Bir küçük köyde, tarihin izinde

Giriş Tarihi: 26.6.2016
Bir küçük köyde, tarihin izinde

Ben Kayaköy’e vurgunum! İstanbul’dan uzaklaştığınız andan itibaren zaten dünya meseleleri aklınızdan çıkıp gidiyor. Ama Kayaköy atmosferinden olsa gerek size başka bir dünyada yaşıyormuşsunuz hissi veriyor

Kayaköy'le iki yıl önce tanıştım... Fethiye'den yukarılara tırmanırken, 'nereye gidiyoruz' demiştik... Ama bir gittim, deyim yerindeyse vuruldum. Şimdi ne zaman Göcek seyahatimiz olsa, bir günü mutlaka Kayaköy'de geçiyor. Kayaköy'ün ören yeri için çoğu insan hayalet şehir dese de, o eski Rum evlerinin arasında dolaşırken, içine girip duvarlarına bakarken yaşanmışlıkların izini görüyor ve hayal etmeye başlıyorsunuz; eskileri, kadınları, erkekleri, yaşamı... Bir zamanlar burada 3 bin Rum yaşarmış. Mübadele zamanında Rumlar, Yunanistan'a göç etmiş, Kayaköy'e de Selanik ve civarından gelenler yerleşmiş. 1957 Fethiye depreminde ise evler büyük hasar görmüş. Bu eski kentin içine girerken, bir çiftle; Orkun ve eşi ile tanıştık... Örene çıkan yolun başında küçük bir ev kiralamışlar, el emeği göz nuru işler satıyorlar. Oturup uzun uzun sohbet ettik. Evin içini dolaştım... Ahşap duvarlarda bir kadın resmi, kim bilir hangi yıllardan, nasıl bir hayattan! Bu ev bir İngiliz'e aitmiş. Orkun ve eşine "Bu evin önünü öyle güzel yapın ki, gelen ziyaretçiler soluklanmak için burayı durak olarak seçsinler" dedim. Birlikte kayalıkların içinden çiçekler topladık, masalara koyduk... Sonra da dostluğumuz başladı...

NEFES KESEN MANZARA
İki hafta önce Kayaköy'e gittiğimizde eşi işinin başında kalması gerektiği için Orkun'la yola koyulduk. "Sizi Af Kulesi'ne götüreceğim" dedi... Köyün içinden geçip arabayı ormanlık bir alanın kıyısında bıraktık ve başladık tırmanmaya... Nereye ulaşacağımızı tahmin bile edemiyorum, çünkü eyim... Yarım saati aşan bir tırmanışın ardından bu kez uçurumdan aşağı doğru inmeye başladık ve küçük bir düzlüğe geldik. Ve... Evet nefes kesen bir manzara ile karşı karşıyayım... Kayalara oyulmuş iki katlı bir manastır... Rivayete göre bir keşiş, tek başına yapmış burayı... Orada öndeki alanda oturdum, gözümü maviliklere çevirerek... Orkun, geceleri o küçük düzlükte şiir okuma gecelerinin yapıldığını söyledi. Eminim, muhteşemdir... Geri dönüş yolu çıkış kadar zor değil tabii... Bu kez köyün içine geldik, soluklanmak için oturduk... Esnafla sohbet çok güzel... Kendime köyün içindeki küçük butikten 50'şer liraya iki gece elbisesi bile aldım!!! Ve başta da dediğim gibi ben Kayaköy'e vurgunum... İstanbul'dan uzaklaştığınız andan itibaren zaten dünya meseleleri aklınızdan çıkıp gidiyor. Ama Kayaköy, atmosferinden olsa gerek size başka bir dünyada yaşıyormuşsunuz hissi veriyor. Şimdi en büyük hayalim, ören yerinden değil ama köyün içinden bir ev sahibi olmak... Ve... Af Kulesi'nden dönüşte mutlaka Gemiler Koyu'na gidin... Berrak denizi, muhteşem doğası ile cennet gibi bir yer... Bir de şu gezi tekneleri o bakir koylarda bangır bangır Ankara'nın Bağları'nı çalmasa... Duyduğumuz anda, "Biraz sessizlik" diye bağıracak oluyorsunuz ama bir ayıp da biz yapmayalım diyerek susuyoruz... Fethiye civarında tatil yapıyorsanız ya da böyle bir planınız varsa, deniz ve güneşi birkaç gün bir yana bırakın ve geçmiş yaşamların izinden gidin... Köyleri dolaşın, insanlarla sohbet edin... Her şey öyle doğal, öyle hafif, öyle güzel ki... Ruhunuza iyi gelecek, emin olun...

BİR EKMEK TUTKUNU
Fatih Saatçi... Yaşıtları büyük hayallerle büyük şehirlerin yolunu tutarken o kendi topraklarında yaşamayı tercih etmiş ve Kayaköy'de Senit adlı kahvaltı mekanını açmış. Burası öyle sıradan bir kahvaltıcı değil. Çünkü Saatçi, tam bir ekmek tutkunu ve bu tutkusunu da hayata geçirmiş. Çocukluğunda anneannesinin ekmek tahtası üzerinde yaptığı nefis ekşi mayalı ekmeklerin tadı hiç gitmemiş ağzından. Sonra üniversite yıllarında bu işi profesyonel olarak öğrenmek için pastaekmekçilik eğitimi almış. Çeşitli oteller ve restoranlarda çalışmış. Sonra bir gece ekşi maya ekmek araştırması yaparken internette San Francisco'da bulunan dünyaca ünlü Tartine Bakery'nin ekmek videosunu izlemiş ve bu 3.5 dakikalık video ile bu işi nasıl yapması gerektiğini anlamış. O gece sabaha kadar ekşi maya ile bulabildiği ne varsa okumuş. Şimdi yararlı bakteri bakımından zengin, nem oranı düşük ve Avrupa çapında hava temizliği ile adını duyuran Kayaköy'de kendi yaptığı 1.5 yıllık ekşi maya ile tam buğday ekmek yapıyor. Saatçi, "Ben bu iş için gönderildiğime inanıyorum. Sadece deniz tuzu, ekşi maya, tam buğday ve su kullanarak katkısız şekilde ekmek yapıyorum. Bu ekmeğe yakışacak şekilde 20 kişilik yerimizde en doğal kahvaltıyı da insanlara sunmaya çalışıyoruz. İlaçsız şekilde sebze meyve yetiştiriyoruz ve yerel ırk tavuklarımızı besleyerek kahvaltı için yumurtaları taze olarak sunuyoruz" diyor. Kayaköy'e yolunuz düşerse en tazesinden bir köy kahvaltısı yapmanızı tavsiye ederim. Senit (ekmek&kahvaltı): Kayaköy Mah. Belen Cad.
ARKADAŞINA GÖNDER
Bir küçük köyde, tarihin izinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz