Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Karanlık geçmişle yüzleşmekten kimler korkar?

Önce adını koyalım: 1915 yılında Ermeniler, başta Talat Paşa olmak üzere, yönetimdeki İttihat ve Terakki Partisi liderlerince, Anadolu'dan gayet bilinçli bir biçimde atıldı.
"Tehcir" (zorla göç ettirme) denilen ve bir milyona yakın Ermeni'yi kapsayan bu sürecin, bir "etnik temizlik" olduğu aşikârdır...
Bu "temizlik" niye yapıldı?
Birkaç maddeyle özetleyelim:
1) Osmanlı, Balkanlar'dan ve Kafkaslar'dan çekiliyordu. Katliamlardan kaçarak perişan bir biçimde Anadolu'ya sığınan Müslümanlara yer açmak gerekiyordu.
2) İttihatçılar, Ermeni milliyetçiliğinden çekiniyordu: Ya onlar da, Yunanlılar ya da Bulgarlar gibi ayrılıp, kendi devletlerini kurarsa? Müslümanlara/Türklere yer kalmayacaktı.
3) Birinci Dünya Savaşı devam ediyordu. Rusya, Ermenileri kışkırtarak Osmanlı'yı arkadan vuruyordu. (Not: Dillere pelesenk olmuş bu iddia, aslında çok güçlü değildir. Çünkü savaşla hiçbir alakası olmayan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da tehcir edilmişti.)

***
Peki, 1915 bir soykırım mıydı? Soykırım kavramı uluslararası hukuka 1948'de girdi. Amaç, Nazi Almanyası'nın milyonlarca Yahudi'yi katletmesine bir ad koymak ve suçu tanımlamaktı.
Ermeniler, "modern çağda soykırıma uğrayan ilk halk Yahudiler değil, biziz" diyor.
Türkiye'nin resmi tezi ise: 1) Olayın karşılıklı vuruşma olduğu... 2) Hukuki kavramların geçmişe doğru işletilemeyeceği...
Yani Ankara aslında İttihatçı kadrolara sahip çıkıyor: "Onlar kötü şeyler yapmadı, iddialar abartılıdır" diyor.
Türkiye bu tezi eğitimde de kullanıyor. 1915 olayları çok uzun süre Türk eğitiminde hiç yer almadı. Hiçbir şey olmamış gibi davranıldı. Örneğin ben böyle yetiştirildim.
Bilhassa Türk diplomatlara yönelik Asala terörü başlayınca yaklaşım değişti. 1915'ten söz edilir oldu ama İttihatçıları aklayıcı bir çizgi benimsendi.
Bu tavır başka alanlara da yayıldı: Örneğin yurt dışına okumaya giden gençlerden, resmi tezi benimsemeleri ve çeşitli platformlarda savunmaları beklendi.

***
Günümüzde "geçmişle hesaplaşma" önemli bir değer olarak modern dünyada benimseniyor.
Birçok ülkede eski nahoş olayları hatırlama, öğrenme ve faillerden hesap sorma çabasına girişildi.
Bizde küçük bir (aşırı milliyetçi) azınlık, 1915'le ilgili olarak, "O zaman yaptık, icap ederse tekrar yaparız" diyor.
Halkın büyük çoğunluğu ise "Böyle bir şeyi asla kabul etmeyiz" fikrinde.
Bir de olayın siyasetini güdenler var: Nasıl Ermeni politikacılar ve diaspora Ermenileri 1915'i kullanıyorsa... Bizde de birçok siyasetçi ve bürokrat, aynı şeyi tersten yapıyor.

***
1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan tasarının ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu'ndan geçmesi dünyanın sonu değil. Günün birinde olacaktı, bu yıl oldu.
Bu kararla birlikte tekrar alevlenecek olan tartışmalar, orta vadede sıradan insanları rahatlatacaktır.
Halk soykırımı kabul etmeyecek. Ancak bu arada bilmediği birçok gerçeği öğrenecek.
Örneğin İttihatçıların tek olumsuz yanının, İmparatorluğu batırmaları olmadığını kavrayacak.
Daha da önemlisi, İttihatçı zihniyetin bugün de devam ettiğini görecek.
Bu süreç, "geçmişimiz temizdir" diyen siyaset tüccarlarını rahatsız edecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA