X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çirkince değil, Şirince
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çirkince değil, Şirince

  • Giriş Tarihi: 4.10.2015
Çirkince değil, Şirince
Çirkince değil, Şirince

Ege'nin büyüleyici güzelliğinde saklı öyle bir köy var ki; adeta huzuru tarif ediyor. Eski adı Çirkince olan Şirince'de hayal ettiklerinizin fazlasını yaşıyorsunuz

Şirince yolculuğum İstanbul'dan uçakla İzmir Adnan Menderes Havaalanı'na yaklaşık 45 dakika süren bir yolculukla başlıyor. Şirince'yi görmek ve çevresindeki tarihi yerleri rahatça gezebilmek için kiraladığım otomobille yola çıkıyorum. Hava güzel, yol keyifli. İzmir'den Aydın yönüne doğru ilerlerken Selçuk'un girişinde Şirince yol ayrımını takip ediyorum. Ege'de en sevdiğim görüntü sokak kaldırımlarındaki turunçlar. Mandalina, zeytin ve üzüm kokuları arasından kıvrılarak Şirince'ye varıyorum. Konaklayacağım Güllü Konak, oda isimlerini güllerden almış. Karşılamada ikram edilen mürver şurubunun tatlı ve yumuşak tadı tüm yorgunluğumu alıyor. Anlatılanlara göre Aydınoğulları döneminde azat edilen bir grup Rum, kendilerine gösterilen bir yere yerleşir. "Yerleşeceğiniz yer güzel mi?"diye sorulduğunda da "Çirkince" yanıtını verirler. İzmir'in kurtuluşu sırasında boşalan köye 1924 yılında Selanik ve çevresinden gelen Türk aileleri yerleştirilir. Bu sırada Çirkince'yi ziyarete gelen dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa, bu güzel yörenin Çirkince adı alamayacak kadar güzel olduğunu ileri sürerek bundan sonra Şirince olarak adlandırılmasını ister. Adım başı gözleme evleri, şarap mağazaları, mahzenler, organik dükkanlar arasından dik bir yokuş çıkıyorum ve eski bir Rum kilisesine varıyorum. St. John Kilisesi; çeşmeli bir avlu içinde yer alıyor. Girişteki iki kanatlı, çiçek motifleri oyulmuş tahta kapının üzerinde mermer kitabe bulunmakta. 1832 yılında inşa edilen kilise girişinde Meryem Ana heykeli bulunan küçük havuza, ziyarete gelenler tarafından dilek dilenerek madeni para atılıyor.

HAVA MİS GİBİ


Kiliseden dönerken köy kadınlarının el emeği göz nuru patik, bere ve atkılarının olduğunu tezgahlardan sevdiklerime hediyeler alıyorum. Ardından köyün kumda kahvecisi Fındık Kafe'de soluğu alıyorum. Keyifli ve bol köpüklü kahvemi yudumlarken yine çok sevdiğim mürver şurubu ikram ediliyor. Kafenin içi tarihi el sanatları ve fotoğraflarla dolu. Tek tek hepsini incelerken çalışanlarla sohbete koyuluyorum. Köyde yaşam akşam 20.00'de duruyormuş. Anlaşılan şömine başında odun ateşini izleyerek dinleneceğim, ardından televizyonu olmayan sessiz ve huzurlu odamda uykuya dalacağım. Ertesi gün güneşin ışıklarıyla birlikte pencereden mis gibi hava giriyor odaya. Kahvaltı kokuları burnuma doluyor. Otelin kendi ürünü zeytinyağıyla, çeşit çeşit reçellerle dolu bir kahvaltı yapıyorum. Ardından Meryem Ana Kilisesi ziyareti
için yola koyuluyorum. İzmir'in Selçuk ilçesine 9 km mesafedeki Meryem Ana Kilisesi, Şirince gezimde en çok görmek istediğim yerler arasındaydı. Alana girişte Meryem Ana heykeli karşılıyor herkesi. Hemen ileride küçük kilisesi yer alıyor. Çevresini gezerek yeşil alanda sincapları fotoğraflıyorum. Her yerde farklı bir hikaye anlatılıyor ancak ben gezi rehberinin alanı gezdirirken anlattığı hikayeyi paylaşacağım; Ren'in Alman kıyılarında yaşayan Anna Katharina Emmerick adlı kör bir rahibe çeşitli halüsinasyonlar görür. Rahibe zaman zaman Meryem Ana'nın sesini işittiğini ve kendisine evini tarif ettiğini söyler. Bütün bunlar üzerine tarifteki adres bulunup incelenir ve tam da söylenen yerde Meryem Ana ile ilgili ipuçlarına rastlanır. Daha sonra burası tüm Hıristiyan alemi için hac yeri olarak düşünülür. Ziyarete gelenlerin dilekte bulunabilmesi için bir dilek duvarı oluşturulmuş. Dilekler bir parça kâğıt üzerine yazılıyor ve duvara asılıyor.

EFES ANTİK KENTİ


Efes, Türkiye`nin Batı kıyısında yer alan ve İzmir`in Selçuk ilçesine bağlı Roma döneminden kalan tarihi bir Yunan Kenti. Kuruluşu Cilalı Taş Devri M.Ö. 6 bin yılına dayanır. Efes, Roma İmparatorluğu döneminde Asya Eyaleti başkentliğini yapar. Konumu dolayısıyla yine o dönemlerde Batı ile Doğu arasında köprü vazifesi gören önemli liman kentlerinden biri olur. Bilim, sanat ve kültür alanlarında birçok ünlü burada yetişir. Tümüyle mermerden yapılmış ilk kent olan Efes'teki başlıca kısımlar ve yapılar şöyle sıralanıyor: Magnesia Kapısı ve Doğu Gymnasionu, Yukarı Agora ve Bazilika, Odeion, Prytaneion, Domitianus Meydanı, Herakles Kapısı, Traianus Çeşmesi, Yamaç Evler, Hamam ve Umumi Tuvalet, Oktogon, Heroon, Celsus Kütüphanesi, Agora Güney Kapısı, Mermer Cadde, Agora, Büyük Tiyatro, Liman Caddesi, Liman Hamamı, Meryem Kilisesi, Stadyum Caddesi, Hadrianus Tapınağı. Tüm bu tarihi yapıları görmek için harabelere giriş ücreti 30 TL. Efes Harabeleri daha girişte görkemiyle heyecanlandırıyor gezenleri. Keyifli ve uzun saatler geçiriyorum burada. En çok etkilendiğim bölüm Celsus Kütüphanesi oldu. Ayrıca mermer caddede yürümek de oldukça etkileyiciydi. Dillere destan hikayelerin günümüze ulaştığı bu büyük alanda yaşanan hayat mücadelelerini hayal etmeye çalışırken "Ne insanlar varmış, ne hayatlar yaşanmış" diyorum. Her ırktan, dinden, dilden binlerce insan bu büyüleyici antik kenti görmek için akın akın geliyor.

YEDİ UYUYANLAR EFSANESİ

İzmir sınırları içerisindeyken kulağıma gelen Yedi Uyuyanlar hikayesi bende merak uyandırdı ve mağarayı ziyarete geldim. Hikayeye göre; yedi genç, İmparator Tapınağı'nda yapılması gereken kurban sunma işlemini yerine getirmek istemedikleri için, kentten kaçıp buradaki bir mağaraya saklanırlar. Bir süre sonra uykuya dalarlar. Uyandıktan sonra yiyecek almak için kente gittiklerinde, yalnız bir gece değil 200 yıl uyudukları ve Roma İmparatorluğu'nun her yanında Hıristiyanlığın yaygınlaştığını öğrenirler. Durumu haber alan İmparator Theodosius bunu ölümden sonra insan ruhunun yeniden dünyaya geleceğinin bir göstergesi olarak kabul eder. Yedi genç öldükten sonra büyük bir cenaze töreni yapılır ve gömüldükleri mağaranın üzerine bir kilise inşa edilir. 1927-28 yıllarında burada yapılan kazılarda, bir kilise ile yüzlerce mezar bulunmuş.

ÇEREZ BİLGİLER

Şirince bir günde gezip görülecek küçük bir köy olmasına rağmen bu atmosferde konaklamanızı tavsiye ederim.
Müze kart ve fotoğraf makinenizi yanınızdan ayırmayın.
Gözlemeyle birlikte diğer yöresel yemeklerin tadına mutlaka bakın.
Selçuk'ta çöp şiş yiyin.
Mürver şurubunu sevdiklerinize ikram etmek isteyebilirsiniz.
Şirince'nin zeytin ağaçlarından organik zeytinyağı üretimi yapılıyor.
Şirince'nin meyve şarapları çok meşhur.


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.