YAZARA MAİL GÖNDER Yavru fili kurtarmak

YAZARLAR

Galiba hayvanlardan daha çok, fotoğraflarını ve videolarını mı seviyoruz? Şirin bir köpeğin veya dünya tatlısı bir yavru kedinin fotoğrafı Instagram'da anında binlerde "kalp" alıyor.
Instagram sayfasında bol miktarda hayvan fotoğrafı bulunanlar, aynı zamanda birer hayvan sever mi? Valla ben emin değil.
Filozof Albert Camus, "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, orada insanların nasıl öldüğüne bakın" demişti.
Buradan ilham alarak biz de "Bir insanı tanımak istiyorsanız, hayvanları nasıl yaşattığına bakın" diyebilir miyiz acaba?
Başkalarını bilmem ama 36 yaşındaki Gary Roberts'ın gerçek bir hayvan sever olduğuna ilişkin elimizde sağlam bir öykü var.
Çad'ın güneyindeki Bere kentinde yaşayan Amerikalı hasta bakıcı ve misyoner Roberts geçen yılın mart ayında telaşlı bir telefon almıştı:
Duyumlara göre kaçak fildişi avcıları, Çad ile Kamerun sınırına yakın bir bölgede 100 kadar fili öldürmüşlerdi. Acaba Gary bir bakabilir miydi?
Gary hemen Cessna'sıyla havalanarak, 160 km uzaktaki bölgeye gitmişti. Manzara korkunçtu:
Kaçak avcılar iki-üç gün önce tam bir katliam yapmıştı. Avcılar fillerin dişlerini kesip alırken, çevredeki köylüler de yemek üzere hayvanların etlerini doğramışlardı.
Çevrede yaptığı inceleme duyumları doğruluyordu. Kalıntılar gerçekten de yüz kadar filin katledildiğini gösteriyordu.
Yapacak bir şey yoktu. Olayı Zakouma Milli Parkı yetkililerine bildiren Roberts geriye dönmüştü.
Ancak iki gün sonra heyecanlı bir telefon daha aldı: Bir fil yavrusunun katliamdan kurtulduğu söyleniyordu.
Gary tekrar uçağına atladığı gibi, eşi Wendy ve yardımcısıyla birlikte aynı bölgeye gidip hayvanı buldu: Köylüler fili bir ağaca bağlamışlardı.
İpin ayağını keserek açtığı yaralar iltihap kapmıştı. Çocuklar file taş atıp eğleniyordu.

Uçak yolcusu Max

Annesinden ayrı kalan yavru çılgına dönmüştü. Çok acı çekiyordu. Kızgın ve üzgündü. Ayrıca köylüler yavruyu beslemek için inek sütü vermişler ama o da ishal olmasına yol açmıştı.
Gary onu burada bırakamazdı. Ancak bir sorun vardı: Tamam bu bir yavru fildi ama kilosu 150'den fazlaydı.
Önce yavruyu sakinleştirerek kamyonete yüklediler. Max adını verdikleri fili uçağa kadar taşıdılar. Peki, şimdi ne olacaktı?
Roberts ailesi çevredekilerin de yardımıyla Max'ı ancak dört yolcu taşıyabilen tek motorlu pırpır uçağa zar zor bindirmişti ama asıl risk şimdi başlıyordu: Yavru fil uçuş esnasında paniğe kapılırsa ne olacaktı?
İshali devam eden Max'ı iplerle, kemerlerle bağlayarak hareket imkânını kısıtlamışlardı. Ama Max serbest kalan hortumuyla kontrol panelini kurcalayıp duruyordu.
Gary'nin yüzünü okşaması da cabası!
Lafı uzatmayalım: Grubun o şartlarda sağ salim yere inerek, Max'ı yetkililere teslim etmesi adeta mucizeydi. Siz aynısını yapmayı düşünür müsünüz?
Not 1: Fildişi ticareti yasak ama büyük boy bir fildişi, karaborsada 6 bin dolara satılıyor. Bu para, av bölgesindeki bir işçinin 10 yıllık kazancına denk!
Not 2: Roberts'ların hayatlarını riske atarak kurtardıkları Max, bir türlü geçmeyen ishali yüzünden on gün sonra ölmüş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.