YAZARA MAİL GÖNDER Çita Manevrası

YAZARLAR

Dünyanın en hızlı hayvanı çita... Saatte 95 kilometre hızla koşabiliyor. Bu sürati aşıp 120 km'ye ulaşan çitalar gördüklerini söylüyor gözlemciler.
Genel kanıya göre, "Çita, avını bu muhteşem hızı sayesinde yakalıyor"... Ancak son araştırma bu algının yanlış olduğunu ortaya koydu.
Londra Üniversitesi'nden bilimciler, "Sürat değil çitaları amansız bir avcı yapan..." diyor. Peki ne? 100 kilometre hıza sadece 3 (üç) saniyede ulaşması mı?
"Evet, bu çok önemli bir özellik" diyor Prof. Alan Wilson, "Ama esas olan manevra becerisi..."

"Kazık fren" becerisi
Filmlerde izlemişsinizdir: Aslanın veya kaplanın kovaladığı geyik, tam yakalanacakken, son saniyede sağa veya sola doğru zıplar.
Arkasındaki büyük kedi bu basit ama etkili manevraya cevap veremez. O durup dönene kadar geyik kaçar gider. Ben belgesellerde paldır küldür yuvarlanan aslanlar gördüm. Fena halde karizma bozan bir durumdu.
"İşte çitanın farkı..." diyor Prof. Wilson, "Sadece hızı değil, manevra kabiliyeti de muhteşem..."
Çita hızını çok çabuk düşürmekle kalmıyor, aynı beceriyle sağa-sola dönebiliyor, zikzaklar çiziyor.
Velhasıl çitayı başarılı kılan hızı değil, manevra ve "kazık fren" kabiliyetiymiş.

Kutuplardan harmana
Bazı okurlarımızın, "Hayrola, burası National Geographic dergisi mi" dediğini duyar gibiyim.
Efendim olay şu: Hani lider siyasetçiler aslana veya kaplana benzetilir ya... Peki ya çitaya benzetildiğini duydunuz mu? Sanmıyorum.
Ama dün bu çita araştırmasını okuduğumda... "Aynı bizim Başbakan" deyiverdim.
Başbakan Erdoğan iki hafta boyunca kendi kitlesine mesajlar verdi. Bazen günde beş kere konuşma yaparak karşı tarafı 'fırçaladı'. Sonuçta "kutuplaştırıyor" diye eleştirildi.
Sonra... Aniden frene bastı...
Manevrasını yaptı... Ve "Gelin konuşalım" dedi.
Sadece kendisini sevenler değil... Bugüne kadar yerden yere vuranlar da koştu bu diyalog çağrısına. Ve toplantıdan gayet mutlu biçimde ayrıldılar. (Sevinçten uyuyamayanlar olmuş!)

Ters ayakta kaldılar
Bu öylesine keskin bir manevraydı ki... Gezi Parkı olayları başladığından beri Erdoğan'ı eleştiren ABD yönetimi ve geçen gün buna katılan Avrupa Parlamentosu bir anda ters ayakta yakalandı.
İstanbul Valisi'nin de katkısıyla talep edilen, özlenen, önerilen şeyler yapılıverdi: Kucaklamaysa kucaklama... Diyalogsa diyalog... Anlayışsa anlayış...
Bütün dünyanın merakla izlediği ciddi bir sorunu, Erdoğan neredeyse bir günde çözüverdi.
Başbakan'ın uyguladığı bu tür manevralara bir yıl önce değinmiş... "Erdoğan'ın ne dediğine değil, somut olarak ne yaptığına ve yaptırdığına bakmak gerekir" demiştim. (11 Haziran 2012)
Beni bildiğim siyasette "Çita Manevrası" diye bir kavram yok ama olması gerek.
Not: Elbette sevinilecek ama kızılacak da bir sonuç... Madem çözüme ulaşmak bu kadar kolaydı, niye bunca zaman beklendi? Neyse... Zararın neresinden dönülürse kardır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.