X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yangın, torun Balyan'ın da içini yaktı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yangın, torun Balyan'ın da içini yaktı

  • Giriş Tarihi: 25.1.2013

Galatasaray Üniversitesi öğrencileri tarafından " Süslü Saray" olarak adlandırılan İbrahim Tevfik Efendi Sarayı'nın, yangında harabeye dönmesine en çok üzülenlerden biri Selma Arel'di. Arel, Abdülaziz döneminde "sermimarı devlet" unvanı verilen ve yanan binanın da mimarı olan Sarkis Balyan'ın üçüncü kuşak torunu. Balyan, bugünün üniversitesi, dünün Tevfik Efendi Sarayı'nın da içinde bulunduğu birçok eseri İstanbul'un siluetine kazandırmış, tarihi kenti sanki bir iğne oyası gibi işlemiş bir mimar. Eserleri arasında, Beylerbeyi Sarayı, babası Garabet Amira Balyan'la birlikte Çırağan Sarayı, Harbiye Nezareti, İTÜ Taşkışla binası, bugünkü Galatasaray Lisesi binası, Adile Sultan Sarayı (Kandilli) Kâğıthane Camisi gibi şaheserler var. Üniversite önünde ayak üstü, sonrasında ise evinde konuştuğum Selma Hanım, duygularını şöyle anlattı: "Galatasaray'da yangın çıkınca müthiş üzüldüm. Otel yapma söylentisi bile beni yıkıyor. Dedemin eserini alevler içinde görünce yüreğim yandı. Dedem Abdülaziz döneminin baş mimarıydı. Padişah, Galatasaray Adası'nı da dedem Sarkis Bey'e dinlenmesi için tahsis etmişti. Sonra da kendisine verildi. Orada da bir köşkü varmış o da yanmış. Bu Padişah tarafından Sarkis Bey'e bir hediyeydi siz düşünün, dedem ne denli değerliymiş Abdülaziz için." Torun Selma Arel, ortak benliğimizi oluşturan, İstanbul'un tarihi binalarının bir bir kül olmaması için, bir an önce kolların sıvanmasının gerektiğini düşünüyor ve ekliyor: "İstanbul, bu eserler olmadan İstanbul olamaz."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.