YAZARA MAİL GÖNDER Ne okusam? Ne olsam?

YAZARLAR

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkan Yardımcısı Memduh Boydak, fevkalade önemli bir projenin duyurusunu haziranda yapmıştı: "Ne okusam?
Ne olsam?
" başlıklı projenin amacı, üniversiteye girecek gençlere yol göstermekti. Yani her yüz gençten 60'ının aklını kurcalayan, "Hangi bölümde okursam, ne tür bir mesleğim olur" sorusuna hayattan cevaplar sunmaktı.
Projenin ilk aşamasında 20 farklı meslekten, 20 kişinin 2.5 dakika kadar süren videoları yer alacak, yıl içinde video sayısı 52'ye çıkacaktı.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü, PwC İnternet Televizyonu, KAGİDER, TurkishWIN, Gelecek Daha Net'in destek verdiği projenin ilk ayağı yayında... İnternette "Ne okusam ne olsam" diye aradığınızda hemen karşınıza çıkıyor.
Bu projeyi çok önemsedim. Bunun birkaç sebebi var:
Ben de bir zamanlar üniversiteye girerken ne olacağını bilmeyen gençlerdendim. ("Senden doktor olmaz" demişlerdi. Mühendis ve iletmeci olmalıymışım. Puanım yeterliydi ama ben sosyoloji okudum. Şimdi bazı tanıdıklar "Senden iyi doktor olurmuş" diyor. Güler misin ağlar mısın?)
Çeşitli yönleriyle gençlerin eğitimi, çok merak ettiğim bir konudur. Örneğin şu tip soruların cevabını arar dururum:
En kısa yoldan bir yabancı dili -bilhassa İngilizceyi- bir gence nasıl öğretiriz? "Merak duygusu" nasıl aşılanır? Siyasetten spora, tek adama bağlanmanın yaygın olduğu Türkiye'de, sorgulama/ eleştiri kültürünü yaygınlaştırmak mümkün müdür, yoksa beyhude bir çaba mıdır?
22 meslek sahibinin katkıda bulunduğu videoların çoğunu izledim. Yukarıda belirttiğim gibi, gençlere yol göstereceğine inandığım projenin, ilk ayağı hakkında bazı eleştirilerim var:
Konuşanların çoğu hizmet sektöründen, beyaz yakalı kişiler. Beyaz deyince aklıma geldi: Hatta "Beyaz Türk" (bu kavramı kesinlikle 'pejoratif' manada kullanmıyorum) adı verilen kesim ağırlıkta...
Üretim, hele hele Türkiye'ye çok gerekli olan "inovasyon" ilk bölümde ikinci plana atılmış. (Herhalde "şimdilik".)
Az sayıdaki örnekten tekstilde yeni ürün geliştirmek için uğraşan kimyager Banu Gökmen, en büyük hayalinin "Döpiyes giyen iş kadını" olduğunu, ancak bu hayale henüz ulaşamadığını söylüyor.
İnternet girişimcisi Arda Kutsal, bilgisayar programlarıyla doğrudan hiçbir ilişkisi bulunmayan endüstri mühendisliğinde okumuş.
Şunu demek istiyorum: Girişimci olmak, şirket kurup geliştirmek elbette çok önemli, Türkiye için de çok gerekli.
Ancak bu durumda "Ne okusam? Ne olsam?" projesinin temel amacı olan, gençlere "okul-meslek" bağını gösterme fikri kopmuş olmuyor mu? Kerem Görsev konservatuvarda okuyor, caz piyanisti oluyor. Yani meslek- okul bağına iyi bir örnek... Zeynep Fadıllıoğlu mimari okuyor ama şu anda yaptığı tasarımcılık işine ancak ikinci okulu, sanat tarihi katkıda bulunuyor...
Changa Restoran'ın ortağı Tarık Bayazıt ise makine mühendisliği okuyor, işletme mastır'ı yapıyor, daha sonra bol para kazandığı finans sektöründen paçasını zor kurtarıyor!
Bence projenin konseptinin ne olduğuna karar vermek gerek. Hangisi: "Ne okusam, ne olsam" mı, yoksa "Ne okudum, ne oldum" mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.