X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 30 yıl sonra yıldızları gördü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

30 yıl sonra yıldızları gördü

  • Giriş Tarihi: 3.9.2013

İşadamı Ekrem İnözü, yoğun iş hayatının ardından çıktığı ilk mavi yolculukta, 30 yıldır gökyüzüne bakmadığını fark etmiş. İnözü, "Benim yaşımda olup da hâlâ iş hayatında yıprananlar için üzülüyorum" diyor

Ekrem İnözü, coğrafya öğretmeni bir çiftin oğlu olarak 1950'de dünyaya geldi. Öğretmenlik görevini deniz subayı olarak yapan babası nedeniyle denizle iç içe büyüdü. Heybeliada'da babasının küçücük bir sandalı sayesinde ilk deniz keyfini tattı ve bu tutkunun kanına girdiğini ilk o zaman fark etti. Ardından üniversite eğitimi için Belçika'ya gitti ve uzun bir süre orada kaldı. İş hayatına atıldı. Çerkeş'teki Aytaç Et Süt entegre tesislerini kurdu. "Kendi işimi kurduktan sonraki yıllarım hep işimi düşünmekle geçti. Tatile çıkarsam işlerin ucunu kaçıracağım diye stres ve korku yaşadım" diyen İnözü, işte ilk o yıllarda denizi özlemeye başladı. Sabahın erken saatlerinden, gece yarısına kadar yoğun bir tempoda çalışan Ekrem İnözü kısa sürede şirketi Türkiye'nin en önemli tesislerinden biri haline getirmişti.

AYAĞINDA BOTLA DENİZE GİRDİ
"Yoğun günlerde geceleri rüyamda denizi, hayalini bile kurmakta zorlandığım teknemi görüyordum" diyen İnözü, bir Moskova dönüşü ayağında botlarla soluğu Antalya'da aldığını, paltosu ve botlarıyla dizlerine kadar suya girdiğini çok sonra fark ettiğini anlatıyor. Deli dana krizinin patlak verdiği yıllarda şirket kan kaybetmeye başladı. İşte bu zor günlerde İnözü şirketi satıp hayallerine koşmayı düşündü. "Şanslıydım ve şirketi satmayı başarabildim. Çok zor dönemi atlatmıştım, her şeyimi kaybetmenin eşiğine gelmiştim" diyen başarılı işadamı, "Aynı insanın ölüme yaklaştığında hayatını sorguladığı gibi ben de kendimi sorguladım ve bir daha iş hayatına dönmemeye karar verdim" diyor. Kasım 1996'da hisselerini satınca ilk iş bir mavi tura çıktığındaki hislerini ise "O gün belki 30 yıldır gökyüzüne bakmadığımı fark ettim ve 'Yıldızlar da varmış' dedim" diye anlatıyor. Şirketin satışından elde ettiği parayla 1997'de teknesinin siparişini veren İnözü, Finlandiya'da zor denizlere göre yapılmış bir tekne tercih etmiş ve tekne yapımı boyunca da 5 ay bu ülkede kalmış. Dünya gezisi ilhamını ünlü denizci Sadun Boro'dan aldığını ve bunun çocukluk hayali olduğunu anlatan Ekrem İnözü şunları söylüyor: "Gördüğünüz gibi çok sportmen ya da çok bilgili biri değilim. Benim amacım keyifle gezmekti ama bu dünya turuna dönüştü. Dünyada 700 tekne dünya turu yapıyor, okyanusu aşan tekne sayısı 3 bini geçiyor. Ben dünya turumdan önce iki kez Atlantik'i geçtim. Bu çok çok büyük bir başarı değil."

DENİZLERİN TÜRK DİPLOMATLARI

Ekrem İnözü dünya turu esnasında kendisine en çok gurur veren şeyin, bir koya girdiğinde Türk bandıralı tekneleri görmek olduğunu anlatıyor. İnözü, "Bir kere dört Türk teknesi aynı yerdeydik ve bu hepimize gurur verdi. Çünkü orada Türkiye'yi temsil ediyorsunuz. Yaptığınız iyi ya da kötü bir manevra bile Türkiye'ye mal ediliyor diğer teknelerce" diyor ve kendilerini bir çeşit denizlerin diplomatları olarak tanımlıyor. "Denizlerde bayrağının görülmesi bir dışişleri bakanının ziyareti kadar etki yapar" diyen işadamı, ilginç bir anısını da şöyle anlatıyor: "Polinezya'da bir yere bağladık tekneyi. Küçük çocuklar tekneye çıkmak isterler. Bayrağın ne bayrağı olduğunu bileni tekneye alacağımı söyledim. Küçük bir çocuk çıkıp 'Sen aydan yıldızdan gelmişsin' dedi. Bu beni çok duygulandırmıştı." Yaklaşık 3 yılda turunu tamamlayan İnözü, "Ancak hakkı 5 yıldır çünkü ben hep iyi havada yola çıktım. Kötü havaya kalmamak için hızlı bir tur attım. Mesela bir yere giriyorsunuz ve çok beğeniyorsunuz. Biraz kalayım deseniz güzel havayı kaçırabilirsiniz ve bu kez bir yıl orada kalmanız gerekebilir. 14 yıldır hala turunu tamamlayamamış denizcilerle tanıştım" diyor.

'DUYULARINIZ KESKİNLEŞİYOR'
Annesinin ağır hasta olduğunu, bu nedenle de gelecek seyahatlerini bir süreliğine ertelediğini dile getiren İnözü, "En az 2 yıl güney Amerika'yı gezmek istiyorum. Oradaki hayat şekli bana çok çekici geliyor. Pasifik'te çok uzun süre kalmak istiyorum" diyor. Uzun yolculuklarda insanın duyularının daha da güçlendiğine işaret eden Ekrem İnözü, "Koku ve sese karşı daha duyarlı oluyorsunuz. Çok uzaktan geçen bir teknenin kokusunu alabiliyorsunuz. Rüzgârı hissedip ölçebiliyorsunuz. Üstelik denizde mikrop, virüs de olmayınca hastalanma riskiniz az oluyor" diyor. Artık her sabah denize açılmadan önce nüfus kağıdına baktığını anlatan İnözü, "Yaşıma göre hareket ediyorum. Tedbirimi alıyorum. Rüzgâr fazlaysa yelkenleri küçültüyorum. Yavaş gideyim ama varacağım yere kolay ve emin varayım istiyorum" diyor. Deniz sevgisine ailesi ve dostlarının da artık alışıp kabullendiğini dile getiren İnözü sözlerini şöyle tamamlıyor: "Benim yaşımda hala profesyonel iş hayatında olanlara üzülüyorum. Ben kendimi çok şanslı bir insan olarak görüyorum ve her sabah Allah'a şükrediyorum. Daha fazlasını istemek şımarıklık çünkü bence daha fazlası yok."

'ATLANTİK BANA HER ZAMAN CÖMERT DAVRANDI'
İnözü, yolculuklarıyla ilgili notların yer aldığı internet sitesinde Atlantik'i şöyle anlatıyor: "Toplam beş kere geçmek kısmet olan Atlantik, her seferinde de bana cömert davrandı. Yelkenlerimi kolayına rüzgârlarla doldurup, beni istediğim yerlere taşıdı. Oltamı her attığımda, bana en âlâ balığını verdi. Zaten yolda sadece beş günde bir balık tutarım. Evimizde her gün balık yemiyoruz ya! Tuttuğum balığı da sonuna kadar ziyan etmeden yerim çünkü ziyan edersem deniz bana kırılacakmış gibi gelir. Ekvator'un 35 derece kuzeyi ve güneyi arasındaki bölge bana oldukça keyifli günler yaşattı. Şimdi de Güney Amerika'nın en güneyinden, yani Horn Burnu'ndan bana göz kırpıyor. Mesafeler, limanların girişleri sanki ezberimde."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.