YAZARA MAİL GÖNDER 40 yıl geriden gelen kafa

YAZARLAR

Yüksek Seçim Kurulu, A Haber televizyonuna 17 yayın durdurma cezası daha verdi. Böylece daha önce verdiği 28 yayın durdurma kararıyla birlikte ceza 45'e çıkmış oldu.
İzninizle önce Kurul'un bu konudaki karar metninin özetini buraya almak istiyorum ki kimin ne dediğini siz de görün: "(...) A Haber'in (...) 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 Mart 2014 tarihli yayınlarının incelenmesi sonucunda günde iki defa gerçekleşen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin seçim mitinglerinin her ikisini de canlı bağlanarak tamamını yayınladığı...
Diğer siyasi partilerin mitinglerine yer verilmeyerek hem siyasi partiler hem de demokratik gruplar açısından tek yönlü ve taraf tutar nitelikte yayın yaptığı... Haber verme ve toplumu bilgilendirme amacını aştığı, tek yönlü ve taraf tutan ve fırsat eşitliği tanımayan ve bu format kapsamında yayında tarafsızlık ilkesinin sağlanamaması suretiyle...
6112 sayılı kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde belirtilen; "Siyasi partiler ve demokratik gruplar ile ilgili tek yönlü veya taraf tutar nitelikte olamaz" hükmüne aykırı davranılmak suretiyle...
YSK'nun radyo ve televizyon kuruluşlarının seçim döneminde uymak zorunda oldukları kuralları düzenleyen (...) ilke kararının "Sonuç" başlıklı bölümünün 1. maddesinin (b) bendi hükmünü ihlal etmesi nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunun (...) kararı ile (...) durdurulmuştur.

1974 MODEL
Özetin özeti... Yüksek Seçim Kurulu, "Ey A Haber... AK Parti mitingini yayınlayarak taraf tuttun; cezalısın..." diyor. Peki, A Haber ceza almamak için ne yapmalıymış? Partilere eşit davranmalıymış.
Tam bu noktada iki itirazım var:
1) Zihniyet Sorunu: İlk itirazım devlet televizyonu ile özel televizyon farkına ilişkin... Biz bunları bilhassa 1970'li yıllarda yaşadık. O zamanlar özel TV kurmak yasaktı. Tek kanal olan TRT iktidarın borazanı olmasın diye, çeşitli eşitliktarafsızlık kuralları getirilirdi.
Yine de partiler, ekran karşısında kronometre tutarak, "onlara şu kadar saniye ayrıldı, bize şu kadar ayrıldı; hakkımız yendi" diye feryat edip dururlardı.
Günümüzde, yani özel TV'ler çağında ise 40 yıl önceki kurallar geçerli olabilir mi? Yayıncı ister AK Parti'yi destekler, ister CHP'yi veya Türkiye Komünist Partisi'ni... Tarafsız olması gereken devlettir; özel sektör değil.
2) Pratik Sorun: 30 Mart'ta oyunuzu kullandıysanız görmüşsünüzdür... Upuzun pusulanın üzerinde tam 27 partinin adı ve amblemi vardı.
Şimdi gelin, bir TV yöneticisi olarak eşit davranmaya çalışın bakalım: 27 partiye sadece birer dakika yer verseniz, sunuşuyla birlikte 30 dakika eder. Bir dakikada kime, neyi anlatacaksınız? Haberleriniz hep aynı kalıbı tekrarlayacak: "Bilmem kim, bilmem nere mitinginde, şöyle dedi..." Bitti, geç ötekine...
Eğer haberlerde sadece Meclis'teki dört partiye yer verirseniz... Bu sefer de diğer 23 partiye haksızlık etmiş olacaksınız.
Özetle: Yüksek Seçim Kurulu kararlarını 1974 model bir zihniyetle vermekle kalmıyor, yayıncılardan pratikte mümkün olmayan bir şeyi istemiş oluyor.
Bakın daha olayın haber alma özgürlüğü boyutunu tartışmaya başlamadık bile...
Not: A Haber veya başkası... Dediklerim bütün TV'ler için geçerli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.