YAZARA MAİL GÖNDER Seçmenin sabit sorusu: 'Benim avantajım ne?'

YAZARLAR

Dün bizim gazetede haberi vardı.
En son Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı konusunda, 30 Mart seçim sonuçlarına atfen, "Sandıktan çıktı bile" dedi.
Hiç kuşku yok ki 30 Mart'ta alınan yüzde 45'in üstündeki oy oranı, Başbakan Erdoğan'a çok büyük bir güç sağlıyor. Hani bir tarafta yüzde 45, diğer taraf yüzde 40 olsa o zaman tartışmak mümkün olurdu.
Ama durum öyle değil. Bir tarafta yüzde 45'lik bir blok varken... Karşı taraf en az üç parçaya bölünmüş durumda: CHP yüzde 30'u, MHP yüzde 20'yi, BDP+HDP yüzde 7'yi dahi yakalayamıyor.
Peki, bu şartlarda Başbakan Erdoğan'ın seçilme durumu çantada keklik mi? Evet ama... Bence bir noktanın üstünde durmak gerek:
Eğer AK Parti'ye oy veren 20 milyon 500 bin seçmene şu soruyu sorarsanız: "Sizce Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmayı, devletin zirvesine oturmayı hak ediyor mu, o koltuğa yakışır mı?"
Çoğunluk tereddütsüz "Evet" diyecektir.
Soruyu değiştirdiğinizde... Mesela şöyle sorduğunuzda: "Sizce Tayyip Erdoğan gibi icraatçı, aktif, halkın hizmetindeki bir siyasetçi, Başbakanlık koltuğunu bırakarak Köşk'e çıkmalı mı?"
İşte bu sorunun cevabı belirsiz olacak... AK Parti'ye oy verenlerin bir kısmı tereddüt içinde kalacak... "Acaba Erdoğan'dan sonra bize sunulan hizmetlerde bir aksama olur mu" diye düşünmeye başlayacaktır.

SAYI AZALIR, ORAN YÜKSELİR
Tam bu noktada Başkanlık Sistemi tartışmalarını hatırlayın: AK Parti seçmeninin ancak dörtte biri Başkanlık Sistemine sıcak bakıyordu. Diğerleri kuşkuluydu.
Niye? Çünkü sokaktaki insanlar basit bir sorunun cevabını alamamıştı: "Başkanlık Sistemine geçilirse... Benim bir vatandaş olarak bundan kazancım ne olacak?"
Benzeri bir durum burada da söz konusu: Başbakan Erdoğan, Köşk'e çıktığında AK Parti seçmeni bundan ne kazanacak? Gurur duyacaklar elbette. Kasımpaşa'dan Çankaya'ya uzanan muhteşem bir halk hikâyesi... Ancak iş "maddiyata" geldiğinde önlerini göremeyecekler.
Erdoğan seçmendeki bu tereddüde rağmen kazanamaz mı? Elbette kazanır. Çünkü yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi rakibi, alternatifi yok.
Tahminim basitçe şöyle: Erdoğan, Köşk seçimini açık ara kazanacak... Ne var ki alacağı oy miktarı 20 milyonun altında kalacak...
Not 1: Tabii Başbakan Erdoğan'ın izleyeceği seçim stratejisi bu durumu değiştirebilir. Eğer vatandaşı... Kendisi Cumhurbaşkanı olduğu takdirde... Daha da iyi hizmet alacağına ikna ederse... O zaman mesele kalmaz. Oy patlaması bile olur.
Not 2: Bizdeki seçmen kitlesinin sağduyulu olduğunu söyleyip duruyoruz. Ne demek sağduyulu? Özetin özeti, kendisini maddi açıdan geliştirecek partilere oy veriyor.
Bunu da ekonomiyle ölçebiliyoruz: Ekonomiyi iyi yöneten... Yani işsizliği azaltan... Enflasyonu düşüren... Piyasaları genişleten parti vatandaşın teveccühünü kazanıyor...
Beceriksizliğinden veya dünyadaki kriz yüzünden bunların tersine imza atan iktidardan ise vatandaş uzaklaşıyor. Yeni parti aramaya başlıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.