YAZARA MAİL GÖNDER Savaş ağaları ne olacak?

YAZARLAR

Barış sürecinde Kandil'de konuşlanmış savaş ağalarının, yani PKK komutanlarının durumu çok önemli. "Savaş ağası" tabirini küçümsemek için kullanmıyorum. PKK bir terör örgütünden çok daha fazlasını bünyesinde barındırıyor:
Birkaçını sayalım:
1) Örgüt bir silah müşterisi. Silahları ona satanlar da kazanıyor, bu iş için para toplayan örgüt üyeleri de...
2) Afganistan'dan Avrupa'ya uzanan uyuşturucu ticaretinin bir kısmı PKK'nın denetiminde. Alanın da çıkarı var, satanın da...
3) Avrupa'ya yapılan insan ticaretinde PKK'nın payı bulunuyor...
4) Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gelişimini yavaşlatmak isteyenler PKK'yı kullanıyor. Kandil'deki PKK komutanlarına işte bu yüzden "savaş ağası" ("warlord") diyorum. Sadece bir savaş örgütünü yönetmiyor onlar. Hem kayda değer miktarda bir ticaretin, hem de bölgesel siyasetin parçası durumundalar.

Kandil'in hayalleri

Tabii bir de işin psikolojik boyutu var: Kandil'in ağaları yıllardır dağlarda. Artık gençliklerini tükettikleri mücadelenin başarıya ulaştığını görmek istiyorlar. Tabii kendileri için saygın bir pozisyon ("siyasi koltuk") da arzuluyorlar. Eğer ömür boyu Türkiye'den uzak tutulacaklarını, mesela bir ara konuşulduğu gibi İskandinav ülkelerine gönderileceklerini... Yani tasfiye edileceklerini düşünürlerse, asla barışa yanaşmazlar. Var güçleriyle süreci baltalamaya çalışırlar. (İşte iki gün önce Çukurca'daki Jandarma karakoluna 100 militanla saldırdılar. "Bizi sakın göz ardı etmeyin, icabında kışın bile vururuz" diyorlar.)
Öcalan'ın olmadığı bir ortamda, Kandil'e karşı Ankara'nın yapabileceği iki temel hamle var:
1) Ya büyük bir askeri başarıyla birlikte komutanları yok etmek (ki şimdiye kadar mümkün olamadı...)
2) Ya da özerklik tanınmış bir Kürt bölgesinde yönetici olmalarına izin vermek (ki bu da yönetim şeklini değiştirmek demek.)

Apo özgürce konuşursa...

Ama Öcalan var!
Eğer Öcalan'a siyaset yapabileceği bir statü tanınırsa... O zaman Kandil'in meşruiyeti derinden sarsılacaktır.
Öcalan'ın özgürce konuşarak mesajını duyurması... Kandil'in "Liderimize şantaj yapılıyor... Apo'ya ilaç veriyorlar" türü propagandalarına son verecektir.
Gayri resmi olsa da, demokratik siyasetin parçası haline gelmiş bir Öcalan, silahlı mücadeleyi gereksiz kılacaktır. ("Liderinin her istediğini söylediği bir ortamda, senin elinde niye silah var arkadaş?")

Düzen sürecek mi?

Tabii bu noktada hatırlamakta fayda var: Öcalan sihirli değneğiyle barışı getirecek, tarafsız bir arabulucu değil.
Öcalan neticede bir Kürt milliyetçisi: Sadece kendini hapisten kurtarmaya değil, siyasi emellerini de gerçekleştirmeye çalışıyor. Türkiye'de savaşan militanlar, Kuzey Irak'a çekilebilir elbette. Silahlar susar. Ülkeye huzur gelir. Peki ya sonra?
Öcalan neticede kendi milliyetçiliği içinden seslenecek. Böyle yapmazsa zaten lider olmaz. Onun söylediklerine, talep ve itirazlarına tahammül edilebilecek mi?
Türkiye'nin mevcut düzeni (ulus devlet, üniter yapı, merkeziyetçilik, vs.) aynen sürerse, Kürt sorunu bitmez ki!
Bunları daha çok konuşacağız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.