YAZARA MAİL GÖNDER Batı'nın üstünlüğü ve üniversite meselesi

YAZARLAR

Haber önemli: Ünlü İngiliz eğitim danışmanlığı firması Quacquarelli Symonds (QS), 2014-2015 Dünya Üniversiteleri Sıralaması açıklandı.
İlk 10'a şu üniversiteler girmiş: 1) Massachusetts Institute of Technology (MIT), 2-3) Imperial College London ve Cambridge Üniversitesi, 4) Harvard Üniversitesi, 5-6) University College London ve Oxford Üniversitesi, 7) Stanford Üniversitesi, 8) California Institute of Technology (Caltech), 9) Princeton Üniversitesi, 10) Yale Üniversitesi.
Yani dünyanın en iyi 10 üniversitesi arasında ABD'den 6, İngiltere'den ise 4 üniversite bulunuyor.
QS firmasının ABD'ye ve İngiltere'ye kıyak geçtiğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Araştırma, dünyanın dört bir yanından 60 bin akademisyene, "Kendi üniversiteniz hariç, en iyi üniversite sizce hangisi" diye sorularak yürütülüyor.
Yani dünyanın en iyi üniversitelerinin Batı'da olduğu ve bunların çoğunun ABD'de ve İngiltere'de yoğunlaştığı, küresel bir yargı...
Hatırlarsınız: Geçen gün "Türkiye yüzünü ne tarafa dönmeli" diye sormuştum.
Benim tercihim, sıkça şahit olduğumuz fırıldakçılığına ve ikiyüzlülüğüne rağmen Batı'dan yana.
Bunun birçok nedeni var. Bir tanesi de işte şu yukarıdaki liste. Bu liste, bilimi geliştirenin, teknolojiyi ilerletenin ve bunlara bağlı olarak küresel ekonomiyi yönlendirenin niye Batı ülkeleri olduğunu gösteriyor. Çünkü en iyi üniversiteler orada!
Türkiye'ye baktığımızda ise... Bizim üniversitelerimizin sıralamada 300'lerin sonunda başladığını ve 600'lere doğru uzandığını görüyoruz.
Bilkent ve Boğaziçi 399'uncu sırayı paylaşmışlar... Onları ODTÜ, Koç, Sabancı, İTÜ, Hacettepe, İstanbul Üniversitesi takip ediyor.

"Saçmalama aslanım!"
Türkiye 2023 yılında ilk 10 ekonomi arasına girmeyi hedeflemiş durumda. TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, "Bugün yaptığımız 150 milyar dolarlık ihracatı, 2023 itibariyle 500 milyar dolara çıkarmamız gerek... Ancak mevcut tabloda bu hedefi tutturmak zor" diyor.
TÜSİAD Başkanı "mevcut tablo" derken... İçeride yaşanan toplumsal ve siyasal gerginlikleri; dışarıda ise Ortadoğu'daki çatışmaları kastediyor.
Dinçer'in saydıkları, gerçekten de Türkiye'nin önünü kesen faktörler.
Ancak sormak isterim: Şunun şurasında 2023'e sadece 9 yıl kaldı... Yükte hafif, pahada ağır olan ileri teknoloji ürünleri satmadan, 150 milyar dolarlık ihracatımızı, 500 milyar dolara çıkarmamız mümkün mü?
Bence değil. En iyi üniversitemiz listeye 400'üncü sıradan giriyorsa... Geçmiş olsun: "Yükte ağır, pahada hafif mallar" satmayı sürdüreceğiz demektir.
Daha da vahimi: Biz kendi kendimize çelme takıyoruz. Geçen gün birisi "ODTÜ, Boğaziçi ve Bilkent yıkılmalı" diye yazıyordu. Yani ülkenin en iyi üniversitelerinin kapatılmasını istiyordu.
Diyeceksiniz ki "Canım o bir kişinin görüşü; önemseme..." Tamam ama izlediğim kadarıyla kendi camiasından kimse de çıkıp bu elemana haddini bildirmedi. Hiç olmazsa "saçmalama aslanım" demedi.
Düşünün ki bu ipe sapa gelmez sözler, Başbakanlık makamında bir Boğaziçi mezunu oturmaktayken sarf ediliyor.
Ne diyeyim? Allah akıl fikir versin!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.