YAZARA MAİL GÖNDER 30 Mart ve Marx

YAZARLAR

Karl Marx, "İnsan, sarayda başka düşünür, kulübede başka..." demişti. Yani fikirlerimizin, içinde yaşadığımız koşullara bağlı olduğunu anlatıyordu.
Marx sanki bunu öğretmemiş gibi... Türkiye'nin sol cenahı (ki CHP dahil her türlü solu kastediyorum) halkın, koşullardan bağımsız olarak düşünüp oy vermesini istiyor.
Mantıkları şöyle işliyor: "Türkiye'de yolsuzluk vardır... Bunun sorumlusu iktidar partisidir... Yolsuzluğu kabullenmek vicdana sığmaz... O halde halk, AK Parti'ye oy vermemeli... Veren ya cahildir ya da işbirlikçi..."
Ee, hani insanlar "içinde yaşadıkları koşullara göre" düşünüyordu?"
Türkiye'yi anlamak isteyenlere seçim dönemleri büyük fırsatlar sunuyor. Bu seçimin en öğretici sorusunu, Konda'nın iki araştırması şekillendirdi:
Halkın yüzde 77'si "yolsuzluk yapılıyor" diyor... Ama iktidar partisi anketlerde, yüzde 45'in üzerinde gözüküyor... Nasıl oluyor da oluyor?

"Seçmen değil insan"

Cevabı aramaya yine Konda'dan başlayalım. Seçim sonuçlarını çoğu kez isabetli biçimde tahmin eden Konda'nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır... Geçenlerde "Seçmen Değil İnsan" başlığıyla üç makale yazdı.
Bu makalelerde, seçmenin, "insan" olduğunu, yani tek boyutlu değil, çok boyutlu şartlarda yaşadığını anlattı.
T24 sitesinde yayınlanan bu hareketle çok önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum: Türkiye'nin nüfusu yuvarlak hesap 76 milyon... Bunların 52 milyonu 30 Mart'ta oy kullanabilecek... Söz konusu nüfus 19 milyon hane şeklinde yaşamını sürdürüyor.
Bu insanlar için hanenin ("aile" de diyebilirsiniz) dirliği-düzenliği fevkalade önemli.
Niye önemli? Çünkü her dört haneden ikisi gelir-gider denklemini kafa kafaya yaşıyor. Yani 9 buçuk milyon kadar ailenin kazancı ile gideri aynı... Ayın başında aileye giren para, ayın sonunda bitiyor.
Bu, şu demek: Aileye gelen parada bir aksama olursa... Mesela emekli aylığı yatmazsa, çalışanlardan biri işsiz kalırsa...
Eyvah ki ne eyvah: Ayın sonunu getirmeleri mümkün değil. Borç almaları gerekiyor.

İşsiz kalma kâbusu İşsizlik
bu ailelerin baş korkusu... Tabii enflasyondan da korkuyorlar. Çünkü gelirleri aynı oranda artmıyor.
Öte yandan harcadığından daha fazla kazanan aileler, tüm ailelerin dörtte birini oluşturuyor.
Kalan dörtte bir ise... Ki yuvarlak hesap 5 milyon aileye tekabül ediyor... Kazandığından daha fazla harcıyor. Yani ayın sonunu getiremeyip borçlanıyor. Türkiye halkı işte bu şartlarda yaşıyor: Her dört aileden üçünün durumu kritik... İşsizlik veya enflasyondaki sert yükselişler bu aileleri anında etkiliyor. Sayı olarak bakarsak: 39 milyon seçmen bu durumda...
İşte kısaca "sol cenah" dediğim kesim... Bu insanlardan, yaşam şartlarını unutmasını... İşsizliği ve enflasyonu artıracak bir davranışta bulunarak...
Hükümeti göndermelerini istiyor.
Mümkün mü Allah aşkına?
Not: Bu arkadaşlara Marx'ı tekrar okumalarını öneririm. Onu okumak zahmetli, Bekir Ağırdır'ın yazısını okusunlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.