Malum, kızını çobana vermek istemeyen bey, işi yokuşa sürmek adına çobana yapamayacağını düşündüğü bir şart koşar: Üç gün boyunca koyunlara su içirmeyip, sadece tuz yedirecek; sürenin sonunda ise yine su içirmeden Büyük Menderes Nehri'nden karşıya geçirecektir. Çoban imkansızı gerçekleştirir ve koyunları nehirden karşıya geçirmeyi başarır. Ancak bey sözünden durmaz, kızını çobana vermez. Kızı aşkından yataklara düşer ve ölür, çoban ise kendini dağlara vurur.

HOROZ VE BORNOZ

Düzenlenen festivalde de rengarenk boyanan koyunlar çobanı takip ederek karşı kıyıya geçmeye çalışıyor ve ortaya hayli renkli görüntüler çıkıyor. Bu yıl festival ülkemizde yaşanan üzücü olaylar nedeniyle bir hafta erken gerçekleştirildi. Festivalin eğlence kısmı iptal edilince biz de zamanımızı Denizli'yi gezerek değerlendirdik. Denizli, Ege bölgesinde Babadağ'ın eteklerine kurulmuş, hem turizm, hem de tekstil açısından oldukça gelişmiş yeni bir şehir. Denizli horozu pek meşhur. Uzun ötüşü ve sağlıklı görüntüsü yüzünden ünü yurtdışına da taşmış. Horozu kadar, bornozu da meşhur Denizli'nin... Dünyada tekstilin en önemli başkentleri arasında. Ayrıca Serinhisar ilçesi de Türkiye'nin leblebi ve leblebi ürünleri ihtiyacının yaklaşık yüzde 85'ini karşılıyor. Denizli'nin özellikleri saymakla bitmiyor. En ilgi çekici yanı, yeni bir şehir görüntüsünün altında Tabea'dan Tripolis'e 10'dan fazla antik kente ev sahipliği yapması.

ÜNLÜ PAMUKKALE
Ve elbette Pamukkale. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Pamukkale travertenlerini görmeye akın akın turist geliyor. Karahayıt, Pamukkale'nin biraz ilerisinde 58 derece kaynak suyu veren, hem suyu hem de kumu oldukça şifalı bir başka termal merkez. Adını kırmızı toprağından alan Kırmızı Su termali, içerdiği zengin mineraller ile eşsiz bir sağlık kaynağı. Buldan ilçesi ise ürettiği birbirinden güzel el dokumaları ile ünlü. Gezimiz sırasında, el tezgahlarının artık yerini makinalara bıraktığını görünce epey üzüldük. 80 yaşındaki son tezgahçıyla konuşmak oldukça hüzünlüydü. "Ben ölünce devamı yok!" dedi. Keloğlan ve Kaklık mağaraları da görülmesi gereken yerlerden.

KARAHAYIT
Denizli'ye 25, Pamukkale'ye ise sadece 5 km uzaklıkta olan termal bölge Karahayıt küçük bir kasaba olsa da, merkez ilçesi Kırmızı Su şifa aramaya gelenlerle dolu. 25 ile 67 derece sıcaklıktaki su, içerdiği minerallerden dolayı özellikle dolaşım sistemi, kireçlenme ve romatizma hastalıklarına iyi geliyor. Ege bölgesindeki aktif jeolojik faaliyetlerden ötürü sıcak olan su, içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı, yeşil ve beyaz traverten tabakaları oluşturmuş. Bu da suyun şifasının yanında, kayaların rengarenk oluşuyla göze de hitap ediyor. Özellikle de demir iyonunun fazlalığı kırmızı rengin yoğunlaşmasına sebep oluyor ve adını da buradan alıyor. Kaynağın çıktığı noktada su içilebiliyor. Gelenlerin çoğunluğu dipteki çamuru vücutlarına sürerek çamur banyosu yapıyorlar. 5 binyıldır şifa dağıttığı ve Kleopatra'nın da yıkandığı söylenen Karahayıt Termal Tesisleri'ni yerli ve yabancı pek çok turist ziyaret ediyor. Dolayısıyla bölgede otel sayısı oldukça yüksek. Hatta son dönemlerde, turizmin artmasıyla yerel halk da evlerini pansiyona dönüştürmeye başlamış. Küçük bir alan Kırmızı Su'yun başına çıktığımızda Ayşe Bacı'yı ve Ayşe Bacı'nın Yeri'ni gördük. Kadınlar, evlerinde yaptıkları patlıcan, bamya, domates kurusu, incir, mısır, kekik, nar çiçeği gibi ürünleri satarak bir geçim kaynağı yaratıyorlar. Kuru patlıcan dolması tarifini verdikten sonra bize karlama ikram etti. Karlama, orjinal dağ karının üstüne dökülen pekmezin ezilerek yapılmasıyla oluşan buzlu bir içecek. Bize fazla tatlı geldi ve bardağın tamamını bitiremedik ama sohbetin keyfine diyecek yoktu.

ANTİK KENTTE GÜN BATIMI
Pamukkale'ye Denizli'den yaklaşık 20 dakikalık bir araba yolculuğu varılıyor. Neredeyse kilometrelerce uzaktan da görülen travertenler, dünyanın her yanından akın akın turistin gelmesine sebep oluyor. Özellikle Japonlar geldiği için her yer Japonca tarifelerle dolu. Eğer Müze kartınız yoksa 25 TL ödeyerek Pamukkale travertenleri ve Hierapolis antik şehrine girebiliyorsunuz. İçeri girince önce bir seyir terasına geliyorsunuz. Maalesef zamanında kıymetini bilemediğimizden dolayı, bugün suları çok azalmış. Buralardaki travertenlere giriş yasak. Yürüyüş yoluna devam ettiğinizde, sizin de girmenize izin verilen alan geliyor. Travertenlerden yürümeye devam ettiğinizde Hierapolis antik kentine ve antik havuzuna ulaşıyorsunuz. Antik havuza 32 TL ödeyerek giriş yapabilirsiniz. Yola devam ettiğinizde yine UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan, bütün ihtişamı ile antik kent karşınıza çıkıyor. Bir tam günün geçirilmesi gereken Pamukkale travertenleri ve antik kent, gün batımı saatlerinde ise bir başka güzel. Travertenlerden güneşin batışını izledikten sonra, mavi saatleri kaçırmamak adına, dik bir yokuş olan tiyatronun yolunu neredeyse koşarak çıktık. Tepesine geldiğimde nefes nefeseydim ama içeri girdiğimde tiyatronun heybetli görünüşü nefesimi daha da kesti.

TANDIRDAN TAHİNLİ PİDEYE...
Kahvaltı için Yatağan yolu üzerinde mantarcılar ve çeşidi bol kahvaltı veren yerler bulunuyor. Biz farklı bir yerdeki Değirmen Alabalık Tesisleri'nde kahvaltı ettik. Burası alabalık havuzları, akvaryumlu tropik bahçesi ve şelaleleriyle Denizli'nin içinde bir vaha gibi. Kaleiçi'nde Kebapçı Enver'de tandır, Buldan'da simit ve tahinli pide yemeden dönmeyin. Denizli'nin meşhur lezzetleri ise şöyle: Denizli kebabı, tandır kebabı, keşkek, çaput aşı, sıyırma, yoğurtlu patlıcan gömmesi, sura, kaçamak, gındıra çorbası, dirit, patlıcan dolması, biber tatarı ve top tarhana.