YAZARA MAİL GÖNDER Faça bozan Gazze

YAZARLAR

Yarın Ramazan Bayramı'nın birinci günü. Ancak pazartesi olduğu için yazım yok. Bayramınızı bugünden kutlarım!
Bilen bilir, mesela bizim gazeteden Engin Ardıç çok iyi bilir, Berlin kentinin batı tarafında, Almanların kısaca "Ku'damm" dedikleri Kurfürstendamm isimli bir cadde vardır.
İstanbul'daki Bağdat Caddesi'ni andıran bu hoş caddenin özelliği tam bir alışveriş cenneti olmasıdır.
Ayrıca para harcamaktan yorulanların ve onları kah gıptayla, kah burun kıvırarak izleyenlerin soluklanması için çeşit çeşit kafe ve restoran da bulunur...
Geçen cuma günü Ku'damm, müdavimlerinin alışık olmadığı türden bir olaya sahne oldu.
Binlerce kilometre uzakta sürmekte olan Gazze vahşeti burada da yankılandı.
Berlin'de yaşayan Arapların, Türklerin, İranlıların, Pakistanlıların oluşturduğu bin iki yüz kişilik kalabalık, İsrail devletinin Gazze'de yaptığı katliamı protesto amacıyla, lüks mağazaların ve şık kafelerinin önünde yürüyüşe geçti.
Kadınlı erkekli, çarşaflı sakallı grup, ekip liderinin megafonla başlattığı, kah Almanca, kah Arapça sloganları tekrarlıyordu. En çok atılan slogan da "Gazze'ye özgürlük" idi.
Olay bundan ibaret kalsaydı, tasarım dükkanlarından aldıkları "işleri" takıp takıştırıp, giyip yakıştırıp arkadaşlarına göstermek için sabırsızlanan hanımlar için kısacık bir heyecan anı olarak kalacaktı.

Kafalar über karışık

Ama o da ne?
Karşı taraftan yedi yüz kişilik başka bir grup belirmişti. Onlar da önce "Gazze'ye özgürlük" diyor ama sonra hemen ekliyordu: "Gazze'yi Hamas'tan kurtarın!" İsrail'i destekleyen ve Gazze operasyonlarını haklı, çoluk çocuğun ölmesini kaçınılmaz bulan bu grup, ağırlıklı olarak Berlin'de yaşayan Yahudilerden ve
"İsrail'in varolma hakkını" savunan "bir kısım" solculardan oluşuyordu.
Ne var ki, kafelerde oturan, kaldırımlarda yürümekte olan orta ve üst sınıftan eğitimli Almanlar için kimi destekleyeceklerine karar vermek hiç kolay değildi.
Hitler döneminde dedelerinin yaptığı soykırım yüzünden vicdanları hala kanamakta olan Almanlar, elbette Yahudi Düşmanlığına (Anti-
Semitizm) karşıydılar.
Ama bir dakika: Aynı yaralı vicdanlar, medyada izledikleri Gazze vahşetine de tahammül edemiyordu.
Tamam Merkel Hükümeti İsrail'i desteklediğini açıklamıştı ama... Kendilerine şunu sorup duruyorlardı: "Yahudi Düşmanı konumuna düşmeden, İsrail devletine 'dur' demek mümkün değil mi şu dünyada?"
Aslında kafası karışmış olan sadece Ku'damm ve havalisinin kredi kartı limitleri hayli yüksek Almanları değildi.
Solcular da ikiye bölünmüştü. İsrail yanlısı yürüyüşe destek vermeyen solcuların tavrı şöyleydi:
"Yahu bu İsrail için biz, 'Emperyalizmin Ortadoğu'daki maşası' demiyor muyuz? Gazze'de imza attıkları vahşete ne diye destek verecekmişiz?"
Olayın en ironik tarafı ise benzeri bir kafa karışıklığının Alman aşırı sağında, diğer bir deyişle Neo-Nazilerde de olmasıydı.
Nasıl olmasın?
Yabancı düşmanı aşırı sağcılar, Ku'damm'da yürüyen Müslüman kalabalığı nefretle seyrediyordu. İktidara bir gelseler, herkes görecekti yapacaklarını...
Tamam ama bu durum, İsrail'i destekleyen gruba sempati göstermelerini gerektirmiyordu ki? Onlar da pis Yahudiler ve millet düşmanı solculardı.
Velhasıl Neo-Naziler; eskiden yaktıkları Yahudileri mi, yoksa yeni dönemde yaktıkları Müslümanları mı destekleyeceklerine karar verememiş bir halde sloganlar atan grupları izliyordu.
Yapacakları ilk toplantıda kendilerine hiç yakışmayan bu tavırsızlığın hesabını birbirlerine vereceklerdi.
Velhasıl Gazze, siyasi ideolojilerin façasını bozmuş, tutarlılıklarını darmadağın etmişti; en azından Ku'damm'da...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.