Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Gölgede kalmış bir güzel Alicante

Giriş Tarihi: 3.4.2016
Gölgede kalmış bir güzel Alicante

denilince akla ilk hangi şehirler gelir? Elbette Barselona sonra Madrid. Eh hadi Bilbao, San Sebastian... Oysa ki 'nın her bir köşesi candır, kişide bağımlılık yaratır. O halde bu kez sessiz sakin güzelliğini koruyan Alicante'ye gitmeye ne dersiniz?

Barselona, Madrid, Bilbao, San Sebastian... 'dan saydığım bu şehirlerin gölgesinde kalan, oysa ziyaret edenlerde tekrar tekrar gitme isteği yaratan bir şehir Alicante. Küçük bir yüzölçümüne sahip olmasına rağmen içinde binbir renk barındırması, uçsuz bucaksız plajları, uygun fiyatlı mekanlarıyla eminim sizin de kalbinizi fethedecek bu sıcakkanlı İspanyol şehri. Benim, kıyıda köşede kalmış bu şehre iki kez gitmemin sebebi ise Alicante'nin yıllardır startına ev sahipliği yaptığı, dünyanın en prestijli yelken yarış organizasyonu Volvo Okyanus Yarışı (Volvo Ocean Race). O konuya birazdan geleceğim ancak önce şehrin kendisine bir bakalım. Ülkenin doğu kıyısında konumlanan, Akdeniz'e bakan bir şehir Alicante. Aynı zamanda tarihi bir Akdeniz limanı. Geçmişi 7 bin yıl öncesine dayanıyor. Geçmişinde Kartacalılar, Roma İmparatorluğu ve hatta Arapları ağırlamış. Ta ki Endülüs Emevileri'nin çöküşünden sonra İber Yarımadası'nı ele geçiren Kastilyalıların 13. yüzyılda şehri fethetmesine kadar. Bu dönem Alicante, ülkenin ve Avrupa'nın pirinç, şarap, zeytinyağı, pamuk ticaretinin yapıldığı en büyük liman şehrine dönüşmüş. I. Dünya Savaşı'nda 'nın tarafsız kalması en çok Alicante'ye yaramış, bu sayede şehirde tarım ve sanayi hızla gelişmiş. 1936 yılında İç Savaşı patladığında, Cumhuriyetçilere bağlı kalan son şehirlerden biri oluyor Alicante. Ve bunun karşılığını Franco'ya bağlı ordunun üç yıl süren bombardımanıyla ödüyor. 1950'li yıllarından itibaren ise İspanya'nın en önemli turistik sahil şehirlerinden biri haline geliyor.

YELKENCİLİĞİN KALBİ
Alicante sonsuz gibi görünen plajları, sıcak yaz ve ılık kış mevsimiyle bugün İspanya'nın çokça turist çeken bölgelerinden biri. Hemen burada şehirden Mayorka ve İbiza'ya sürekli feribot seferleri olduğunu da belirtelim. Küçük ve mütevazı bir İspanyol şehri olan Alicante'nin en önemli özelliklerinden biri de dünyanın en önemli yelken yarışlarından biri olan Volvo Okyanus Yarışı'nın buradan start alması. Nitekim yukarıda da belirttiğim gibi benim sebeb-i ziyaretim de bu yarış. Üç yılda bir düzenlenen, dünyanın en büyük markalarının boy gösterdiği ve en iyi yelkencilerin yarıştığı bu dünya turu yarışı 2008 yılından bu yana Alicante Limanı'ndan start alıyor. Yarış için şehirde dev bir köy kuruluyor. Yaklaşık 10 gün boyunca birçok renkli etkinliğin gerçekleştirildiği bu köy, dünyanın dört bir yanından yelken yarışı tutkunlarını ağırlıyor. Bu dönemde yaklaşık 2.4 milyon turistin şehri ziyaret ettiği belirtiliyor. Muhtemelen yılın 11 ayı, 350.00 kişilik nüfusuyla yavaş bir hayatın sürdüğü yazın ise tatilcilerin gelişiyle biraz hareket kazanan Alicante dolayısıyla üç yılda bir, senenin 15 gününü oldukça hareketli geçiriyor. Öyle ki yarış zamanı yelken şehrin en küçük sokaklarına bile siniyor.

EKİM AYINDA GİDİLMELİ
Restoran ve kafeler takımların tişörtleriyle dolaşan yelkenci ya da yelken tutkunlarıyla, sokaklar da bu yelken yarışının reklamlarıyla doluyor. Hani "Şöyle bir girip bakayım! Orada neler oluyormuş, bu yarışta neyin nesiymiş?" diyecek kadar konudan bihaber olsanız bile, okyanuslarda yaşanan dokuz ayın havasını koklayınca -muhtemelen- bu maceranın bağımlısı haline geliyorsunuz. Konuyla ilgilenenler için ise gerçek bir vaha. Eğer siz de bu heyecana şahit olmak isterseniz bir sonraki yarış, önümüzdeki yıl ekim ayında yine bu güzel şehirden start alacak. Özetle Alicante, hem yelkenli tutkunları için hem de bir yaz tatilini geçirebileceğiniz son derece ucuz ve keyifli, üstelik kendinizi evinizdeymiş gibi hissedebileceğiniz şahane bir İspanyol şehri. Hiç durmayın, gidin...

Valencia'dan ulaşılıyor

Alicante'ye gitmenin en rahat yolu şehrin kuzeyinde konumlanan bir başka liman şehri Valencia'ya uçmak. Türk Hava Yolları'nın doğrudan uçuşlarıyla Valencia'ya ulaşabilirsiniz. Oradan iki-üç saatlik yolculuğun ardından Alicante'ye varıyorsunuz. Bir diğer seçenek de önce Madrid, sonra da Alicante'ye uçmak. İlk gittiğimde bu yolu denemiştim ancak ikincisinde doğrudan Valencia'ya uçup buradan kiralık bir otomobille Alicante'ye ulaşmayı tercih ediyoruz. Otomobil yerine yaklaşık 20 Euro'ya otobüslerle de seyahat etmek mümkün. Hangisini tercih edersiniz bilemeyiz ama söylememiz gereken bir şey var: Tam bir liman şehri olan Alicante'ye girişte göreceğiniz sıkıcı ve tatsız binalar moralinizi bozmasın, zira şehrin kalbine girdikçe İspanyol ruhunun bağımlılık yapan kokusunu duymaya başlayacaksınız. Yani 'eski şehre' ulaşana kadar sabredin.

Şehirden notlar

Alicante'de yemek ve içmek son derece ucuz. Tapasçıların, deniz mahsulcülerinin sunduğu yemekler çok leziz. Eğer farklı bir şeyler denemek isterseniz Michelin yıldızlı restoranları da seçebilirsiniz.
Gece hayatı son derece hareketli. Daracık sokaklardaki pub'larda çok keyifli akşamlar geçirebilirsiniz. En güzel yanı her yere yürüyerek ulaşabilmeniz.
ATM bulunmayan Tabarca Adası'na mutlaka yanınızda nakit parayla gitmeniz gerekiyor.
Şehir merkezinde kalırsanız bir yere gitmek için hiçbir araca ihtiyacınız yok. En güzeli yürüyerek dolaşmak ya da halkın kullanımına açık bisikletlerden kiralamak.
Şehirde görülmesi gereken yerlerden biri de sürekli açık olan Volvo Ocean Race Müzesi. Dünyanın etrafını dokuz ay boyunca dolaşan yelkenli teknelerdeki heyecanı tatmak isterseniz ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Büyüleyici ve keyifli

Alicante'nin en güzel noktalarından biri Santa Barbara Kalesi. Alicante'nin her yerine hakim kaleden bütün şehri kuş bakışı izleyebiliyorsunuz. 166 metre yükseklikteki Benacantil Dağı'nın tepesine inşa edilen kaleyi 9. yüzyılda yapanlar ise Müslümanlar. Kaleye çıkarken şehrin yerel yaşamının kalbine de yolculuk yapıyorsunuz. Şehrin görülebilecek bir diğer kalesi de 19. yüzyılda Tossal yamaçlarına yapılmış San Fernando. Görülecek yerlerden biri de Tabarca Adası. Bu adaya gittiğinizde kendinizi bir zaman makinesiyle yüzyıllar öncesine gitmiş gibi hissediyorsunuz. Zira adada ne bir zincir mağazası, ne otomobil ne de yüksek bir bina görebiliyorsunuz. Ayrıca adanın büyük bir bölümünü yüksek surların arasına saklanmış bir kilise kaplıyor. Eğer şehir dışına çıkmak isterseniz tavsiyem kesinlikle Altea. Alicante'ye göre çok daha küçük, deniz kıyısında bir kasaba olan Altea'nın tepesindeki kilisesi ve aradaki daracık sokaklar büyüleyici. İspanyolların sıcakkanlılığı şehrin her yerine sinmiş. Yaklaşık 1,5 saatlik tren yolculuğuyla Altea'ya ulaşabilirsiniz. Sahil boyunca devam eden tren yolu sayesinde size sürekli olarak küçük İspanyol yazlık şehirleri ve evleri eşlik ediyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Gölgede kalmış bir güzel Alicante
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz