X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hikâyem, sanıldığı gibi görkemli değildi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hikâyem, sanıldığı gibi görkemli değildi

  • Giriş Tarihi: 6.2.2013

Yaser Arafat'ın eşi Süha Arafat: Onunla hayatım zordu, onsuz daha da zor. Arafat ismiyle onur duyuyoruz ama başıma gelecekleri bilsem, onunla evlenmezdim

Sunuş

6 Haziran 1992...
Beyrut'tan sürülüp Abidin Bin Ali'ye sığınan Yaser Arafat'ın Tunus'ta yaşadığı iki katlı gizli villasındayım. Saatlerdir sohbet ettiğim genç ve güzel kadının bir anda gözleri doldu. "Arafat benim kaderim" derken sesi titriyordu. Arafat'ın iki yıldır dünyadan sakladığı genç ve güzel karısıyla eski okul arkadaşıymışız gibi iki gündür konuşup dertleşiyorduk. 29 yaşındaki Süha Tawil Arafat, sarı saçlarıyla daha çok bir İngiliz'e benziyordu. Yaşadığı büyük aşkın sarhoşluğu içindeydi. Hayallerini süsleyen Filistin'in efsanevi lideriyle 17 Temmuz 1990'da gizlice evlenmişti. Hem de doğum gününde! Ancak, o günler Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgale hazırlandığı günlerdi. Dünya ayaktaydı. Arafat'ın kendisinden 33 yaş küçük, hem de Hıristiyan bir kadınla evlenmesine dava arkadaşları öyle tepkiliydi ki, Abu Ammar, Süha'yı Filistin halkından ve dünyadan saklıyordu. Nedense Arafat gibi efsanevi bir liderin de özel hayatı olabileceğini kimse kabul edemiyordu. Yıllarca "Neden evlenmiyorsunuz?" diyenlere "Ben devrimle evliyim" dememiş miydi zaten?

***
Arap dünyasının dedikodularla çalkalandığı günlerde Tunus'a Yaser Arafat'la görüşmeye gitmiştim. Eşiyle de görüşmek istediğimde pek umutlu değildim. Ama ısrar edip Arafat "Evet" deyince hem şaşırdım hem de çok sevindim. Çünkü dünya çapındaki ilk röportajdı. Belliydi ki Arafat, sansasyonu göğüslemeye hazırdı artık. Ve genç karısını Türkiye üstünden dünyaya tanıtmak için beni ve bir Türk gazetesini seçmişti. Yıllar sonra Arafat'ın Oslo Barış Anlaşması'nı yapıp 1 Temmuz 1994'te sürgünden dönüşünün birkaç ay sonrasında Gazze'ye gittim. Arafat küllerinden doğuyordu. Sınır kapısından geçer geçmez ilk aradığım Süha oldu. Telefonda sesimi duyunca çok sevindi. Coşkulu bir sesle "Nur bekliyorum" dedi ama Arafat'la görüşmek için karargâhının önünde 18 saat bekleyip uçağı kaçırma tehlikesi olunca ancak telefonda veda edebildim. Köprülerin altından çok sular aktı. Süha Arafat'la tam 21 yıl sonra Malta'da buluştuk. Okul arkadaşları gibi kucaklaştık. Birlikte 3 gün geçirdik. Zaman tüneline girip saatlerce konuştuk, dertleştik. Arafat'ın 17 yaşındaki kızı Zahwa çok az hatırladığı babasının anısına, Chopin'in ünlü Nocturne 20 piyano konçertosunu çaldı bana. Hep birlikte hüzünlendik. 3 gün boyunca dünyanın merak ettiği her şeyi sordum. Bu yazı dizimde Süha'nın pırıltılı görüntüsünün ardındaki hüzünlü hayatını okuyacaksınız. "Kaderim" dediği Arafatlı ama yapayalnız hayatını! N.B.


***
Kartal yuvası gibi Akdeniz'e tepeden bakan büyük salona girdiğim zaman Süha "Nur inanamıyorum, 21 yıl sonra buluşuyoruz" diye sarıldı bana. 21 yıl önceki gibi içten ve sıcaktı. Sonra bana bakıp "Hâlâ incesin. Bak ben kilo aldım" diye yakındı. Ben "Sanki zaman geçmemiş gibi" deyince "Benim hayatımda hem dün gibi! Hem de yarım asır gibi! O kadar çok şey geçti ki" diye yanıt verdi. Tam sohbete dalıyorduk ki, 17 yaşındaki kızı Zahwa geldi yanımıza. O da çok heyecanlıydı. Önce hep birlikte Süha'yla ve Yaser Arafat'la yıllar önce çekilen fotoğrafımıza bakıp güldük. Sonra da sohbete dalıverdik. Süha, o kadar doluydu ki… Yaşadığı, acıları, hüznü, özlemi ve yalnızlığı bir an önce paylaşmak istiyordu benimle. Bazı insanların tek değil birkaç hayat yaşadıklarına inanırım. Süha da bunlardan biri bence!