YAZARA MAİL GÖNDER Dış mihraklar?

YAZARLAR

Washington izlenimlerine devam edecektim ama gündem izin vermiyor. Bugün, Taksim olaylarını, hükümet perspektifinden değerlendirenlerin başvurduğu bir kavrama değinmek istiyorum: 'Dış mihraklar'.
Alfabemizdeki "Ğ" sesine dilleri dönmeyen Batılıların, Erdoganist Media dediği yayınlara bakanlar, her gün bu tabirle karşılaşıyor.
Genç okurlarımızdan bilmeyenler vardır diye hemen açıklayalım: Mihrak, 'odak' demek. Ancak burada kaynak veya merkez anlamında kullanılıyor. Yani kastedilen yabancı ülkeler...

Lafta 'yeni' Türkiye
Tam bu noktada eğlenceli bir durumla karşı karşıyayız: 'Dış mihrak' tabirini kullananlar... Aynı zamanda 'Yeni Türkiye'den söz edenler. Halbuki 'Eski Türkiye'ye...
Yani askeri vesayetin sürdüğü döneme ait bir tabirdir 'dış mihrak'. Bir zamanlar Başbakan Demirel ağzından düşürmezdi. Türkiye'nin bütün sorunları dış mihrakların eseriydi.
Bu arada, dış mihrakın, devlet çıkışlı olduğunu da vurgulayalım. Devletçi zihniyete göre Türkiye'nin kendine özgü toplumsal ve siyasi sorunları olamazdı. O halde bütün problemlerimizi dış odaklar yaratıyordu.
Halbuki AK Parti, askeri vesayetten kurtulunca, mesela Kürt sorununun varlığını kabul etti ve çözümü yolunda fevkalade önemli adımlar attı. Yani demode dış mihrak zihniyetini kıran bizzat AK Parti'dir.
Sanırım dış mihrak tabirinin türediği siyasi ve ideolojik ortamı anlatabildim.
Gelelim içeriğe...

Onlara fırsatçı denir
Diyorlar ki: "Gezi olayları dış mihrakların eseri..." Nereden anladınız? "Etrafta hep dış mihrakların maşası olan kesimlerin simgeleri var; mesela Deniz Gezmiş..."
Bunu diyenler ya dezenformasyon kafa karıştırmaya çalışıyor... Ya da olayları hiç mi hiç anlamamışlar.
Gezi Parkı protestosunu, tam da belli bir siyasi ideolojisi olmayan '1990 Kuşağı' başlattı ki önemli olan o başlangıçtır.
Direnişe geçildiğinde ortada ne sosyalistler vardı, ne vesayetçi Kemalistler, ne de provokatörler.
Ama baktılar ki olaylar onların da işine geliyor... Fırsat bu fırsat, bayrak ve sloganlarını alıp Taksim'e doluştular.

Ya model çökerse?
Gelelim diğer ülkelerden yapılan açıklamalara... Aslında herkes kendi çıkarına uygun davranıyor.
Mesela ABD... Başkan Obama yönetimi, 'Erdoğan Türkiye'sini, radikal İslamcılara karşı model oluşturan, Müslüman Demokrat bir ülke olarak gördü.
Ama Başbakan çoğunlukçu, uzlaşmaz ve sert açıklamalar yapınca, büyü bozuldu. Modelin çatlamasından korkan ABD hemen uyarılarda bulundu.
Peki ya hükümet bu uyarıların aksine hareket ederek, Taksim'e kanlı bir son biçseydi ne olurdu?
Muhalifler, neokonlar ve elbette İsrail lobisi... "Bize karşı savunduğun Türkiye'nin aslında ne olduğunu gördün mü" diye Başkan Obama'ya yüklenirdi.
Sonuç olarak... 'Dış mihraklar' söylemine başvuranlar... Olayların başlangıcına ilişkin, hiçbir ciddi 'dış bağlantı' gösteremedi bugüne kadar.
Daha da fenası: "Hunharca gazlanan kırmızı elbiseli kız" fotoğrafını görmezden geldiler ki bu halleri insanca değildi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.