YAZARA MAİL GÖNDER Gözyaşı ve öfke (2)

YAZARLAR

Televizyon, gazete ve internetteki haber sitelerinin genç editörleri "ilk defa" demeyi seviyor. Başlık koyarken... "Böylesi görülmedi" diyorlar, "ilk kez oluyor", "Türkiye'de bir ilk" diyorlar... Varsın öyle desinler.
Ama şunu bilsinler: "İlk defa" dedikleri olayların tıpatıp aynısı veya çok benzeri daha önce de meydana geldi.
Mesela benim gibi 1970'li yılları görmüş olanların... Burak Can Karamanoğlu cinayetini duydukları anda... "Ben bu olayı daha önce yaşadım" duygusuna (Frenkçesi "deja vu") kapıldığına eminim.
Bana kimse... Berkin Elvan'ın, yüz binlerce kişinin katıldığı cenaze töreninin akşamında... 22 yaşındaki bir Ülkücü gencin, hem de Berkin'in evinin bulunduğu Okmeydanı'nda öldürülmesinin "tesadüf" olduğunu söylemesin.
Eğer İstanbul Valiliği'nin yaptığı açıklamayla yetinirseniz... Sıradan bir ağız dalaşının, ölümle sonuçlandığını sanırsınız: "(Çarşamba akşamı) saat 22.30 sularında (...) iki grup arasındaki sözlü sataşmaların, daha sonra silah kullanılan bir kavgaya dönüşmesi sonucunda, (...) Burak Can Karamanoğlu adlı genç hayatını yitirmiş, (...) 1983 doğumlu Hüseyin Taşbaşı el ayasından, Ramazan Gün ise karın boşluğundan yaralanmış olup..."
Halbuki 1970'leri yaşamış olanlar için bu olay... Türkiye'nin fay hatlarından biri olan, Alevi-Sünni geriliminin tam üzerine oturuyor. (Valilik de bilir böyle olduğunu ama söyleyemez elbette.)

Barış sürecine darbe?

Cinayetten sonra dün Okmeydanı'nda gösteriler oldu. Gencin fotoğrafını taşıyan gözü yaşlı grup, "Burak Can ölmedi, kalbimizde yaşıyor" ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" diye slogan attı.
Birinci slogan gayet olağan... Ancak diğeri öyle değil: "Şehitler" nereden çıktı? Olayın "vatanın bölünmesi" ile ne alakası var? İlk bakışta yok.
Ancak bu sloganı daha büyük resme oturtursanız... Seçimlerden sonra hızlanacak olan barış sürecinin baltalanmasına kadar gidersiniz.
Şunu unutmayalım: Zaten esas amaç, hiçbir zaman Alevi-Sünni çatışmasının kendisi değildir. Çatışmadan, gerilimden, acılardan hareketle, vatandaşın "Türkiye yönetilemiyor" demesini sağlamaktır.
Hiç tasvip etmesek de... Siyasi çekişmede kavga -gürültü olur, cam- çerçeve iner. Ancak işin içine silah ve ölüm girdiği anda kaos başlar.
MHP Başkanı Devlet Bahçeli'yi iyi izleyin. İşinin hiç kolay olmadığını göreceksiniz.
Not: Yeri gelmişken bir korkumu daha aktarayım. Trabzonspor-Fenerbahçe maçı, kentteki "yüksek tansiyonu" bir kez daha ortaya koydu. Yöredeki 'asabiyet'in barış sürecine yönlendirilmesi mümkündür.
"Fenerbahçe'ye olan kızgınlıkla, Kürt milliyetçiliğine olan kızgınlığın ne alakası var" demeyin. Elbette yok. Hatta Aziz Yıldırım'ın MHP sempatizanı olduğunu da biliyoruz.
Ama biz, 1997'de, devlet içine yuvalanmış Susurluk çetelerini kınamak üzere başlatılan "Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık" eyleminin... 10 gün içinde nasıl hükümet karşıtı bir eyleme dönüştürüldüğünü bizzat gördük... Dolayısıyla anti-Fener enerji, bir bakmışsınız, anti-Kürt oluvermiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.