X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 52 yıl sonra ilk cuma
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

52 yıl sonra ilk cuma

  • Giriş Tarihi: 5.7.2013 15:34 Güncelleme Tarihi: 5.7.2013 15:40

Trabzon'da uzun süre müze olarak kullanılan ve geçen hafta bazı vatandaşların 52 yıl aradan sonra ilk kez vakit namazı kıldığı tarihi , cuma namazı ile resmen ibadete açıldı.

Trabzon'da uzun süre müze olarak kullanılan ve geçen hafta bazı vatandaşların 52 yıl aradan sonra ilk kez vakit namazı kıldığı tarihi , cuma namazı ile resmen ibadete açıldı.

Vakılar Genel Müdürü Adnan Ertem, Ayasofya'nın ibadete açılması nedeniyle basın mensuplarına yaptığı açıklamada, iki yıl önce İznik'te Ayasofya Cami'sini açtıklarını belirterek, "Demiştik ki 90 yıl sonra burada Allah nidalarının yükselmesinden son derece memnunuz. Şimdi 50 yıl sonra yine bu mabette Allah nidalarının yükselmesinden hakikaten memnunuz"dedi.

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!


Genel müdürlük olarak vazifelerinin vakfedilen şartlar doğrultusunda o yerlere fonksiyon vermek olduğunu ifade eden Ertem, şöyle devam etti:

"Şunu üzülerek söylemek istiyorum. Ben buralıyım, buranın hemşehrisiyim. Ayasofya Camisi ile alakalı olarak bu süreçte gösterdikleri tavır beni üzdü. İznik Ayasofya Camisi'nde de tepki oldu ama o tepkiler dava açmaya gitmedi. İznik Ayasofya Camisi, Hristiyan camiası açısından daha önemliydi. Yaklaşık bir yıldır buranın tekrar ibadete açılması noktasında gayret sarf ettik. Önemli ölçüde destek verenler de tepki gösterenler de oldu. Bu tür yapıların çok önemli bir talihsizliği var. Bu yapılar ibadethane olarak inşa ediliyorlar ama bir dönem gelip bu fonksiyonun dışında tamamen başka bir amaçla müze olarak hizmet vermeye devam ediyorlar. Belkide bu yapılar için yapılacak en kötü uygulama bu. İbadethane olarak inşa ediliyorsa bu fonksiyonu vermeniz gerekiyor."

Müze fonksiyonundan çıkartılmasına tepki olarak "turizme olumsuz etki olacak" şeklinde söylemler olduğunu vurgulayan Ertem, şunları kaydetti:

"Trabzon'un geliri azalacak deniliyor. Bir ibadethaneden para kazanmayı düşünen zihniyet var. Yani onlar için burası bir ticari müessese. Üç tane turist gelecek, 5 kuruş fazla kazanacağım, o hesabı yapıyor. Bu endişeler dünyevi ve ticari endişeler ama burası dünyevi bir amaç için inşa edilmiş bir yer değil ki. Burası tamamen uhrevi bir amaç için, insanların ahirete yönelik ihtiyaçlarını karşılamak için inşa edilmiş. Biz ne yazık ki burada dünyevi ihtiyaçlarımızı giderme noktasında tartışıyoruz. Bu ibadethaneyi ticarileşmekten, bu insanların dünyevi endişelerine mahküm eden zihniyetten kurtarmamız gerekiyor ancak biz o zaman burayı özgürleştirebiliriz. Aksi takdirde özgürleşmez."

"70'Lİ YAŞLARDAKİLER BURADA NAMAZ KILDI"

Ertem, "buranın cami olarak vakfedilip edilmediği, müze kalsa ne olurdu, burada camiye ihtiyaç mı vardı" şeklinde tepkiler aldıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

"İbadethanelere hayat veren, yaşamasına katkı veren insanlardır. Buranın nüfusu Müslüman. Burada çoğunluk Müslüman ise buranın vasfının da cami olması gerekiyor. Hamasi ifadeler kullanmamaya dikkat ediyorum. Tersinden bu soruyu soralım. Buranın çoğunluğu varsayalım Hristiyan, Yahudi olsaydı. Müze olarak tutarlarmıydı, müze olarak bırakırlarmıydı.O arkadaşlar bu soruya 'evet' diyorlarsa çok fazla sözüm yok. Buranın biz Fatih Sultan Mehmet Vakfı olduğunu söylüyoruz. Şimdi hala kalkıp da buranın vakfiyesinin olmadığını iddia ediyorlar. Biz bunun belgelerini ortaya koyduk. Vakıflar Genel Müdürlüğüne Osmanlı'dan intikal eden 42 bin vakıf var. Bu vakıfları tabu araştırmalarından, tabulardaki mülkiyetlerden çıkartıyoruz. Arşivlere baktığımız zaman 26 bin vakıf senedi var. Yani 16 bin vakfın senedi yok elimizde ama bunların intikal etmiş tabuda kayıtları var. Burası tapuda Fatih Sultan Mehmet Vakfı. Bunu inkar edebilirler mi, hayır edemezler çünkü buranın Fatih Sultan Mehmet Vafkı olduğu mahkeme kararı ile tescil edildi. Yoksa, burayı zaten müze fonksiyonundan çıkarıp genel müdürlüğe teslimi ile alakalı yargı kararını alamazdık. Eğer bu karar mahkeme kararı ile verilmişse burası Fatih Sultan Mehmet Vakfı'dır. Bizim arşiv belgelerimizde buraya tayin edilmiş din görevlileri, imamlar var. Eğer buraya bir imam tayin edilmiş ise demek bura cami olarak faaliyet görmüş. Burası çok eski değil, belki İznik'te şahit bulamayız 90 sene oldu ama burada 70'li yaşlardaki büyüklerimiz, burada namaz kıldı."

"BURAYI DAHA FAZLA İNSAN ZİYARET EDECEK"

Ertem, iddiaların boşuna, kuru gürültü olduğunu belirterek, şunları vurguladı:

"İnsan üzülüyor. Bu kadar belgeyle konuşuyoruz. Ama ne yazık ki bir kısım nezdinde bu başarılı sonuç alamıyor. Müze yapılınca turist azalacak diye de söyleniyor. Ticari olarak bakarsanız benim söylemek istediğim şey şu, rızkı veren Allah'tır. Buranın ibadethaneye dönüştürüldüğünde buraya gelecek olan turistin azalacağı yönündeki iddia tamamen boş bir iddiadır. Bende iddia ediyorum ibadethane yaparsak buraya daha fazla insan gelecek ve ziyaret edecek. Şimdi bura müze idi. Peki burada sergilenen herhangi bir kültürel eser varmıydı. Hayır. Yapının kendisi müze olarak ziyarete açıktı. Yapıya müdahele mi ettik. Yapıyı ortadan mı kaldırdık. Hatta turnikeleri ortadan kaldırdık insanlar daha rahat ziyaret edebilsin diye. Binanın doğu bölümündeki yere dokunmuyoruz, orada ziyaret edilebilecek keza batı bölümünde frekslerin bulunduğu yer yine ziyarete açık kalacak. Bura cami olarak da ziyarete açık kalacak. Bende iddia ediyorum burayı daha fazla insan ziyaret edecek ve buraya ticari olarak bakanlar yine rızkını temin edeceklerdir."

"BURASI İÇİN PİR PROJE HAZIRLAYACAĞIZ"

Sonuçta hiç hoş olmayan tartışmalar çıktığını belirteren Ertem, şöyle devam etti:

"Bizim yaklaşımımız hamasi değil. Yaklaşımımız asla ve asla birilerine mesaj vermek değil. Burası bir vakfıtır. Vakıf olması hasebiyle sorumluluğu da bize aittir. Her vakfın mutlaka asli fonksiyonunda, vakfedildiği gibi yaşatılmasında birinci derecede vazifemiz var. Bunu yapmayacaksak boşu boşuna faaliyet göstermeyelim.

5 grup imza toplayarak burayla alakalı suç duyurusunda bulundular. Yapıya müdahale edildi diye. Biz o itiraz edenlerden çok daha fazla 2863 sayılı yasaya hakimiz. Bizim yaptığımız iş restorasyon işi. Kalkıp da bu yasanın özünü bilmeden iş yaparsak, biz iş yapamayız. Orada imzası olan Mimarlar Odası'ndan imza atan akradaşlardan da daha fazla ne yaptığımızı biliyoruz. Vakıflar Genel Müdürü, Anıtlar Yüksek Kurulunun üyesi. Bir karar verirken mutlaka bunu gözeterek yapıyoruz. Burada yapılan iş hiçbir şekilde yapıya müdahale edilen iş değildir. Geçici taşınabilir bir mimber, taşınabilir bir mihrap ve halı serdik. Bundan sonra burası için bir proje hazırlayacağız. Bu yapının bir restorasyona ihtiyacı var. Temelinden çatısına kadar bütün neye ihtiyacı varsa bunun projesini hazırlayacağız ve bunu kurula sunacağız. Kuruldan aldığımız onay doğrultusunda restarosyonumuzu gerçekleştireceğiz. Çevreye yönelik de çalışma bu proje içerisinde yer alacak. Boşu boşuna bir suç duyurusu yapıldı. İznik'te suç duyurusunda bulunulmadı ama benim hemşehrilerim suç duyurusunda bulundu."

Açıklamanın ardından Ayasofya Camisi'nde 52 yıl aradan sonra ilk cuma namazı kılındı. Trabzon Müftüsü Veysel Çakı'nın kıldırdığı namazda, yoğunluktan dolayı içeride yer bulumayan bazı vatandaşlar namazı caminin avlusunda kıldı.

kalan karakter 1000

Bağlarbaşılı Bağlarbaşılı

İstanbul Ayasofya'yı açın da bu millet size gezi'yi unuttursun!...

Aynı Görüşte misiniz?
evet9
hayır7
cevapla 05.07.2013 17:17
her cami aynıdır her cami aynıdır

bu caminin diğer camilerden özelliği ne her cami allahın evi değilmi müzeyse bırak müze kalsın ne gerek var

Aynı Görüşte misiniz?
evet8
hayır24
cevapla 05.07.2013 15:53
tugrul tugrul

her cami aynı diyen arkadaşa sesleniyorum. Ayasofya müzesinin cami olmasından neden rahatsız duyuyorsun ki kilise olsa sevinirdin sanırım.

Aynı Görüşte misiniz?
evet16
hayır3
cevapla 05.07.2013 16:54

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.