X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Suriyeliler: "Merhamet bekliyoruz!"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Suriyeliler: "Merhamet bekliyoruz!"

  • Giriş Tarihi: 25.12.2014 12:39 Güncelleme Tarihi: 25.12.2014 14:54
Suriyeliler: "Merhamet bekliyoruz!"
Suriyeliler: Merhamet bekliyoruz!

Suriye'deki iç savaştan kaçan Suriyeli mültecilerden biri olan tarih öğretmeni Seyfettin Hüseyin, "Bizi potansiyel suçlu gibi görüyorlar. Bizim kime ne zararımız var? Biz Türkiye Cumhuriyeti devletinden merhamet bekliyoruz" dedi.

Antalya'da kenti terk etmeleri istenen Suriyeli sığınmacıların bir bölümü, toptancı sebze ve meyve halinde hamallık yaparken, bir bölümü de pamuk tarlalarında çalışıyor. Suriyelilerin orman içindeki naylon çadırlarda sürdürdükleri yaşam ise yaşanılan sefaleti gözler önüne seriyor. Suriyeli tarih öğretmeni Seyfettin Hüseyin, "Bizi potansiyel suçlu gibi görüyorlar. Bizim kime ne zararımız var? Biz Türkiye Cumhuriyeti devletinden merhamet bekliyoruz" dedi.

Suriyeliler: "Merhamet bekliyoruz!"-Fotoğraflar için Tıklayın

Turizm kenti Antalya'da 10 binin üzerinde Suriyeli olduğu tahmin edilirken, bunlardan ulaşılan 1500'üne, valilik kanalıyla 'kenti terk edin' tebligatı yapıldı. Antalya Valisi Muammer Türker'in Suriyeli sığınmacıların kenti terk etmelerini istedikleri yönündeki açıklaması, tarım ve inşaat sektöründe tedirginliğe yol açtı.

HALDE HAMALLIK YAPIYORLAR

Antalya kent merkezindeki Suriyeli sığınmacılar, genellikle toptancı sebze ve meyve halinin çevresindeki gecekondularda yaşıyor. Aylık 200-300 lira kira karşılığı kaldıkları gecekondularda yaşayan Suriyelilerin bu bölgeyi tercih etmesinin ana nedeni, haldeki iş imkanları. Suriyeliler hem halde hamallık yapıyor, hem de hale gelen üreticilerin seralarında çalışıyor ve aylık 900- 1000 lira kazanıyor. Bölgedeki evlerin de gecekondulardan oluşup kira bedellerinin düşük olması, Suriyelilerin bu bölgede yoğunlaşmasını daha da artırıyor.

HATAYLILAR İŞLERİNİ KAYBETTİ

Ancak Suriyelilerin gelmesiyle birlikte halde eskisi gibi para kazanamayan Hataylı işçiler memleketlerine dönmeye başladı. Bunlardan biri de Ertuğrul İşler. Valizini toplayıp memleketin yolunu tutan İşler, "Sadece Antalya'yı değil, ülkeyi terk etsinler. Suriyeliler yüzünden Hatay'da iş bulamayınca Antalya'ya geldim. Buraya da geldiler. Seralarda demircilik yapıyordum. Burada da fiyatları düşürdüler. Mecburen yine memlekete gidiyorum" dedi.

SURİYE'YE DÖNMEYECEKLER

Hal çevresindeki gecekonduda yaşayan ve hamallık yaparak hayatını devam ettiren Suriyeli tarih öğretmeni Seyfettin Hüseyin, "Ülkemizdeki iç savaştan kaçtık. Kardeş kanı duruncaya kadar da dönmeyeceğiz. Bize Türkiye Cumhuriyeti kucak açtı. Ama Antalya'da bulunmamızdan rahatsız oluyorlar. Bizi potansiyel suçlu gibi görüyorlar. Bizim kime ne zararımız var? Biz Türkiye Cumhuriyeti devletinden merhamet bekliyoruz" dedi.

Suriyeli avukat Ahmet Türk, Arapça öğretmeni Zeyd Türk, üniversite öğrencisi akrabası Enes Türk, tarih öğretmeni Haşim İbrahim de Türkiye Cumhuriyeti'nin kendilerini anlamasını beklediklerini söyledi.

MANAVGAT'TA ÇADIR KAMP HIZLA BÜYÜDÜ

Antalya kent merkezindeki hal çevresinin dışında, Suriyeli sığınmacıların ağırlıkta olduğu bir başka yer ise Serik ve Manavgat ilçeleri. Burada da seralarda, kesme çiçek sektöründe ve pamuk tarlalarında çalışan Suriyeliler, yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Manavgat İlçesi'ne bağlı Denizkent Mahallesi ise bölgedeki pamuk üretiminin merkezi. Antalya'ya 60 kilometre uzaklıktaki mahallenin girişte uçsuz bucaksız pamuk tarlaları uzanırken, Denizkent Suriyeli göçmenlerle Eylül ayında pamuk hasadının başlamasıyla birlikte tanıştı.

Suriyeli göçmenler, mahalle sakinlerinin anlatımıyla önce Denizkent'in çıkışında ormanlık alanda 2- 3 çadırda yaşamaya başladı, sonrasında her geçen gün naylondan yapılan çadırlara bir yenisi eklendi.

ÇADIR KAMPIN AĞIR ŞARTLARI

Kurulan her çadır çocuklarıyla birlikte bir Suriyeli ailenin evi oldu. Orman içinde naylonlardan kurulan çadırkentte çoğunluğu çocuk 200'ün üzerinde Suriyeli göçmen yaşıyor. Ancak ağır koşulları bulunuyor. Ormanın içinde elektrik, su olmadığı gibi tuvalet, banyo gibi temel ihtiyaçların giderildiği bir yer de yok. Naylon kampta kadınlar üzerinden dönen bir iş bölümü var. Kampın tüm işlerini kadınlar yapıyor. Yemek için kadınlar gün boyu sacda ekmek pişirirken, onlarca çocuk taze pişen ekmekten kendilerine düşen payı alabilmek için ateşin başında bekliyor. Açlık, yoksulluk ve hastalık onlarca Suriyeli göçmenin Antalya'da yaşadıkları yerde de peşini bırakmadı.

PAMUK TARLASINA GİDİYORLAR

Denizkent'teki Suriyeli göçmenlerin hemen hemen hepsi Şanlıurfa'dan geldi. Türkiye'nin pamuk üretiminin yüzde 40'ını karşılayan Şanlıurfa'dan gelen Suriyeliler bu nedenle pamuğa yabancı değil. Sabah saatlerinde çavuşlar traktörleriyle naylon kampa geliyor ve ihtiyacı kadar işçiyi alarak bölgedeki pamuk tarlalarına götürüyor. Akşam saatlerinde kendilerini alan traktörün üstüne istiflenen pamuk çuvallarıyla birlikte kampa dönen Suriyeli tarım işçileri, burada çocuklar tarafından coşkuyla karşılanıyor.

TAŞAĞIL'DAN GELENLER

Denizkent'te yaşayan Suriyeli göçmenler Türkçe bilmiyor. Biraz Türkçe bildiğini söyleyen 19 yaşındaki Hüsam, bir sene önce Türkiye'ye geldiğini söyledi. Suriye'den kaçışta ilk durağının Şanlıurfa olduğunu anlatan Hüsam, geri dönmeyi ise düşünmüyor. Hüsam, geri dönerse öleceğini boğazının kesileceği işareti yaparak anlatırken, naylon kampta yaşamın daha ne kadar böyle süreceği konusunda ise en ufak bir tahmini yok.

Kampın son konukları ise Manavgat'ın Taşağıl Mahallesi'nde evlerine saldırılan sığınmacılar oldu. Onlara şimdilik bir çadır kurulamadı. Eşyalarını kampın girişinde bir yere yığan Taşağıl'dan çıkartılan Suriyeli sığınmacılar, bu naylon kampa yerleşmeyi bekliyor.

MAHALLELİ MEMNUN DEĞİL

Mahalle sakinlerinden Mustafa Küçük, Taşağıl'dan gelen Suriyeliler'in bir kamyonun içinde jandarma nezaretinde getirildiğini söyledi. Küçük, Suriyeliler'in mahallelerinde olmalarından memnun olmadıklarını söylerken, gitmelerini istediklerini dile getirdi. Mahalleden Şükrü Bağcı ise pamuk işçisi olarak gelen 2- 3 Suriyeli ailelerin sayısının bugün 30 - 40 çadıra ulaştığını söyledi. Suriyeliler gelene kadar kimsenin mahallede kapısını kilitlemediğini anlatan Bağcı, "Suriyeliler geldi hırsızlık, pislik çoğaldı" dedi. Mahallenin huzurunun bozulduğunu anlatan Bağcı, "Buraya gelen bir başkasına haber veriyor. 'Daha iyi, geniş, serbest' diye çağırıyor. Ayrıca devlet de getiriyor" diye konuştu.

SOKAKTA İKİ FARKLI GÖRÜŞ

Kenti terk etmeleri istenen Suriyelilerle ilgili tartışma, sokağa da yansıdı. Antalya sokaklarında, "Suriyeliler kalsın mı, yoksa gitsin mi?" tartışmaları başladı. Antalya'da yaşayan vatandaşlardan kimi "Suriyeliler derhal gitmeli" derken, kimi ise "Kalsınlar" dedi.

Ev kadını Fazilet Alacan, "Bu Suriyelilerin başka ülkelere kaçmak yerine vatanları için savaşması gerekirdi. Buraya gelenler bir an önce memleketlerine gönderilmeli" derken, pazarda sebze satan Cevat Yürekyakan, "Bu vatan bize zor yetiyor. Bir de Suriyeliler çıktı başımıza" diye konuştu.

Halde hamallık yapan Fevzi Erdoğan, yevmiyelerin Suriyeliler'in gelmesiyle düştüğünü belirterek bir an önce gönderilmelerini istedi. Abdülkadir Karay ise Antalya'nın bir turizm şehri olduğunu ve Suriyelilerin kentin imajına zarar verdiğini iddia edip valilikçe yapılan tebligatları desteklediğini söyledi. Ali Yeşiltaş ise Suriyeli mağdurlara yardım edilmesi gerektiğini söyledi.

Demirgül Mahallesi'nde esnaf Aziz Durak da, "Suriyeliler kalmalı. Zor durumdaki insanlara Türk milleti tarihten bu yana hep kucak açmıştır. Mazlumlara destek olunmalı. Antalya'dan da kovulmamalı" diye konuştu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.