X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çorabım ıslaktı suyunu emdim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çorabım ıslaktı suyunu emdim

  • Giriş Tarihi: 19.5.2014 10:21 Güncelleme Tarihi: 19.5.2014 11:07

301 madencinin şehit olduğu faciadan mucize eseri kurtulanlar, geride omuz omuza çalıştığı mesai arkadaşlarını bıraktı. 24 yaşındaki Yüksel de ölüm madeninden kurtulanlardan biri. Yüksel, hayatı boyunca unutamayacağı faciada nasıl hayatta kalmaya çalıştığını anlattı.

Türkiye günlerdir Soma'da şehit olan 301 madencinin yasını tutuyor. Faciada yanı başında hayatını kaybeden arkadaşlarına ağlayanların mucize hayatlar ise kurtulanları sevindirmiyor. "Keşke ben de ölseydim. Onun çocuğu var beni değil onu kurtarın. Ben yaşlıyım gençler kurtulsun" diyenler Türkiye'nin yüreğini dağlıyor. Ölüm madeninde saatlerce mahsur kalan işçilerin birkaç dakikayla hayata tutunması ise bir nebze olsun teselliye neden oluyor. Onlardan biri de 24 yaşındaki Yüksel Tanrıöven.

4 SAAT BOYUNCA ÖLÜMLE SINAV

Genç madenci, 4 saat boyunca yaşamla ölüm arasında verdiği büyük sınavda kurtulmasını sağlayan ayrıntıları gözyaşları içinde Akşam gazetesi muhabiri Bülent Şanlıkan'a anlattı. Can pazarının yaşandığı o günü hayatı boyunca unutamayacak olan Yüksel, faciadan sonra ilk kez eşyalarını almak için madene gitti. Yüksel, o günü şöyle anlattı: Saat 08.00 gibi yeraltına indim. Her şey normal gidiyordu. Saat 15.00 gibi işimiz bitmişti geriye dönecektik. Bir de baktık ki yukarıdan duman geliyor. Dumanı görünce yanımdaki arkadaşımla birlikte önce normal karşıladık. Dinamit patlatılıyor, sonuçta maden ocağı olur böyle dedik. Aradan 1 saat geçti duman bizi iyice sıkıştırmaya başladı. Bir şeylerin ters gittiğini anladık.

MAVİ BORULARDAN BASINÇLI HAVA ALDIM

Durumu amirlerden öğrendik. Benim bölümümde 142 ya da 147 kişi vardı. Herkes 'kelebek' diye tabir ettiğimiz yere doğru yöneldi. Oradan hava çıkıyormuş. 2 saat kadar bekledik ama tablo değişmedi. Bulunduğumuz yere yaklaşık 2.5 ila 3.5 kilometre vardı. En diplerdeydik. Baktık ki arka taraftan da duman geliyor bu kez tam sıkıştık. Aklıma mavi borular geldi. Bu borulardan makinelerin çalışması için basınçlı hava veriliyordu.

ÇİZMELERİME DOLDURDUĞUM SUYU İÇTİM

Borulara ulaştığımız zaman benimle birlikte gelmeyi başaran arkadaşlarımla birlikte testereyle kestik. Basınçlı hava çıktı. Havayı soluduğum zaman iç organlarımı kurutacağını düşünerek daha önce çizmelerime doldurduğum suyla ağzımı ıslattım. Zamanla çizmelerimdeki su da tükenmeye başladı. Bunun üzerine ıslak çorabımı ağzımda adeta bir limon gibi sıkarak ıslaklığı almaya çalıştım.

SON ANA KADAR MASKEMİ TAKMADIM

Başladık sağa sola panik yapmaya. Ben gaz maskesini takmadım çünkü kendimi diğer arkadaşlarıma göre biraz daha rahat hissediyordum. O anda en son nefesime kadar maskeyi takmamaya karar verdim. Zaman kazanabileceğimi düşündüm. Çok büyük panik başladı. Art arda ölümler ve baygınlıklar başladı. İşte o anlarda ölümün nefesini ensemde hissettim.

YARIM NEFES BİLE YETİYORDU

Yaşamak için kendimi yere attım. Başımı yukarıya kaldırmadım. Aldığım eğitimlere göre gaz tavandan duman ile birlikte geldiği için o anda böyle bir yönteme başvurdum. Kömürleri bir araya getirip arasına ağzımı soktum. Oralardan oksijen almaya çalıştım. Tam alamasam da yarım nefes yetiyordu. Arkadaşlarımın cenazeleri arasında sürünüyordum. Ayağa kalkmak hızlı ilerlemek istiyordum ama yıkılıyordum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.