Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Gökyüzündeki kurtlar sofrası (2)

Dünkü yazıda Türk Hava Yolları pilot ve kabin memurlarının nasıl bir eğitim aldığına ilişkin birkaç ipucu vermeye çalıştım.
Gelin biraz da bu titiz eğitimin ne anlama geldiğini konuşalım: Her bakımdan iyi eğitilmiş bir personel demek, yolcuların memnun kalarak tekrar uçmak istemesi kadar arkadaşlarına da tavsiye etmesi demek...
Peki ya uçaklar? İşte o apayrı bir öykü... Bundan 10 yıl önce THY'nin 53 tane uçağı vardı. Bugün kaç taneye sahip biliyor musunuz? 233 tane! (Daha da geliyor...) Yani THY, uçak sayısı bakımından 10 yılda yüzde 450 büyümüş durumda.
Böylesine baş döndürücü bir büyümeyi neye mi borçluyuz? Bundan beş-altı yıl önceki ekonomik krize! Hani Başbakan Erdoğan "teğet geçecek" demişti ve gerçekten de ülke olarak ufak tefek sıyrıklarla atlatmıştık.
Çincede kriz ile fırsat aynı kelimeymiş ya... İşte kriz, THY için fırsat oluyor. Şöyle:
Kriz başladığında Avrupa ve ABD havayolları eleman çıkartıyor, zarar eden hatları kapatıyor ve yeni uçak alımını durduruyor.

Krize nakitle girmek
THY ne yapıyor? Tam tersini: "Onların almadığı uçakları bize satın" diyor Boeing'e ve Airbus'a... Böylece THY filosu hızla büyümeye başlıyor. Başka? Diğer havayollarının boşalttığı hatları da THY dolduruyor.
Böylece gidilen ülke ve şehirden başka, uçuş sayısı da artıyor: Mesela Moskova'ya eskiden birken, şimdi günde 5 uçuş yapılıyor.
Bitmedi. Fiyat da çok önemli... Nasıl oluyor da bizim bilet fiyatlarımız, mesela Alman Lufthansa'dan yüzde 30 daha ucuz oluyor?
Hamdi Topçu çok ilginç bir hesap yaptı: 10 yıl önce tüm THY çalışanları mevcut uçakları dolduruyor; ancak üç kişiden biri dışarıda kalıyormuş. Şimdi ise tüm çalışanlar uçakların ancak üçte ikisini doldurabiliyor. Üç koltuktan biri boş kalıyor.
İlk bakışta karmaşık gelen bu hesap aslında basit: Havadaki pilottan, yerdeki teknisyene... Uçak başına düşen eleman sayısı azalmış durumda... Yani şirket çok daha akılcı yönetiliyor.

Bozuluyorlar haliyle
Bu verileri duyunca geçenlerdeki açıklamayı daha iyi anladım. Hani Lufthansa, "Bundan sonra THY uçuşlarından kazanılan dört mili, bir mil sayarım" dedi ya... İşte o açıklama.
THY daha kaliteli hizmeti, daha ucuza verince... Alman yolcular Lufthansa'yı değil, bizimkini tercih ediyor.
Dahası da var... Diyelim ki Brezilya'nın Sao Paulo kentindeki bir işadamı Tahran'a gidecek. Eskiden önce Frankfurt'a uçar, oradan Tahran'a geçerdi.
Halbuki Sao Paulo karşısında, Frankfurt ile İstanbul aynı uçuş süresine sahip. Bu durumda işadamı, Tahran'a çok daha yakın olan İstanbul'a gelmeyi tercih ediliyor.
Benim anladığım şu: Rekabette gerileyen Lufthansa, yolcuları caydırmak için milleri adeta şantaj olarak kullanıyor.
Böylece geldik gökyüzündeki kurtlar sofrasına... Ama yerimiz bitti. Yarın devam ederiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA