YAZARA MAİL GÖNDER Hâlâ 1982 Anayasası'yla iş yapmaya çalışıyoruz

YAZARLAR

Bence Başbakan Erdoğan, Köşk adayı olacağına dair en önemli sinyali geçen gün şu cümleyle verdi: "
Seçilmiş Hükümet ile seçilmiş Cumhurbaşkanı ülkeyi birlikte yönetecek..."
Erdoğan'ın bu sözü Fransa tarzı bir Başkanlık Sistemini (siyaset biliminde 'Yarı-Başkanlık' deniyor) akla getiriyor.
Fransa'da seçmenler bir yandan milletvekillerini (ve dolayısıyla başbakanı) seçiyor, diğer yandan Cumhurbaşkanı adı verilen Başkan'ı...
O sistemde Başkan güçlü, başbakan ise ikincil konumdadır. Herhangi bir Fransız başbakanın ismini bilir misiniz?
Uluslararası siyaset konusunda uzman değilseniz, bilmezsiniz. Ama gazete izleyen, TV seyreden herkes Sarkozy'yi veya Hollande'ı tanır.
ABD'de ise durum daha da farklı:
Orada başbakan hiç yok. Halkın seçtiği Başkan, hükümeti de kuruyor.
Yine Türkiye'ye dönelim...
Cumhurbaşkanı bizde Kenan Evren Cuntası'nın yaptığı 1982 Anayasası tarafından "atama" yetkileriyle donatılmıştır.
Cumhurbaşkanı Yürütmenin başıdır ama bu sembolik bir yetkidir.
Cumhurbaşkanının "icraat" yetkisi yoktur.
Bütçe yapamaz, para harcayamaz.
Hiç kuşku yok: Tayyip Erdoğan, Köşk'e çıktığında... Olağanüstü karizması ve AK Partililer üstündeki tartışmasız otoritesiyle... İşleri Fransa tipi bir Başkan gibi yürütecek, ülkeyi Başbakanla birlikte ortaklaşa yönetecektir.
Peki ya sonra? Anayasa değişmediği için partisiyle organik bağı kopmuş olacağından...
AK Parti yeni bir genel başkan seçecek... Dolayısıyla Hükümette de yeni bir Başbakan ve onun bakanları olacak.
Böylece Köşk ile Hükümet zamanla ayrışacak... Görüş ayrılıkları baş gösterecek, vs, vs...
Bu gerilimlerin olmaması için Anayasa değişiklikleri gerekecek ki o da başka sorunlar doğuracak. Referandumdan hayır çıktığı anda hükümetin otoritesi sarsılacak.

Kâbus senaryosu

Bitmedi... Fransa tarzı Başkanlık sistemindeki kâbus senaryosuna gelelim. "Senaryo" dedim diye hayali bir olaydan bahsedeceğimi sanmayın. Gayet somut bir sorun var: Diyelim ki 2015'e kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hükümet, ülkeyi gerginlik olmadan yönetti.
Ancak Haziran 2015'teki seçimlerden AK Parti birinci çıkmasına rağmen çoğunluğu kaybetti... Sonuçta CHPMHP Koalisyon Hükümeti kuruldu. Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan, Devlet Bahçeli Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı...
Böyle bir Hükümetin, bırakın Çankaya'ya kulak vermeyi...
Erdoğan'ın kendisine bile tahammülü olur mu? Olmaz. İşte Fransız sisteminin en büyük sorunu: Başkan ve Başbakan aynı partiden olmayınca kavga çıkıyor.
Özetle şunu diyorum:
Başbakan Erdoğan... "Bu"
Anayasa ile Köşk'e çıkarsa... Hükümeti AK Parti kurduğu sürece durum idare edilir... Yapısal sorunlar yavaş yavaş baş gösterir...
Hükümeti başka partiler kurarsa...
Yapısal sorunlar anında su yüzüne çıkar. Siyasi hayat gerilir de gerilir.
Kabahat kimin? Bizim. Kenan Evren Anayasasını değiştirmemenin vebali hepimizin boynunda...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.