YAZARA MAİL GÖNDER Erdoğan, 1982 model Cumhurbaşkanı olmaz

YAZARLAR

Ağustosa kadar dört ay boyunca Cumhurbaşkanlığı seçimi ile yatıp kalkacağız. Bu da gayet normal... Çünkü cumhurbaşkanı devletin başı... En tepedeki isim. Başkomutan. Ayrıca cumhurbaşkanını ilk kez halk seçecek. Hem de iki turlu seçimle:
İlk turda yüzde 50+ alan aday cumhurbaşkanı olacak. Ya kimse yüzde 50'yi geçemezse? O zaman; en çok oyu almış iki aday, ikinci ve son turda karşılaşacak. Bu kez biri yüzde 50'yi geçip Köşk'e çıkacak.
Böyle bakınca ne kolay değil mi? Büyük ihtimalle AK Parti, CHP ve MHP birer aday çıkarır... AK Parti'nin adayı ile diyelim ki CHP'nin adayı ikinci tura kalır. MHP ikinci turda onu destekler... BDP duruma göre davranır. Ve saire, ve saire...
Keşke bu kadar basit olsa... Başbakan Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmak istediği biliniyor. Ama... "Bu" Köşk'e, yani 1982 Anayasası'nın Köşk'üne değil.
Başbakan Erdoğan esasında "Başkan" olmak istiyordu. Bunu açıkça ifade etti, hem de defalarca. Ancak şimdiye kadarki gelişmeler bu isteğe uygun olmadı.
Ancak kimse Erdoğan'dan pes etmesini ve 1982 model Cumhurbaşkanı olmasını beklemesin. Onun büyük amacı, Türkiye siyasetini yeniden düzenlemek. Dolayısıyla daha fazla yetki istiyor. Ayrıca Cumhuriyetin 100'üncü yılına yani 2023'e Devlet Başkanı olarak girmek istiyor.
Başkanlık Sistemi olmadığına göre... Yarı-Başkanlık Sistemine geçmeye çalışacaktır ki Yarı-Başkan'ın yetkilerinin de gayet çok olduğunu Fransa tecrübesinden biliyoruz.
Eğer o da olmazsa... O zaman 1982 model cumhurbaşkanı olmak yerine, Abdullah Gül'ün beş yıl daha Köşk'te oturmasını tercih eder.

DENGE VE DENETLEME
Diyeceksiniz ki: 1982'ye göre çıkar, sonra sistemi değiştirir. O da olabilir ama çok zor. Çünkü seçildiği an, partisiyle ilişkisi kalmayacak. AK Parti yeni bir başkan ve yönetim seçecek. Başbakan da değişmiş olacak. Ondan sonra işleri toparlamak Cumhurbaşkanı için çok zor. Erdoğan'ın Köşk için ne planı varsa, henüz Başbakanken yapmak durumunda.
Ben asıl Abdullah Gül'ün durumu hakkında bir şeyler söylemek istiyordum ama... Gördüğünüz gibi işler o kadar karmaşık ki bir türlü ona sıra gelmiyor. Halbuki ne çok şey var konuşacak.
Mesela Abdullah Bey, geçen gün şöyle dedi: "Ben parlamenter sistemin Türkiye'ye daha uygun olduğunu söyledim.
Bütün 'check ve balance'ları (denetleme ve denge mekanizmalarını) içinde taşıyan sistem daha doğrudur. Eğer aynı hassasiyetler gözetilebilse, ABD türü bir sistem de olabilir..."
Bu sözler Başkanlık ihtimalinin hâlâ masada olduğunu düşündürüyor. İyi ama hani o ihtimal ortadan kalkmıştı?
Başkanlık Sistemi sadece birçok Anayasa maddesinin değil, yüzlerce yasanın da değiştirilmesini gerektiriyor. Ayrıca seçmen ve AK Parti örgütü tarafından da heyecanla karşılanmamıştı.
"Denge ve denetleme" derseniz... AK Parti kurmaylarının Başkan Obama'ya nasıl da dudak büktüklerini hatırlayın.
Haksız da değillerdi. Çünkü bizim başbakanda olan yetkiler, Başkanda yok. ABD güçlü bir ülke olduğu için Başkanı da çok yetkili sanılıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.