YAZARA MAİL GÖNDER Kadir Topbaş ve acımasız siyaset

YAZARLAR

Yıllar önce bir İtalyan sanatçının yaptığı çizgi filmleri izlemiş ve "Vay canına, bize ne çok benziyorlar" demiştim.
Kısa çizgi filmlerin birinde, uçak sağ salim piste indiğinde, gerilimleri boşalan yolcular aynı bizdeki gibi coşkuyla alkışlıyordu.
Bir başka filmde ise siyasi parti taraftarları, seçim öncesinde birbirlerine pata küte girişiyorlar...
Seçimden sonra ise herkes kazanan politikacının yamacında saf tutuyordu.
Peki ya kazanamayan politikacı? Onun arkasından yürüyenler ise bir anda toz oluyorlardı...

Fotoğrafa girmemek için
30 Eylül Pazartesi
akşamı, siyasetin bu acı gerçeğini bizzat yaşamıştım. Bir süre önce Kadir Topbaş imzasıyla gelen şık davetiye, İBB'nin yeni kültür-sanat sezonunun açılışına çağırıyordu.
Yeniköy'deki Sait Halim Paşa Yalısı'ndaki etkinliğe gittiğimde ortalık tenhaydı. Önce erken gittiğimi düşündüm.
Tabii bir de İstanbul trafiği vardı hesaba katılması gereken.
Ancak biraz zaman geçince asıl sorunun ilgi azlığından kaynaklandığını fark ettim. Derken yemeğe geçtik... Yemekler yeniliyor, müzikler dinleniyor...
Çevreye bakıyorum: Her zaman Kadir Beyin hizmetlerini göklere çıkartan medyanın yönetici ve yazarları ortalıkta görünmüyor.
Herkes arazi olmuş!
Kadir Beyi bekliyoruz... O da bir türlü gelmiyor. Nihayet konukları oyalamak için yapacak bir şey kalmayınca... Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Abdurrahman Şen mecburen sahneye çıktı. Kadir Topbaş'ın çok önemli iki karşılama nedeniyle gelemeyeceğini söyledi. Ve gecenin sunumu kendi yaptı.
(Not: Eminim o akşam etkinlikte hatırı sayılır miktarda ağır top bulunsaydı...
Kadir Topbaş ne yapar eder, Yeniköy'e gelir... Kısa da olsa bir konuşma yapardı...)

Fısıltının etkisi
O akşam gerçekten üzülmüştüm:
Çünkü Kadir Topbaş, İstanbul'un bugüne kadar gördüğü en iyi belediye başkanlarından biriydi. Kente olağanüstü hizmetler yapmıştı.
Üstelik görevi sırasında ideolojik bir söylem de kullanmamıştı. Teknik bir yaklaşımı tercih etmiş, hizmetleri siyasallaştırmamıştı.
Yatırımları mümkün olduğunca eşit dağıtmıştı.
Ancak Gezi Olayları sonrasındaki yumuşak tavrı nedeniyle isminin çizildiği... Mart 2014'teki yerel seçimlerde üçüncü kez aday gösterilmeyeceği, kulaklara fısıldanır olmuştu...
İşte 30 Eylül akşamı gördüğüm manzara, bu fısıltıların sonucuydu. Hadi partililer bir yana... Görev icabı orada olmasında bir "sakınca"(?) bulunmayan gazeteciler bile, koltuğun altından kaymakta olduğunu düşündükleri bir siyasetçiyle aynı fotoğraf karesinde yer almak istememişlerdi.
Kadir Topbaş elbette bu nahoş durumun farkındaydı. Ancak pes etmediğini, İstanbul'u ısrarla istediğini, kenti metro yatırımlarını anlatan afişlerle donatmasından anlamıştık.
Adeta "Başkasını düşünmeyin, İstanbul'a hizmet benim işim" diyordu partisine... Daha doğrusu liderine...
Ve dün Başbakan Erdoğan, İstanbul adaylarının Kadir Topbaş olduğunu açıkladı. Soruyorum: 30 Eylül'deki etkinlik şimdi yapılsa... Sait Halim Paşa Yalısı tıklım tıklım dolar mı, dolmaz mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.