Mozaikler kenti Zeugma

Gaziantep'teki 2 bin 300 yıllık Zeugma Antik Kenti'nde arkeologlar, sabahın ilk ışıklarıyla işe koyuluyor. Çalışmalara katılan Alman Arkeolog Fless de buradaki potansiyeli, "Yapacak çok iş var" sözleriyle özetliyor

ANADOLU'YU İĞNEYLE KAZIYORLAR
Bozkırın ortasında daha gün aydınlanmadan toprakla olan mesaileri başlıyor. Ellerindeki ince ve ufak aletlerle yüzyıllar öncesine ait, koskocaman bir tarihi ortaya çıkarıyorlar. Arkeologlar tam 140 yıldan bu yana Anadolu'da iğneyle kuyu kazıyor. Kimi zaman bir çömlek, kimi zaman bir mozaik, kimi zaman da bir kemik parçası tarihin ilklerine götürüyor onları. Yapboz yapar gibi itinayla birleştiriyorlar her parçayı. Türkiye genelinde Bakanlar Kurulu izniyle, Edirne'den Ağrı'ya, Sinop'tan Hatay'a 159 arkeolojik kazı çalışması devam ediyor. SABAH ekibi olarak Anadolu'daki kazı alanlarından bazılarını ziyaret ettik. Arkeologlarla, arkeoloji öğrencileriyle ve artık her biri neredeyse arkeoloji uzmanı olan işçilerle görüştük. Bulunan bir duvarın, bir heykel parçasının onları nasıl mutlu ettiğine tanıklık ettik. Tozun, toprağın içinde tüm maddi imkansızlıklara rağmen özveriyle sürdürülen çalışmalar, Anadolu'nun tarihi zenginliklerine her gün bir yenisini ekliyor. İşte, hem Anadolu topraklarının, hem de dünya tarihinin izini süren perde arkasındaki kahramanların ve o kazıların hikâyeleri...

***

Arkeolojik kazı alanları ile ilgili ilk durağımız, "Çingene Kız" mozaiği ile tüm dünyanın yakından tanıdığı Gaziantep Nizip'teki 2 bin 300 yıllık Zeugma Antik Kenti... Buradaki kazılar tam 23 yıl önce başlamış ve o tarihten bugüne aralıksız devam ediyor. Buranın ilk keşfi 1970'li yıllarda bölgeye gelen Alman arkeologlar tarafından yapılıyor. Milattan önce 300 yılında Büyük İskender'in generallerinden Selevkos Nikator tarafından "Selevkaya" adı ile Fırat Nehri kenarında kurulan kent, Türkiye'de devam eden en önemli kazılardan biri... Bugüne kadar yapılan çalışmalarda; Fırat Nehri manzaralı teraslarda, tabanı rengarenk mozaik, duvarları fresk, oda içleri mobilya ve heykelciklerle süslü villalar, hamamlar, forum ve arşiv odaları gün yüzüne çıkartılmış.

30 İŞÇİ, 27 AKADEMİSYEN...

Kazılar son 5 yıldır Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nden Doç. Dr. Kutalmış Görkay'ın başkanlığında sürdürülüyor. Zeugma'daki kazı çalışmaları, her yıl 3 ay sürüyor. 30 işçi ve 27 akademik personelin görev yaptığı tarihi kentin sınırları, 700 dönümlük bir arazi üzerinde. Bir kısmı Birecik Barajı'nın suları altında kalan tarihi kentin tarihçesini ve yapılan çalışmaları bizlerle paylaşan Görkay, mimar olan babası sayesinde başlayan tarih merakı ile bugünlere gelmiş. Yaptığı işi, "Heyecan verici, zor, fedakârlık isteyen, tehlikeli ve riskli" olarak tanımlayan Doç. Dr. Görkay, kış şartlarında çalışmalarının güç olduğunu, akademik takvim gereği de yaz sıcaklarında çalışmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Sabah saat 07.00'de başlayan çalışmalar, genellikle öğleden sonra 16.00'ya kadar sürüyor. İki milyon lira harcanan çatı sistemi ile üstü kapatılan ilk kazı alanı, kısa bir süre sonra ziyaretçilere açılacak. Kutalmış Görkay, "Ziyaretçiler 10 ya da 12 mozaiği yerinde görebilecek. Ziyaretçiler bizim belirleyeceğimiz güzergâhı takip ederek, eserlere bir zarar vermeden yerleşim yerini gezebilecek" bilgisini veriyor.

ALAYLILAR VE OKULLULAR...

Kazı alanındaki işçilerden 39 yaşındaki İbrahim Aşar, İtalyan arkeologlarla başladığı kazı da 14 yılı geride bırakmış. Buradaki çalışmalara nasıl başladığını şöyle anlatıyor: "Kazı çalışmalarında çalıştırılmak üzere işçi arandığını duydum. Baştan çok önemsemiyordum. Amacım para kazanmaktı. Şimdi ise benim için bir tutku oldu. Bir kalıntı bulunduğunda nasıl müdahale edilir, nasıl korunur? Tüm bunları öğrendim. Bu işin bir okulluları, bir de alaylıları var. Biz alaylılardan olduk." Kazı çalışmalarına destek veren Alman arkeolog Prof. Dr. Friederike Fless, 2 yıldır geldiği ve mozaikler kenti olarak nitelendirdiği Zeugma'nın kendisini çok heyecanlandırdığını şu sözlerle dile getiriyor: "Kentin Helenistik döneme ait su duvarlarını araştırıyoruz. Burası çok zengin tarihi barındırıyor. Yapılacak çok iş, araştırılacak çok konu var... Potansiyel çok fazla..."

MUTFAĞI DA ÇOK HAREKETLİ

Kazı alanından sonra soluğu "mutfak" olarak nitelendirilen, laboratuvar ve kazı evinde alıyoruz. Buradaki işlerde en az kazı alanındaki kadar meşakkatli. Kazı alanında ortaya çıkartılan buluntular, temizlendikten sonra kazı laboratuvarında tek tek inceleniyor. Tarihlendirilmesi yapılan ve birleştirilmesi mümkün olan parçalar birleştirildikten sonra fotoğraflanarak, envanter olarak kaydedilip, müzeye teslim ediliyor. Ankara Üniversitesi arkeoloji bölümü mezunu Ayça Sarıönder, çıkartılan malzemeler üzerine çalışırken, yaptığı işi, "Bunların çizimini yapıp, birleştirilmesini gerçekleştiriyorum. Her birinin ayrı bir hikâyesi var. Geldikleri yerler ayrı. Tarihlendirme ciddi bir iş. Envanterleme yapıyorum. Ayrı bir heyecanı ve keyfi var" diye anlatıyor.

BİR MOZAİK BÖYLE ORTAYA ÇIKIYOR
Kısa süre önce bulunan ve özenle korunan, şarap tanrısı Dionyos'un Ariadne ile evlilik sahnesinin canlandırıldığı mozaik, SABAH için özenle temizlenerek, gün yüzüne çıkartılıyor. Kazı alanındaki usta işçilerden İbrahim Aşar ve öğrenciler, mozaiği dikkatli bir şekilde temizlerken ortaya muhteşem bir görüntü çıkıyor.
ARKADAŞINA GÖNDER
Mozaikler kenti Zeugma
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz