X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Puket'te Leonardo’nun izinde Bond’un gölgesinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Puket'te Leonardo’nun izinde Bond’un gölgesinde

  • Giriş Tarihi: 19.3.2017
Puket'te Leonardo’nun izinde Bond’un gölgesinde
Puket'te Leonardo’nun izinde Bond’un gölgesinde

Aylardan mart; Phuket’in en güzel günleri. Şöyle ki, bundan bir ay önce gitseydiniz bitmek tükenmek bilmeyen yağmurlar keyfinizi kaçırabilirdi, bir ay sonra ise sıcaktan bunalabilirsiniz. Haliyle biletleri alıp, Phuket’e uçmanın tam zamanı

Phuket'e gitmek için bahane çok; balayınızdır gidersiniz, evlilik/ ilişki yıldönümünüzdür gidersiniz, tek başıma kafamı dinleyeceğim dersiniz gidersiniz, turkuvaz denizi seviyorsunuzdur gidersiniz, kış aylarında denize girmek istersiniz gidersiniz... Yani gezmek şahane, Phuket bahane... Bir dost tavsiyesiyle başlamak istiyorum yazıma, valizin en küçüğü en güzeli. Emin olun Phuket'te şort, sandalet, tişörtten başka bir şeye ihtiyacınız olmayacak. Haa bir de güneş kremi. Hazır mısınız kızgın kumlardan serin sulara atlamaya?.. O zaman başlayalım. Phuket, Tayland'ın en büyük adası. En popüleri de... Dünyanın dört bir yanından ama özellikle Avrupa'dan epey turist çekiyor. Patong, Türkler tarafından en çok bilinen bölgesi. Bence en kötüsü. Patong 'çılgın' ve 'farklı' gece hayatıyla meşhur. Amsterdam'ı düşünün, onu beşle çarpın: İşte Patong. Phuket'in romantizminden epey uzak bir yer. Kediyi merak öldürür derler, merakınızı gidermek için şöyle bir kısa tur atın mutlaka ama Phuket tatilinizi burada heba etmeyin. Phuket güzel kumsalları olan bir ada. Havaalanına en yakın noktadan itibaren şahane seçenekler sunuyor. En güzel plajları sırasıyla şöyle; Nai Yang, Nai Thon, Layan, Surin, Kamala, Karon diye gidiyor... Ben Kamala Beach'te bir tam günümü geçirdim. Alabildiğine uzanan, şahane bir kumsal, palmiyeler altında keyif yapabileceğiniz şezlonglar, tropik meyvelerle hazırlanan kokteyller ve kumsalda sizi rahatlatmak için bekleyen Taylandlı masözleriyle tam anlamıyla unutulmaz bir yer. Su alışık olduğumuzdan sıcak ama o da bir noktadan sonra insanın hoşuna gitmeye başlıyor. Kamala Beach daha ziyade çocuklu Avrupalı turistlerin mekanı ama kumsal o kadar büyük ki, çocukları fark etmiyorsunuz bile. Sadece yeni evlenen Taylandlı gençlerin fotoğraf çekimlerine şahit olabilirsiniz. Şezlonglar şemsiyesiyle birlikte 20 TL. Tayland para birimi Baht. 100 Baht, 10 TL. Hesap basit. Tek sıfırı atıyorsunuz. Kamala Beach'te biraz daha lüks bir plaj ararsanız istikamet, HQ Beach Club. Burası palmiye ağaçlarının altında, locaları olan, keyfine düşkün turistler için. Hizmet şahane. Haliyle fiyatlar da ona göre... Burada bir noktaya temas etmemde fayda var. Tayland'a dair anlatılanların başında ne kadar ucuz olduğu gelir. Kabul Tayland ucuz bir yer ama eğer siz ucuz tercihlerde bulunursanız. Ama yok nezih, klas bir o kadar da şık yerlerde yiyeceğim, içeceğim diyorsanız ucuz değil de, Türkiye fiyatlarında olduğunu bilmeniz gerekir. Mesela akşam yemeğinizi Joe's Downstairs, Savoy gibi mekanlarda yerseniz, kişi başı 150 TL gibi bir rakamı gözden çıkarmanız gerekir. Ama buralarda yemeden de Phuket'ten dönülmez bilesiniz.

PHI PHI TAKIMADALARI
Gelelim hayallerimizi süsleyen, bizi ta Hint Okyanusuna kadar sürükleyen hayallere... Sene 2000. Leonardo Di Caprio gencecik. The Beach filminde, modern hayatından sıkılıp, sırtına çantasını atıp soluğu Tayland'da alan bir genç. Filmdeki eşsiz manzaraları, hayattan kopmuş gibi duran o kumsalı, Leonardo'nun turkuvaz sulardaki halini görüp, Maya Bay'e gitme hayalini kurmayan var mı aramızda? Şahsen ben o filmdeki denize girmenin hayalini tam 17 yıldır kuruyorum. Haliyle Phuket'e kadar gelmişken Phi Phi Takımadaları'na ve onun hemen yanıbaşındaki The Beach filminin çekildiği Maya Bay'e uğramadan tamamlamıyorum tatili. Uzun bir yol kabul. Sürat motorlarıyla gidiliyor. Phuket limanından tekneye biniyorsunuz. İlk kez gidiyorsanız mecburen turistik turlara mahkumsunuz. Eğer kalabalıksanız, tekneyi özel olarak kapatmanızı öneririm. Böylelikle hangi plajda ne kadar kalacağınıza siz karar verirsiniz.

JAMES BOND ADASI
Phi Phi Takımadaları için ilk durak Bamboo Adası. Turkuvaz deniz, beyaz kumlar... İstanbul'da kış soğuğundan çıkan bizler için, çölde su gibi... Deniz o kadar güzel ki ağlamaklı oluyorum bir an. Ama zaman kısıtlı 45 dakika kumlarda yuvarlanıp, denize girip soluğu teknede alıyoruz. Phi Phi Le ve Phi Phi Don'u geziyoruz. Deniz ve kumsaldan söz etmeme bile gerek yok. Şahane. Monkey Beach'te maymunlarla oynaşıp, soluğu harika bir kanyonda alıyoruz. Son durak Maya Bay... Leonardo'yu arıyor gözlerim ama yok. Olsun onun yerine de giriyorum denize. Biraz kalabalık, haliyle filmdeki ambiyansı hayal edenler için hüsran. Ama kumlar tam anlamıyla pudra şekeri. Hiç böyle kum görmemiştim. Bunun için bile gitmeye değer. Tayland'da filmlerin izinde gezmeye devam ediyorum. Bu kez yine tekne turuyla James Bond adasındayız. Meşhur kayanın önünde selfie'lerimizi çekip, kısa bir tur atıyoruz ve hafızalarımıza güzel anılar ekleyerek, denizin ortasında doğal yollarla oluşan mağaralara gidiyoruz. Kanolarla bu mağaraların içine girip, kendimizi başka bir boyutta buluyoruz. Tayland gerçekten rüya gibi bir yer. Denizi, kumsalları, yaşamı sizden çok uzak ama çarpıcı... Gezmek de böyle bir şey değil mi? Hayatın rutininden kopup, başka yaşamları keşfetmek...

?KİŞİYE ÖZEL PHUKET PAKETİ

Aile misin?
Patong'dan koşarak uzaklaş. Phuket'in birbirinden güzel bölgelerine yönel. Mesela Kamala Beach hem sahili hem de sıra sıra restoranlarıyla tam bir sayfiye yeri... Gece plajda çocuklar koşturuyor, Avrupalı turist müziğin ritmine kendini bırakıyor. Gece gökyüzüne dilek feneri uçuruluyor... Tam bir aile romansı...

Gurme misin?
Sokakta satılan yiyeceklere dönüp bakma! Antony Bourdain değilsen, miden de gerçekten çöp bidonu gibi geleni kabul etmiyorsa dikkatli olmakta fayda var. Hijyen denen kelime buralarda bir şehir efsanesi... Restoranlardan şaşma. Sokakta yiyecek ucuz olabilir ama tüm tatilin de zehir olma ihtimalini unutma! Ben restoranda yediğim halde zehirlendim, düşün!

Macerapereset misin?
Köşe başı satılan turistik turlara dönüp bakma! Kendi maceranı kendin yarat, klişelerde boğulma... Yoksa bir tekne dolusu tanımadığın insanla, yarım saatlik tadı damağında plaj gezilerine mahkum olursun. Oysa kendi maceranı yaratırsan, gittiğin yerde kaybolup, senin gibi Phuket'i ve etrafındaki adaları keşfe çıkmış insanlarla tanışmamam için hiçbir sebep yok.

Keyif düşkünü müsün?
Aklına gelen her an masaj yaptır. Plajda, sokakta, restoranda, yolda! Masaj yaptırmak sudan ucuz. Yürümekten ayağın mı yoruldu, hop bir saati 20 lira ayak masajı köşedeki salonda. Plajda güneş yanığı mı oldun? Sahile matlarını atmış teyzeler ne güne duruyor. Ellerinde Aloe Vera, seni rahatlatmak için bekliyorlar. Üstelik bir saati 40 lira.

Sabahlara kadar eğlence diyenlerden misin?
Beach partiler var, kaçırma... Patong'daki meşhur caddeyi şöyle bir turla elbette ama uzun vakit harcama... Oradaki eğlence anlayışının epey 'düşük' olduğunu da unutma. Tabii barda dans eden kızlar, camekan arkasındaki şovlar, sokakta yakana yapışanlar ilgini çekmiyorsa...

Sırt çantalı gezgin genç misin?
Tatlım, sana kötü bir haberim var, Avrupalı yaşıtların Phuket'te değil, Krabi'de... Phuket bizim gibi aileler için. Sen atla bir tekneye, karşıdaki Phi Phi takımadalarına yönel. Leonardo Di Caprio'nun meşhur filmindeki Maya Beach de orada, plajda uyumaya alışık Fransız hukuk öğrencileri de... O vilayetin adı Krabi... Gençlerin favorisi...