X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Rengarenksin Nice!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Rengarenksin Nice!

  • Giriş Tarihi: 21.2.2016
Rengarenksin Nice!
Rengarenksin Nice!

Nice deyince aklımıza her ne kadar deniz, kum, güneş üçlüsü eşliğinde yaz tatili gelse de şubatın ortasında sokaklarında dolaşırken içinde bulunduğumuz mevsimi yadırgamıyoruz. Şehrin huzurlu atmosferi kısa sürede aklımızı çelmeyi başarıyor

Fransa'nın güneyinde, Alpler, Provence, Korsika ve İtalya'nın kesiştiği yerde konumlanmış, doğanın cömert davrandığı bir şehir Nice. Nüfusu 350 bin olmasına rağmen yaz aylarında 5 milyonu aşkın turisti ağırlıyor. Kış aylarında da düzenlenen etkinlikler sayesinde şehrin enerjisi hiç tükenmiyor. İstanbul'dan üç saati aşkın süren bir uçuş sonrası adımımızı attığımız ilk yer Nice-Cote d'Azur havaalanı oluyor. Burası yılda ortalama 11 milyon ziyaretçiyi ağırlayan Fransa'nın ikinci büyük havalimanı. 53 havayolu şirketi 33 ülkedeki 100 farklı destinasyona haftada 1250 uçuşunu buradan gerçekleştiriyor. Türk Hava Yolları da o havayollarından biri. Şehre direkt seferi bulunuyor. Yaz aylarında sefer sayısı artırılıyor. Kış mevsiminde olduğumuzdan havalimanında yoğunluk göze çarpmıyor, işlemlerimizi halledip şehre hareket ediyoruz. Yağmurlu bir gün ama hava çok soğuk değil. Zaten şehir mikrokliması ile ünlü. Deniz kenarında ama çevresini kuşatan dağlar şehri rüzgardan koruyor. Güneş açtığı anda kendinizi ilkbahar mevsiminde gibi hissediyorsunuz. İlk izlenimlerimiz sonrası "Modern bir Akdeniz şehri burası" cümlesi geçiyor aklımızdan. İnsanda yürüme isteği uyandırıyor. Yürüme ve keşfetme...

CHAGALL MÜZESİ VE RENKLER

Saint Tropez'de Signac ve Matisse, Aix-en-Provence'ta Cezanne'ın izlerini nasıl takip ettiysek burada da otele yerleşir yerleşmez soluğu Marc Chagall Müzesi'nde alıyoruz. Pablo Picasso'nun 1950'lerde söylediği cümle aklımıza geliyor: "Matisse öldüğünde, rengin tam olarak ne olduğunu anlayan tek ressam olarak Chagall kalacak." Chagall renklerini keşfetmek için iyi bir fırsat olan müzenin en büyük özelliği 20. yüzyılın öncü sanatçısı hayattayken kurulmuş olması. Hatta Chagall, müzenin oluşturulmasına bizzat katkıda bulunmuş, binadaki konser salonunun pencerelerindeki vitrayları yapmış. Müzede ressamın İncil'le ilgili en önemli 17 tablosunu görmek mümkün. Nice doğasıyla Chagall gibi birçok ressam ve sanatçıya ilham vermiş. Uzun yıllar Savoy Ailesi'nin toprakları içinde yer alan Nice'in eski şehir olarak adlandırılan bölgesinde İtalyan etkisini hissetmemek olanaksız. Hatta nerede olduğunuzu bilmeseniz bir İtalyan şehrinde olduğunuzu rahatlıkla iddia edebilirsiniz. Sarı taş binalar, tahta panjurlar ve pencerelerde asılı rengarenk çamaşırlar... Sokaklarında gezerken karşınıza çıkan binaları uzun uzun incelemekten kendinizi alamıyorsunuz. Bu daracık sokakların bir kısmında turistik eşyaların satıldığı dükkanlar yan yana sıralanmış. Tek tük tasarım dükkanları da var. Bunlardan biri dünyanın farklı bölgelerinden getirdiği taşlarla takı tasarımları yapan Jean-François Brandiere'nin JFB Bijoux adlı dükkanı. Artizan sanatçı küçücük bir alana dünyayı sığdırmayı başarmış. Eski şehirde dikkatimizi çeken bir başka dükkan ise Patisserie Henri Auer oluyor. Kuruluş yılı 1820. İçeri girdiğiniz anda çeşit çeşit çikolatalarla karşılaşıyorsunuz. Rengarenk meyve şekerlerine ise direnmek imkansız. Eski şehirde gezerken Sarkis'in eserine rastlamak bizi mutlu ediyor. Sanatçının 2007'de yaptığı eser, verdiği hisle sanki orada yüzyıllardır varmış, şehri bir parçasıymış gibi duruyor. ÇİÇEK

PAZARI ZAMANI

Eski şehrin en hareketli yeri ise çiçek pazarı. Cours Saleya'daki pazar, pazartesi hariç her gün kuruluyor. Pazara girer girmez mis gibi çiçek kokuları başımızı döndürüyor. Mimoza kokuları gül kokularına karışıyor. Tezgahlarda çiçek dışında rengarenk sabunlar, taze sebze ve meyveler satılıyor. Burası turistler kadar yerel halkın da buluşma noktası. 70 yaşında çiftler, çocuklu ailelerle birlikte pazarı geziyorsunuz. Alışverişin sonunda herkes ellerinde dev çiçek buketleri ile evinin yolunu tutuyor. Pazartesi günleri aynı yerde antika pazarı kuruluyor. Nice'in en turistik meydanı ise Place Massena. Meydanın hemen yakında da Galeries Lafayatte'in bulunduğu Jean Medecin Caddesi bulunuyor. Cadde üzerinde birçok ünlü markanın mağazasına rastlıyorsunuz.

KARNAVAL ZAMANI

Nice için bavulumu hazırlarken arkadaşım nereye gittiğimi soruyor. "Karnavala" yanıtını veriyorum. Şaşırıyor, "Rio'ya mı?" diye karşılık veriyor. Hayır, Rio'ya gitmiyorum. Ama onun kadar eğlenceli bir başka karnaval planımda yer alıyor: Nice Karnavalı. Nice'te yıl boyunca birçok etkinlik gerçekleştiriliyor. Nice Caz Festivali, Nice Cote d'Azur Triathlon'u gibi... Karnaval ise şubat ve mart aylarında gerçekleşiyor. Şehre ayrı bir enerji getiren karnaval için Nice'li aileler aylarca uğraşıyor, birbirinden renkli dev maketler hazırlıyorlar. Karnavalın bu yılki konusu 'Medyanın Kralları' olarak belirlenmiş. Maketler de bu konsepte uygun olarak şekillendirilmiş. İlk olarak öğle saatlerinde çiçek geçit törenine katılıyoruz. Binlerce kişi, çoluk çocuk deniz kıyısındaki etkinlik alanında toplanıyoruz. Çiçeklerle süslü araçlar, dansçılar, gözalıcı kostümler giymiş gruplar teker teker önümüzden geçiyor. Çiçekler, konfetiler havada uçuşuyor. Akşam dokuzdan sonra ise tam bir karnaval çılgınlığı yaşanıyor. Artık sadece dans eden göstericiler değil, onlara genç-yaşlı seyirciler de eşlik ediyor. Dev maketler bir bir önümüzden geçerken konfeti yağmuruna tutuluyoruz. Bir de köpük sıkan spreyler var ki, ondan da fazlasıyla nasibimizi alıyoruz. Saçlarımız, giysilerimiz köpük parçalarıyla kaplanıyor. Tüm bu çılgınlığa rağmen küçücük bir tatsızlık bile yaşanmaması ise bizi çok mutlu ediyor.

LEZZET PEŞİNDE
Nice'in kaliteli, organik bölgesel ürünlerle hazırlanan yemekleri gerçekten çok lezzetli. Restoranlarda ilk olarak masaya zeytinyağı içinde küçücük zeytinler ve taze ekmek geliyor. Eğer kendinizi tutamazsanız zaten yemek gelmeden çoktan bu muhteşem ikiliyle doymuş oluyorsunuz. Nice'in dünyaca ünlü salatası Salade Niçoiseis taze yeşillikler, haşlanmış yumurta, ançüez ve zeytinyağı ile hazırlanıyor. Eski şehir bölgesinde yer alan Acchiardo tam bir gurme restoran. Geleneksel Nice mutfağı yemekleri sunan restoran yıllardır aynı aile tarafından işletiliyor. Restoranda garson olarak çalışan, ailenin son kuşağının gençleri yakışıklılıklarıyla dikkat çekiyor. Massena Meydanı'ndaki Attimi Restaurant ise Slow Food hareketine destek veren, trendi bir İtalyan restoranı. Kullanılan ürünler İtalya'nın farklı bölgelerinde geliyor. Hangi ürünün hangi bölgenin üreticisinden tedarik edildiğini menüdeki haritada görebiliyorsunuz. Pizzaları müthiş, salataları harika. Bu arada personeli de esprili ve hızlı. Burası "İtalyanların gittiği İtalyan restoranı" olarak ünlenmiş.

DOYUMSUZ MANZARA
Nice'i kuş bakışı görmenin yolu ise Kale Tepesi'ne (Castel Hill) çıkmaktan geçiyor. Tepeye çıkmanın iki yolu bulunuyor. Ascenseur du Chateau adlı asansöre binebilir ya da 300 basamaklı merdiveni çıkabilirsiniz. Yukarıdan manzara muhteşem. Dünyanın en güzel koylarından birinin Nice'te olduğunu söylemek abartılı olmaz. Promenade des Anglais'te yürürken temiz havayı derin derin içimize çekiyoruz. Evet, dünya çoğu zaman acılı bir yer olsa da yaşamak güzel!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.