YAZARA MAİL GÖNDER Madenin hakiki 'check-up'ını kim yapabilir?

YAZARLAR

Soma faciası da ispatladı ki "gördüğünü" söylemek siyasetçiyi sıkıntıya sokabiliyor. Önce kendi "gördüğümü" anlatayım, asıl konuya sonra geliriz.
Konuşma yapmak üzere Zonguldak'a davet edilmiştim. "Kömür ocağı da görmek ister misiniz" dediler. İstemez miyim? "Geliyoruz" diye telefon ettiler. Yarım saat sonra gittik...
Önce bir yönetici ocak hakkında bilgi verdi. Çok güzel çizelgeler hazırlamışlardı. Hap gibi alıyordunuz "vermek istedikleri" bilgiyi.
Sonra baret, beyaz önlük ve sarı çizmeler giydik. İş asansörüyle aşağıya indik. Madende biraz yürüdük. Kocaman ve ucu bucağı görünmeyen bir tüneldi.
Bir miktar daha bilgi verdiler. Yerel medya çekim yaptı. Haliyle kömür işinde cefakârca çalışan emekçileri övdüm. (Başka ne söyleyebilirdim?) Çıktık.
Ne "gördüm" ki? Aslında hiç! Çünkü esas çalışma, indiğimiz yerden birkaç kilometre ötede yapılıyordu. Yani işçiler, elde kazma, suratları simsiyah, orada çalışıyordu. Acaba onların durumu niceydi?
Aslında işçilerin yanına kadar gitseydim de bir şey anlamazdım. Çünkü kazmayla kömür çıkarmanın tekniğini, inceliklerini, alınması elzem olan güvenlik önlemlerinin neler olduğunu bilmiyordum.
Bilseydim de fark etmezdi. Çünkü orada, o kısıtlı zaman diliminde, bilmem hangi hayati cihazın düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol edecek şartlar yoktu.
Yanımızda amirleri olduğu sürece, işçiler de konuşmazdı. "Allah devletimize zeval vermesin" derlerdi sadece. Hatta tek başına gitsem bile, "ne olur ne olmaz", laf çevirirlerdi.

Görüntüye aldanmamalı

Bunları niye anlatıyorum? Bence Soma sürecinde işini en düzgün biçimde yapan yetkililerden olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, dokuz ay önce malum madene gitmiş. Etrafı gezmiş, madene girmiş...
Sonra da medyaya demeç vermiş: "Arabayla girilebilecek bir yer" diyor Bakan Yıldız: "Güvenlik önlemleri arttıkça işçi kardeşlerimizin de veriminin arttığını gördük" diye devam ediyor.
İşte ben de onu anlatmaya çalışıyorum. "Görünen" tam da bu: Cip filan ne kelime, madenin girişine kamyon bile sokabilirsiniz. O kadar geniştir.
Ama işçilerin çalıştığı, yani madendeki gerçek üretimin yapıldığı kılcal damarlarda, normal bir insan iki büklüm olmadan yürüyemiyor.
Koskoca Bakan oralara götürülür mü? Elbette götürülmez. Yukarıda işaret ettiğim gibi, ısrar ettiği için götürülmek zorunda kalınsa dahi, bir şey fark etmez.
Bakanın diğer dediği de doğru: Güvenlik önlemleri arttıkça, işçinin verimi de artıyor...
Ancak tersine bir doğru daha var: İşçiler çeşitli yöntemlerle (mesela: tehdit, ceza) kamçılandığında da verim artıyor. Hele devletteki üretimle kıyaslandığında, çok daha fazla artıyor.
Velhasıl: Kaliteli bir "check-up" için, madene "işi bilen, uzman bir gözün" bakması gerekiyor... Ancak o tip bir göze sahip olanlar... Mesela maden mühendisleri, müfettişler ve işçiler bir ocağın hakiki durumunu anlayabilir. Tabii hepsi de tecrübeli olmak şartıyla.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.